Davutoğlu ne diyor?..

Eski Başbakanlardan Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu’nun, 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu’nun sorduğu 25 soruya toplu olarak verdiği 71 sayfalık cevap metnini daha henüz okumaya başladım.

Sayın Ahmet Davutoğlu, sorulara ayrı ayrı cevap vermek yerine tek bir metinde bütün soruların cevabını vermeyi yeğlemesi düşündürücü bulunabilir.

Verdiği cevaplarla, "tarihe bir not düşmeyi" ve Türkiye'nin içinden geçtiği günleri gelecek nesillerin daha iyi anlamasına yardımcı olmak için "zihni bir miras olarak bırakmayı" amaçladığını ifade eden Davutoğlu, Gülen örgütüyle ilgili kanaatlerini 4 aşamada özetliyor.

Meselâ, “hoşgörü mesajlarının verildiği, teknolojik donanımlı okulların açıldığı doksanlı yılların başlarında bu yapının gün gelip barbar bir darbe girişiminin örgütleyicisi olacağını öngörebilmek bu yapının muarızları tarafından bile mümkün değildi” şeklinde ön yorumda bulunarak başladığı be dört merhalenin ilk aşamasını, “12 Eylül darbesi dönemine kadar giden istifhamlar/soru işaretleri aşaması” olduğunu belirterek “O günlerde, üniversite gençliğinin bir mensubu olarak bizler için 12 Eylül darbesini `hayırlı bir gelişme’ olarak tanımlayan bir yapıya şüphe ile yaklaşmak doğal bir tavırdı. Bugünden geriye baktığımızda bu yapının darbe aşkının o yıllara kadar gittiğini söylemek mümkündür. Bu örgütün darbeci mantığı ve yaklaşımı ile ilgili istifhamların yoğunlaştığı yıllar ise millet iradesi ile iş başına gelmiş hükümetin post-modern bir darbe ile devrildiği 28 Şubat dönemi olmuştur. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamıza ve onun Başbakanlığında Devlet Bakanı görevini yürüten 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e başta D8 olmak üzere dış politika bağlamında fahri danışmanlık yaparak katkıda bulunmaya çalışmam dolayısıyla gelişmeleri yakından takip etme imkanı bulduğum bu dönemde, bu yapının istifhamları artıran takiyeci yüzünü daha yakından tanıma imkanı buldum.” diyor.

Gülen’in, 12 Eylül’ü “hayırlı bir darbe” olarak yorumladığını kaydeden Davutoğlu, “yıllar sonra milletimizin umudu olarak iktidara gelen Refah Partisi’ne karşı İslamofobik ve vesayetçi anlayışla gerçekleştirilen 28 Şubat darbesinin de yanında” yer aldığını belirterek “O dönem, başörtüsünü teferruat olarak görmesi de, hem bugün daha kolay anlamlandırabildiğimiz takiyeci yönünü, hem de kendisine alan açmak için, 28 Şubat bileşenleri tarafından baskı altında tutulan İslami oluşumları açığa düşürmeye yönelik fırsatçı ve hain karakterini ortaya koyarak hepimizin tepkisini çekmişti.” görüşüne yer veriyor.

Bu yapıyla ilgili kanaatlerinin istifham ve mesafeden siyasete müdahale niteliği taşıyan 4 somut (müşahhas) bir şüpheye dönüşmesinin, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasıyla gerçekleştiğini söyleyen Davutoğlu,

Paralel Yapıyla ilgili kanaatlerinin kırılmaya uğradığı üçüncü aşamanın ise 17-25 Aralık 2013 operasyonları olduğunu belirtiyor.  Davutoğlu, “Başbakan olarak katıldığım 30 Ekim 2014 tarihindeki ilk MGK toplantısında bu yapının “Milli Güvenliğimizi tehdit eden, kamu düzenini bozan, iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlar” başlığı altında ele alınması ile birlikte illegal mahiyette bir örgüt olarak tanımlanmış oldu. Başında bulunduğum 62, 63 ve 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri tarafından yürütülen mücadele bu tanım ve bağlamda yürütüldü”ğünü ifade ettikten sonra dördüncü merhaleyle ilgili şu ifadelere yer veriyor:

Bu örgütün sadece devlet içinde yapılanan paralel bir kriminal örgüt değil bunun bile çok ötesinde kendi halkına bomba yağdırabilecek ölçüde barbar bir ihanet çetesi olduğunun ortaya çıkmasıdır ki, bu da 15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte yaşandı. Başta canlarıyla tarih yazan aziz milletimiz olmak üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız, Parlamentomuz, AK Parti kadroları ve 65. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti örgütün bu hain teşebbüsü karşısında ortak bir tavır sergileyerek destansı bir mücadele verdi.

Geçmişe dönük değerlendirmelerin ve siyasi ve hukuki mülahazaların bu dinamik seyir içinde yapılması, bu tehdit karşısında ortak bir yaklaşımın geliştirilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Aksi takdirde olayların bu seyri göz önüne alınmaksızın anakronistik bir yöntemle yapılacak ithamlar ve suçlamalar tam da örgütün istediği bir toplumsal atmosferin oluşmasına sebebiyet verir.”

 

***

Sayın Davutoğlu’nun FETÖ ve Paralel Devlet Yapılanması’na bakış açısını anlamak adına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın neden 64. Hükümet’in başında iken görevinden alındığı ile ilgili sorulara eğer yeterince cevap bulamadıysanız, bu metinde kırık dökük de olsa bir şeyler bulmanız mümkündür diye düşünüyorum.

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Sayın Davutoğlu, FETÖ adlı örgütün dış bağlantılarını “dış politika” açısından da değerlendiriyor. Dışişleri ve Başbakanlık dönemlerinde alınan tedbirleri de o cevap metninde dile getiriyor.

Acaba Davutoğlu ne diyor?..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum