Yusuf Alpaslan Özdemir

Yusuf Alpaslan Özdemir

YAKIN TARİH OKUMALARI

Çizgi Kitabevi ve yayınlarını, kültüre katkılarını şehrimizde ve dahi ülkemizde bilmeyen yoktur. Çok uzun zamandır yakınen tanıdığım Ömer Arlı Bey, sonrasında tanıdığım kardeşi Mahmut Bey, kitabevini gerçekten tam bir edebiyat mahfiline çevirdiler, sağ olsunlar var olsunlar, inşallah emeklerinin karşılığını alırlar.
Yakın Tarih Okumaları bu güzel mekanda düzenlenen bir okuma ve istişare etkinliği. Adem Seleş hocanın öncülüğünde çoğunluğu üniversite öğrencisi ilgili ve bilgili olduklarını hissettiğim güzel bir topluluk omuz veriyor bu okumalara. Son oturumun konusu Kazım Karabekir paşa idi. Sunumu ise, Necmettin Erbakan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıfı öğrencisi, aynı zamanda refikimiz Yenigün gazetesinde makaleleri de yayımlanan Eray Eroğlu yaptı. Oturumda neler konuşulduğuna gelmeden önce Adem Seleş Hocaya bir paragraf açmam gerekiyor sanırım. 
Ercan Yıldırım, Asım Öz, Alaattin Karaca gibi kıymetlerin fikirleriyle hemhal olduktan sonra, bu minvaldeki sürüden ayrı(!), aykırı düşüncelere daha bir kıymet verir buldum kendimi. Neydi bu konu ve düşünceler? Kültürel iktidar odaklı ezber bozan yargılar. Çizgi kitabevindeki oturumdan sonra Seleş hoca ile kısa bir muhabbet ortamımız oldu, biraz daha yakından tanıma fırsatı buldum kendisini. Farklı ve güzel düşünüyordu, hele de STK’lar, kültürel etkinlikler noktasında. Oradan ayrılır ayrılmaz, hakkında bir internet gezintisine çıktım. Mustafa Everdi hocamızın Dünya Bizim sitesinde yazdıkları hakikaten önemliydi: ‘Adem Seleş, Kamu Yönetiminden mezun. Birikimli olmasına, Türkiye’de sosyal alanlarda faaliyet gösteren herkesi tanımasına rağmen Şırnak Üniversitesi’ne “uzman” olarak gitmeyi göze alabilir. Konya gibi mekanı, Türkiye’nin her yerine ulaşabilme imkanı vardı. Bütün bunları bir yana itip 45 yaşından sonra memur olmayı göze alabilmesi serazat kişiliğinin yansıması. Gece yarısı binlerce kilometre yola çıkmaya niyetlenir; klasik bir Uno ile Türkiye topraklarını dolaşmasını bu gözü karalığa borçlu. Türkiye’yi mavi bir gökyüzü sarar, bütün dostlukları Adem Seleş. Altında bir Uno; bütün yollar onun için maceranın sürdüğü zeminlerdir. Yedi kat gökyüzü yorganı ve toprak onun meskeni. Riyalarımızın sis bombasını dağıtır, haris gözlerin perdesini açar; sahnelerin örtüsünü. Bu nedenle o gelince üşüdüğünüzü anlarsınız birden. Çıplak olduğunuzu.’ Yazı daha uzun, söylenecek yazılacak da çok şey var ama bize ayrılan yer azalıyor, daha asıl konuya dahi giremedik, Adem Seleş hocayı yakından tanıyın, takip edin, fikirleri hakikaten yeni ufuklar açacaktır dünyanıza…

Bu uzun girizgahtan sonra Çizgi Kitabevi’ndeki sımsıcak mekanımıza, Yakın Tarih Okumaları’na geri dönelim. 
‘Türkiye, konu bolluğu yaşayan bir ülke. Bu oturumlarda bir fikir ya da konu kapıp, üzerinde çalışmalar yapılması en büyük kazancımız olacak.’ şeklinde Adem Seleş hocanın sözleriyle başladı oturum. Kazım Karabekir hakkında yeterince kaynak olmadığını, yapılan çalışmaların da yetersiz olduğunu söyleyerek sunumuna başlayan Eray Eroğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: ‘ Paşanın temkinli bir karakteri var. Henüz 14-15 yaşlarında ailenin bütçesini kendisi belirliyor, okuldaki gerginliklerde hep arabulucu. Okullarda hocalarından dinlediklerini, ek okumalarla zenginleştiriyor. Babası da asker olduğu için,aileden de gelen bir askeri duruşu var. Babasıyla pek çok yer geziyor. Özellikle Van, Harput ve Mekke’den çok etkileniyor. Arapça’yı öyle güzel öğreniyor ki, hocaların Arapça ile ilgili derslerine de katkı sağlıyor. Çeviriler yapacak kadar Fransızca, Kürtçe de öğreniyor Kazım Karabekir. Almanca da var listede, diğer diller kadar hakim olmasa da. Ayrıca, coğrafyaya çok hakim. Gezdiği yerlerde notlar almayı önemsiyor. Not almak, onun fikir hayatında çok önemli: hemen her şeyi not eden, yazan biri. 
Kazım Karabekir bir İttihatçı, Kuleli’de tanışıyor İttihatçılık’la. Abdülhamit’e ve İstibdata karşı. Milli mücadeleye çok İyi bildiği Anadolu’dan başlanması gerektiğini savunuyor.’
Kazım Karabekir’in babasının Mevlevi dergahına bağlı olduğu, kendisinin de Fatih camii hocalarının birinden çok etkilendiği, Karabekir’in musikiyle ilgilendiği, bir iddia üzerine keman çalmayı çok iyi şekilde öğrendiği, ayrıca marşlar bestelediği, bunlardan bazılarının okullarda okutulduğu bilgilerini de veren Eray Eroğlu, Kazım Karabekir’in duygu dünyasını ve prensiplerini de aktardı, konuşmasında: ‘ Hayatının her döneminde kavgadan uzak duran biri. Arapların kendi aralarında çok kavga ettiklerini, fakat her kavgadan sonra birbirleriyle daha samimi olduklarını görüyorum diyor Paşa. 
Mustafa Kemal’in tutuklanma kararını tanımadığını ve onun yanında olduğunu net olarak ortaya koyuyor. Kendisi de meşhur Kılıç Ali tarafından sorgulanıyor ama beraat ediyor. Meclise giriyor, meclis başkanlığı da yapıyor. 
Burada Adem Seleş, önemli bir hatırlatma ve uyarıda bulunuyor: ‘Hatıralar önemli. Zıtlıklar, kahramanlıklar farklı kalemlerden okunmalı. Çünkü, birinin kahraman dediğine, bir başkası hain diyebiliyor. Yani hatıraları çapraz okumayla değerlendirmek gerek.’
Soru cevap kısmında da; Kazım Karabekir’in İnkılaplara karşı tutumu sorusuna, ‘ İstişare içinde geçmesini istiyor, direkt karşı çıkmıyor. Mustafa Kemal’in bir devrimci olduğunu, fakat demokrasi anlayışının kısıtlı olduğunu düşünüyor. Karabekir; eğitimi çok önemsiyor, önce çocuklardan başlanmasını savunuyor. Kendisi de Ermeni tehciri olaylarında Ermeni çocuklarının eğitimiyle özellikle alakadar oluyor’, Ermeni tehcirine bakışı ile ilgili bir soruya, ‘ Dönemin bakışıyla aynı bakıyor, dönemin ruhundan bağımsız hareket etmiyor. Neden İttihatçı sorusuna, ‘ Ortada İslamcı, Türkçü, Milliyetçi vs.  bir alternatif görüş yoktu, İttihatçılar vardı.’, ittihatçıların neden bu kadar dağıldıkları ile ilgili bir soruya, ‘ İttihatçılarda Osmanlı mozayiği var, her kesimden insan var, Osmanlı’nın çıkışa geçmesi için fikirler de ileri sürüyorlar, fakat bu konuda ortak bir kanaat oluşmuyor…’ cevaplarını veriyor Eray Eroğlu. 
Eray Eroğlu konuşmasının başında Karabekir paşayla ilgili kaynakların az, çalışmaların yetersiz olduğunu söylemişti. Okunabilecek kaynaklardan bazılarını da yanında getirmişti, ki bunları fotoğraflarda görüyorsunuz. Yeni yayınlanan, Mustafa Armağan’ın Ketebe Yayınları arasında çıkan Kazım Karabekir’in Gözüyle Yakın Tarihimiz 1-2, Oğuz Çetinoğlu ve Mehmet Şadi Polat’ın Boğaziçi Yayınevi etiketli Her Yönüyle Kazım Karabekir, Mustafa İnal’ın Askeri isyanlar Darbeler ve Ara Dönemlerin Perde Arkası( Ensar Yayınları) kitaplarını da biz salık verelim meraklılarına. Çizgi Kitabevi’nin de Nuri Köstüklü imzalı Kazım Karabekir ve Eğitim adlı kitabını da eklememizde fayda var. Eray Eroğlu’nun konuşmasında işaret ettiği görsel katkılar ise, Murat Bardakçı’nın hazırlayıp sunduğu  Tarihin Arka Odası’nın ve İlber Ortaylı’nın konuk olduğu CNN Türk’teki programların Karabekir paşayla ilgili bölümleri idi. 
Adem Seleş hoca, Ömer ve Mahmut Arlı Bey’ler bu şehre vefalarını en güzel şekilde gösteriyorlar, kadim şehrimizin kültür dünyasına birer tuğla ekliyorlar. Takip etmekte, bilgilenmekte fayda var...


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.