Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

“Türkiye Türkçesi ortak dil olsun”

“Türkiye Türkçesi ortak dil olsun”

TARİHE YOLCULUK (198)

“Türkiye Türkçesi ortak dil olsun”

 

  • Türk Dili Konuşan Gazeteciler Vakfı Başkanı Naziya: “Dil Birliğini sağlamaya yönelik tüm Türk Cumhuriyetleri, Türkiye Türkçesini ortak dil olarak kullanabilir.”

 

 

Ahde Vefa Turan Birliği Derneği, İsmail Gaspıralı Bey’in henüz hayata geçirilemeyen bir projesi olan “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” fikrinin dâvacısı olarak bir güzel konferans düzenledi.

Toplumsal Gelişim Derneği (TOGED) Başkanı Abdullah Uluyurt, Kazakistanlı Gazeteci-Yazar ve aynı zamanda Türk Dili Konuşan Gazeteciler Vakfı Genel Başkanı Naziya Joyamergen ile birlikte şehrimize geldi.

Abdullah Uluyurt arkadaşım ve dostum. Balkan Evi Dernek başkanı olarak Makedonya ve Kosova’yı beraber gezmiştik. Balkan ülkelerini ve eski Osmanlı coğrafyasını onun sayesinde gezmiş ve görmüştüm. Bu gezi izlenimlerimi Aydınlar Ocağı’nda paylaşarak anlatmıştım. “Osmanlı’nın İzinde Balkanlar” adlı kitabımı yazdığımda kendisine hediye edeceğime dair söz verdim. Elbette sözümde duracağım ve bu eseri bütün haklarıyla birlikte aziz dostuma vereceğim. 

Konya’ya ilk defa gelen meslektaşım Naziya Bisenova ile yeni tanıştım ve bana bir kartvizitini verdi. Çok sevecen, girişken, akıllı ve Türkçe’yi gayet düzgün kullanan bir hanım. Türk Dünyasında dil birliğini sağlamaya yönelik çalışmaların altına elini koyan yürekli bir insan olarak güzel bir konuşma da yaptı. Ahde Vefa Turan Birliği Derneği Genel Başkanı Harun Meral, Turan Birliği’ni kültürel anlamda tesis etmeye yönelik güzel ve yararlı faaliyetlerin altına imza atmaya devam ediyor. Kendisini buradan kutluyor ve tebrik ediyorum.

20180125_165924.jpg

“Sosyal Bilim Kimliğimiz ve Geleceğimiz Demektir”

“Türk dünyasının her alanda iletişim sorunu vardır. Ortak bir ruh dünyası ne yazık ki oluşturulamadı. Dilde Birlik, Fikirde Birlik ve İşte Birliğin hayata geçirilmesi için yeni söylemlere ihtiyaç vardır” diyen Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bünyamin Ayhan, Azerbaycan’la ortak Akademik dergiler çıkaracaklarını ve sosyal bilimlere ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi.

“Türk Dünyası Kültür Köprüsü ve İletişim Birliği” konferansın konu başlığını teşkil etmesi bakımından hayli iddialı bir başlık olduğunu söylemeliyim. Uzun uzadıya ele alınması gereken çok önemli bir mevzu elbette. Bir konferansa sığdırılamayacak kadar geniş bir mesele. Daha düne kadar ne İslâm coğrafyasından ne de Türk coğrafyasından bîhaberdik. Gönlümüz ve kalbimiz Türkistan’daki soydaşlarımızla birlikte atıyor, fakat onlarla kültürel bağ ve iletişim kurmada çok büyük zorluklarla karşılaşıyorduk. Özal sayesinde bu kırılmaya, gözümüzü Avrupalıların “Orta Asya” dediği Türkistan coğrafyasına doğru çevirmeye başladık. Gördük ki aramızda dağlar kadar bir iletişim kopukluğu yaşandığını sonradan farkettik. Birbirimizle yakınlaştığımız, konuştuğumuz zaman gönüllerimizin o dağlar kadar uzakta olmadığını anladık. Folklor ve mûsıkînin bu yakınlaşmada önemli bir iletişim vazifesi gördüğünü söylemeliyim. Önce bu iletişim kopukluğunun nerelerden kaynaklandığını araştırmaya koyulduk. Karşımıza; Dil Birliği’ni, Rusya tarafından nasıl bir plan ve program çerçevesinde parçaladığına şahit olduk. Dilde birlik sağlayamayan millet ve toplulukların bir üst Türk kimliğini oluşturmada Fikir Birliğine varmalarının mümkün olmadığını da bilmeleri gerekiyordu. İş’de, yâni siyasî ve ticarî birliği sağlamanın yolunun da kültürel ve ticarî anlaşmaların altına, altının sağlam projelerle doldurulmak suretiyle imza atılması gerektiği inancı yatıyordu. Ne İslâm Birliği ne de Türk Birliği henüz tesis edilmiş değil. Bu birlikteliği hayata geçirme noktasında değişik adlar altında adımlar atılmasına atıldı ama Dil Birliği’nin mutlaka sağlanması elzem gözüküyor.

“Yatsı Namazını da Kızıl Elma’da Kılarsınız!”

TOGED’in Kazakistan Şube Başkanlığını da yürüten Naziya, kısmen bağımsızlıklarına kavuşan Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere Türkiye ile iletişim sağlamada gazeteci ve yazarlara büyük görevler düştüğünü ifade ederek “70 seneden beri beyinleri yıkanan Türklerin kendi soyuna, kendi kökenine dönmelerini sağlamak gerekiyor. Türk, Tatar, Kırgız, Özek, Türkmen tercüman aracılığı ile konuşuyor. Alfabe değiştirerek birbirimizi anlayamayacak hale geldik. Ama biliyoruz ki, Kazakistan Latin Alfabesine geçmeye karar verdi. Nasıl yapabiliriz? Harfler nasıl olsun diye kendi aramızda tartışıyoruz. Biz diyoruz ki, hazır Türkiye Türkçesindeki harfleri alalım onları kullanalım diye. Ama Rus kafalı bazı yaşılar buna engel olmaya çalışıyorlar. Yine biz Türklüğümüzü unutmadık, Türk olduğumuzu unutmadan bu işe devam edeceğiz. Benim düşüncem ise, tüm Türk Cumhuriyetleri Türkiye Türkçesini ortak dil olarak kullanabilir.” dedi.

Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet dileyen Naziya, konuşmasına, insanın ufkunu açan şu sözlerle nokta koydu: “İletişim beyinde başlar ve yürekte devam eder. Zihnimizde iletişimi geçemezsek Turan Birliğinden bahsedemeyiz. İletişimciler için Turan; Isık Gölü’nde sabah namazını, Türkistan’da öğle namazını, İstanbul’da ikindi namazını, Saraybosna’da akşam namazını kılmaktır. Yatsı namazını da Kızıl Elma’da kılarsınız!”

Ömrümüz elverirse bir Cuma namazını da Vatikan’da kılmak nasip olur inşallah!

Naziya Bissenova’ya teşekkür ediyor ve dost ve kardeş ülke Kazakistan’a selâmlarımızı yolluyoruz.

 

YARIN: Selçuklu Mimarisi, Tapu Senetlerimiz ve Kozmik Belde Ahlat…

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları) Arşivi
SON YAZILAR