1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. NE AFRİN’MİŞ BE!
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

NE AFRİN’MİŞ BE!

A+A-

Değerli dostlar, 50 yıldır aklımın erdiğini düşünürsek; ülkemde son 2 yılda gelişen ve değişen gündem ve süresinin geçen 50 yılın herhangi iki yılından daha yoğun olduğunu net bir şekilde söyleyebilirim. Bu yoğunluk artarak sürüyor. Gündem belirlemede dış güçler kadar iç dinamiklerin de yoğun etkisi oldu.

Kronolojik bir sıralama yapacak olursak, 60 İhtilalı’nı pek aklım ermiyor ama son 50 yıldaki Masonik ve sol iktidarlar döneminde gündem bu kadar renkli ve yoğun değildi. Bu dönemlerde Batı’nın ve iç dostlarının istediği zaten buydu ki olaylar pik yapmadı. Yok gösteriler, yok halkı ayaklanmaya davetler, yok sahte demokratların karşı atakları ve zulüm dönemleri de dahil ülkemin gerçek sahibi mazlum halkım sabretti, sabretti; zira devlet ve yöneticilerine devlet geleneği gereği zaten baş kaldıramazdı.

1960 İhtilalı’nda bile millete rağmen, vatandaş sinmiş, ihtilalı kabullenmese de, sessiz kalarak köşesine çekilmişti. 80 İhtilalı’nda de öyle olmuştu. Ben o zaman memurdum. Her şeyi sinemize çektik. Vatan, millet dedik, ülkemizin düze çıkması için dualar ettik. Bazı icraatları kabullenmesek de vatana olan sevgimiz çok şeyin üstünde tuttuk. Ha bunu yapanlar sağcı-solcu-İslamcı ve milliyetçi vatanseverlerdi.

Sonra rahmetli Özel iktidarları, ardından ülkeyi yıkıma götüren koalisyon hükümetleri. 1974 rahmetli Ecevit-Erbakan iktidarında Kıbrıs harbini yapmış ve bildiğiniz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştu. Bu savaş bizi ekonomik olarak çok sarstı ancak Amerikan ambargosu ve ekonomik krize rağmen millet ayağa kalktı, yeni iktidarlar kurdu.

Hele de 28 Şubat ta, o zaman ki ağızların ifadesiyle “postmodern bir darbe” yapıldı ki, dillere destan. Kalkınan, projeler yapan, kendine yetmeyi hedefleyerek denk bütçeler yapan, milli silahlara ve milli kalkınmaya öncülük eden bir iktidar dış güçlerin sözcülüğünü yapan bir kesim rütbeli tarafından, kendini milletin ve devletin hamisi gören laikçi ve Kemalist kesimin desteği ile al aşağı edildi. Necip milletim buna da ses etmedi, sustu, küstü ama zamanı gelince sandıklarda usulünce cevabını verdi.

Ardından siyasi çalkantılar, demokrasi dışı, çoğunluğu oluşturan halkın gücü ve isteğine rağmen çeşitli ayak oyunlarıyla hükümet atamaları geldi. Bunu da anladıkta da, ülkeyi kurtarma bahanesiyle gelip meşru hükümeti devirenlerin işbirlikçileri Kemalist-laikçi yandaşlarının ülke soygunlarına ne demeli.

O zaman bile bu ülkenin gerçek sahipleri, muhafazakar-cumhuriyetçi-demokrat, solcu-sağcı vatandaş yine ağzını açmadı, devletine hep saygı duydu. Ne hikmetse onca soyguna rağmen laikçi teyzeler ve Kemalist vurguncular hiç sokağa çıkmadı, vurguncuları protesto etmedi. Soyguncularının cepleri o kadar doldu ki, ülkeyi soymak üzere dışarıdan başka bir uzman getirerek daha da ileri gittiler. Belki bu adam iyi niyetliydi ama onu da kullandılar, posasını çıkardılar, adam da ülkeyi terk etti.

2000’li yıllara geldik. Soyguna, yolsuzluğa, durağanlığa dur diyen millet; demokrat, cumhuriyetçi,  İslamcı, milliyetçi ve gerçek Atatürk sevdalılarının desteğiyle yeni bir iktidarla yol açtı. Birkaç sene laikçiler, eski komünist ve aşırı solcu unsurlar Kemalist kılıfla tekrar devreye girerek milletin iktidarına “hayır” protestoları çekti. Sokaklarda mitingler, evlerden tencere tava ile iktidarı, aslında milleti, yani kendi gibi düşünmeyenleri protesto etti.  “Hani siz demokrattınız, biz demokratik usullerle iktidara geldik” diyenlere “hayır, demokrasi elitlerin iktidarıdır; köylüler, muhafazakarlar, baş örtülüler burada iktidar olamaz, siz bizim istediğimiz kadar hürsünüz, demokrasi kurallarını biz belirleriz’ dediler. Üstelik de “bizi ötekileştiriyorsunuz, milleti ikiye bölüyorsunuz” diye de feveran ettiler. 

Batı yine durmadı. Suriye krizi ardından FETO hainlerin ihanetiyle vurmaya çalıştı. 15 Temmuz’a iktidar karşıtları, zorbalar bu işe “iktidarın oyunudur, dün kola kola girdiğiniz adamlarla oyun oynuyorsunuz, bu bir kontrollü darbe” dediler. Bunu da anladık da, Afrin olayları 60, 80, 28 Şubat yardakçılarını ele verdi. Yani bunların FETÖ’den farkı yok. Görüyorsunuz milleti yenemeyenler bir şekilde, dış güçlerin de desteğiyle başka yollar bularak iktidar karşıtlığı adı altında “vatan ve millet düşmanlığı yapıyorlar”.

Bu vatanın asli unsurları ise hiçbir dönemde, iktidarı ve askeri ile karşı karşıya gelmedi. Ayağa kalktı, dış güçleri yendi ama nasıl oluyorsa soygun olduğu dönemde susanlar, kalkınma dönemlerinde iktidar karşıtlığını “Bu sefer savaş karşıtlığı bildirileri ile ortaya çıkıyorlar”. AFRİN MİLLETİN AYNASI OLDU. Solcu, muhafazakar ve milliyetçi, gerçek vatanseverler; iş bize düşüyor, olay var olma mücadelesidir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum