İHMAL EDİLEN DİN EĞİTİMİ

MAK Danışmanlık Şirketi tarafından “Türkiye’de Toplumun Dine ve Dini Değerlere Bakışı” üst başlığı ile yaptığı anket çalışmasında dikkat çeken sorulardan bir tanesi de;

-İslam dini ile ilgili bilgileri daha çok hangi kaynaklardan öğreniyorsunuz? Sorusudur.

Katılımcıların yüzde 30’u “Dini Kitaplar”; yüzde 45 ile “internet”; yüzde 20’si “Birine Sorarak” öğreniyorum derken yüzde 5’i cevap vermiyor.

Dikkat ettiniz mi “KUR’AN KURSU ve OKUL” cevabı yok.

Buradan şu anlaşılıyor; Kur’an Kursu ve okullarımızda çocuklarımıza dinimizi öğretemiyoruz.

Müslüman bir ülkede, devletin en temel görevi; “İslam’ı Öğretme” olmalıdır. “Din Güvenliği”, “Can ve Mal Güvenliğinden” önde ve daha önemlidir.

     Ayrıca, Müslüman bir ülkede İslam’ın öğretilmemesi, “insan hakları ihlali” olur. İnsanın en temel hakkı kendisine dininin öğretilmesidir.

     Bu büyük insan hakları ihlalinin ortadan kaldırılması için devletimiz; okul öncesinden, üniversiteye kadar yapısal değişikliklere giderek dini eğitimi, bütün eğitim kademelerinde zorunlu hale getirmeli; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin ders saatleri artırılmalı; tüm öğretmenlerimiz, branşı ne olursa olsun milli ve manevi değerlerimizin kazandırılmasında etkin hale getirilmelidir.

Din eğitimine küçük yaşlarda başlanılmalıdır.

     Az çok eğitimden anlayan her kime sorarsanız sorun; eğitim nerede başlar, diye; eğitim, anne karnında başlar diyecektir.

     -Allah(cc) aşkına!

- Bizdeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi eğitimi niye dördüncü sınıfta başlıyor?

Üstelik, ilkokul 4.sınıf ve ortaokulda haftada iki saat, lisede ise bir saat.

-Seçmeli Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed (sav)’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler dersleri de var, diyebilirsiniz.

Seçmeli derslerin sanıldığından çok az seçildiği gerçeğinden haberiniz var mı, bilmiyorum; benim bildiğim sanıldığından az seçildiğidir.

Seçmeli derslerin seçiminin derslere göre oranı Milli Eğitim Bakanlığı’na sorularak öğrenilebilir.

Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı’na Kur’an Kurslarımızda öğrenim gören öğrencilerin sayısı ve özellikle öğrenim gören talebelerin yaşları sorulabilir.

Kur’an Kurslarımıza devam eden talebelerin yetişkinlerden olduğu görülecektir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri de zorunlu eğitimin 12 yıl olmasıdır. Öyle olunca dinimizin öğretilme vazifesini okullarımız üslenmek durumundadır.  

     Herkes şunu iyi bilsin, iyi anlasın ki; çocuklarımıza okullarımızda dinimizi öğretmek zorundayız, başka çaremiz yok ve hiçbir mazeretin geçerliliği kalmamıştır. Öyle değil mi?

     *Gençlik elden gidiyor!

     *Aile elden gidiyor!

     *Alkol, uyuşturucu, sigara almış başını gidiyor!

     *İffetsizlik, ahlaksızlık aleni hale gelmiş!

     *Bir sürü ehli sünnet dışı, dış güçlerin uşağı yapılar insanımızı kandırıyor; sapık, hoca kisveli adamlar ortalıkta cirit atıyor!

     En önemlisi insanımız İslam’dan hızla uzaklaşıyor!!!

     -Daha ne olmasını bekliyorsunuz, bunun ötesi var mı?

     Devletimiz; dinimizin öğretilmesine ilişkin, ülkemiz içi ve dışından gelebilecek her türlü baskıyı; Müslümanları, sanal korkular üreterek devletine karşı güvensizliğe itecek her türlü söylemi, dikkate almamalıdır.

Bunlar, İslam’ın düşmanı olduğu gibi devletimizin de düşmanıdırlar.      

     Eğitim sisteminde yapısal değişikliklere gidilmez, sistem bu haliyle devam ederse bunun acı sonuçlarını hem birey hem ülke olarak hep beraber yaşarız.

    

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.