Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Tarımda enerjinin önemi-1

Bütün sektörlerde enerji, 1970’li yıllardan itibaren çok önem verilen konulardan birisi olmuştur. Dünya genelinde, 1973 ve 1979 yılları petrol krizlerinde sonra, enerji ve verimliliğe verilen değer artmış, 1980’lerde, fosil yakıtların tüketiminin artışıyla da bu sefer çevre kirliliği devreye girmiştir.

Enerji ekonomistlerine göre ekonomik büyüme ve kalkınmanın temelinde enerji yatmaktadır. Bu yaklaşımda enerji tüm mal ve hizmetlerin üretimi sürecinde olmazsa olmazı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca kalkınmanın başlangıcında tarımsal faaliyetleri ön planda olup, tarımdan sanayiye, sanayiden de hizmet sektörüne doğru bir dönüşüm vardır. Bununla birlikte, gerek son yıllarda dünya ekonomisinde ki gelişmeler, gerekse de tarım sektörünün kilit görevler üstlenmesi, pek çok ülke bu sektörün gelişmesine özel bir önem vermektedir. Ekonomi, sosyal hayat ve üretime darbe vuran Pandemi sürecinde ve tüm afetlerde, gıda ve enerjinin önemi daha da iyi anlaşılmıştır.

Nüfus artışı, sanayileşme ve iyi beslenme arzusu, tarım sektörünün dünyada ve Türkiye’de üretim artışına zorlamakta, sektör tarafından kullanılan enerjinin de artırılmasına ihtiyaç duymaktadır. Öte yandan enerji maliyetlerinin günden güne artışı da tarım sektörünü zora sokmakta, artan enerji tüketiminin ülkenin ekonomik büyümesini nasıl etkileyeceği sorgulanmaktadır.

Enerji, ilkel çağlardan beri tüm canlıların kullandığı önemli bir değer olmuş, enerji üretim ve tüketim faaliyetlerinde temel girdi olarak kabul edilmiştir. Modern ekonominin başlangıcından itibaren günümüz iktisatçılarının büyük bir kısmı, büyüme ve kalkınmanın temel girdisi olarak sermaye, emek ve doğal kaynaklar üzerinde durmuşlar, ancak 19. yüzyılda küreselleşmenin de etkisiyle sanayileşmiş ülkeler enerjinin iktisadi büyümenin temel girdilerinden biri olduğunu kabul etmişlerdir.

Öte yandan tarım, diğer sektörler kadar ülkenin gelişiminde ve insan ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir paya sahiptir. Nüfusun gıda ihtiyacını karşılaması ve endüstriyel üretime girdi temin etmesi ile stratejik bir öneme sahip olduğu kadar, ekonomi politikalarında da önemli bir yer tutmaktadır.

Tarım toplumu döneminde geçimlik ihtiyaçların karşılanması amacıyla gerçekleştirilen tarımsal faaliyetler, sanayi devrimi sonrasında artan kentleşme eğilimine bağlı olarak aynı zamanda ticari bir sektör haline gelerek gelişimini devam ettirmiştir. Böylece uluslararası ve ulusal olarak meydana gelen ticaretin yaygınlaşması ve teknolojik ilerlemeler sonucunda ortaya çıkan makineleşme süreci, küresel temelde üretimi etkilemiş ve hızlandırmıştır. Bu hızlı gelişimden dolayı tarım sektörü önemli derecede payını almıştır. Ancak dünya nüfusunun sürekli artış göstermesi, tarıma elverişli alanların çeşitli nedenlerle azalması ve gıda israfı, özellikle gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde yetersiz beslenme ve açlık sorununa neden olmakta ve sorunun daha da artacağı ortadadır. Birde buna iklim değişiklikleri, küresel ısınma ve kuraklık riski eklenirse yukarıda belirlenen risklerin gelişmiş ülkeleri de vuracağı ve devletlerarası ciddi kargaşalara ve savaşlara yol açabileceği düşünülmektedir.

Diğer sektörlerde olduğu gibi tarımsal üretimin artmasında da enerji kullanımı en az makineleşme kadar önemli bir paya sahiptir. Öte yandan teknolojinin hızla ilerlemesi ve tüketiminin yaygınlaşması tarım sektöründe de olumlu sonuçlar vermektedir. Bir anlamda enerji tüketimiyle birlikte üretimin de standartları yükselirken; verimlilik seviyesi, tarımsal nüfus ve sulanabilir alanların artırılması ile sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin de hız kazandığı görülmektedir.

Tarımsal üretimde enerji kullanmanın belirtilen olumlu etkileri yanında; kimyasal gübre ve zirai ilaç yapımı ile makineleşme ile artan enerji tüketimi, çevre ve insan sağlığını tehdit etmeye başlamıştır. Geleneksel tarım sisteminden modern tarıma geçilmesi, enerji tüketimini hızla arttırmıştır. Bu kontrolsüz artış beraberinde tarımsal üretimde tüketilen enerjinin etkisinde azalma getirmiştir.

Anlatılmak istenen tarım enerjisiz, enerji de tarımsız olamaz. Her iki sektör de birbirine muhtaç olan iki ele benzer. ‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var’, deriz ya, işte öyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi

Konya’dan Ankara’ya yağmur rejimi

17 Şubat 2026 Salı 14:39

Su, sınırsız kaynak değildir-1

10 Şubat 2026 Salı 11:31

Gençlere mahsus Cuma Namazı

27 Ocak 2026 Salı 14:51

Kırık Ok (Barışa giden yol)

06 Ocak 2026 Salı 12:43

Evlilikte adâlet ve muhabbet sorunu

30 Aralık 2025 Salı 16:43

İsraf bir insanlık katliamıdır

23 Aralık 2025 Salı 10:22