İSLAMİ CEMAAT VE SİYASET

Ülkemizde faaliyetini sürdüren İslami cemaatlerin her seçim öncesi ve sonrasında siyasi tercihlerinden kaynaklı haklı veya haksız ağır eleştirilere maruz kaldığına şahit olmaktayız.

Bu incitici durum cemaatlerin kurumsal kimliğine zarar verdiği gibi İslami tebliğe de zarar vermektedir. Demokratik bir toplumda her kişi ve kurum tercihlerini istediği gibi açıklayabilir, buna kimse karışamaz, denilse de bu açıklamanın İslami cemaatler için doğru olmadığını düşünüyorum.

İslam’da cemaat çok çok önemlidir. Hz. Allah (cc) “…Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felâhı bulanlar bunlar olacaklardır” (Âli İmran) buyuruyor.

İslâm, cemaat dinidir. Kişinin, İslam’ın emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınmada cemaat içinde olmasının çok büyük katkısı vardır.

İslam cemaatinin dayandığı ana kaynaklar Hz. Allah (cc)’ın kitabı Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetidir. Öyle olunca cemaat içerisinde yer alan Müslümanlar arasında İslam kardeşliği, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, fedakârlık ve saygı vardır. Irk, sülale, makam, zenginlik gibi üstünlüğü öne çıkaran dünyevi hastalıklar olamaz.

Genel olarak İslam cemaatinin esasını kısaca bu çerçevede açıklayabiliriz. Özelde, ülkemizde faaliyetini sürdüren Ehli Sünnet İslami Cemaatlerden bahsedeceğim.

Türkiye’de faaliyetini sürdüren Ehli Sünnet İslami Cemaatler arasında temel inanç esaslarında fark olmadığı ve genel olarak Nakşi Tarikatine mensup oldukları halde aralarında kurumsal anlamda hiçbir iletişim ve ortak hareket etme iradesi yoktur.

Bu iletişimsizlik ve ortak hareket etme iradesinin olmaması kendi misyonlarına zarar verdiği gibi ehli sünnete yapılan saldırılar karşısında gerekli mukavemetin gösterilmesine de zarar vermektedir.

Şunu özellikle belirtmeliyim ki, istisnasız tüm Ehli Sünnet İslami Cemaatleri seviyor, sayıyor ve yıpranmalarını asla istemiyorum. Çünkü, her türlü yozlaşma ve olumsuzluğa rağmen, ülkemiz manevi bir iklime, İslami bir alt yapıya sahipse burada ki en büyük pay; Ehli Sünnet İslami Cemaatlere aittir.

Tüm İslami Cemaatler, gerek kurumsal ve gerekse bireysel olarak İslami Cemaatlerin yıpranmasına neden olabilecek ortamların oluşmasına fırsat vermemelidir.

İslami Cemaatleri yıpratan hususlardan biri hatta en önemlisi siyasi ortamın içine girmeleri veya çekilmeleridir. Bu durum İslami Cemaatlerin hizmet anlayışıyla bire bir örtüşmemektedir. Çünkü, siyaset zemini İslami Cemaatlerin hizmet felsefesine uygun düşmediği gibi kişiyi ve kurumları dünyevi alanların içine çekebilir.

Elbette ki, İslami Cemaatler ülkemiz içi ve dışındaki tüm gelişmelere karşı duyarlı, duyarlılıkları istikametinde tercihleri olmalı, hatta tavırda koyabilmeliler. Kendi kabuğuna çekilerek tüm gelişmelere kulağını tıkamamalı; ancak, tercihlerini usulü dairesince yapmalı, tercihleri diğer siyasi oluşumları rahatsız etmemelidir.

Çünkü, İslami Cemaatler, “İslam’ın öğrenilmesi, öğretilmesi, yaşanılması, yaşatılması” gayelerini gerçekleştirebilmeleri için tüm insanlarla iletişim kurmak durumundadırlar. Siyasetin içine etkin girmeleri halinde dirençle karşılaşabiliyorlar.

Ayrıca, siyasi tercihlerinden kaynaklı cemaatlere “menfaatçi, hain, ajan, işbirlikçi hele hele FETÖ’cü vs. ” gibi haksız, aşağılık eleştiriler yapıldığına, küfürler edildiğine şahit oluyoruz.

Şunu da üstüne basa basa ifade ediyorum; cemaatlerin siyasi tercihlerini kamuoyuna açıklamalarının yanlışlığını savunmakla birlikte hoşumuza gider veya gitmez cemaatlere tercihlerinden kaynaklı insaftan uzak ağır hakaretler yapılmasına şiddetle karşıyım ve bunu doğru bulmuyorum.

İslami cemaatler kimsenin şamar oğlanı değil; bu ağır hakaretlerin hesabının huzuru mahşerde görüleceği unutulmasın!

Kaldı ki, seçimlerde cemaat üyelerinin toptan işaret edilen parti veya adaya oy vereceği de düşünülmesin, velev ki öyle olsun! İnsanlar veya kurumlar tercihlerinden dolayı suçlanıyorsa bu gidişat toplumun huzuruna zarar verebilir.

Her ne kadar ülkemizde faaliyetini sürdüren Ehli Sünnet İslami Cemaatlerin kahir ekseriyeti tarikat temelli olsa da bizim düşündüğümüz gibi mutlak itaate dayalı mürşit mürit ilişkisinden söz edemeyiz. Çağımız insan profili mutlak itaate fazla uygun değil.

Her cemaat, mensuplarını dinamik tutmak ve hizmet motivasyon seviyesini yükseltmek için merkeze bağlılığı canlı tutmak ister ve bu kültürü oluşturur. Merkeze bağlılık yoksa cemaat ayakta kalamaz, dağılması kaçınılmaz olur. Onun için merkez hiçbir şekilde otoritesini sarsacak içeriden ve dışarıdan müdahalelere müsaade etmez, gerekli mukavemeti gösterir.

Bu durum geniş halk kitleleri tarafından çokta anlaşılamamaktadır. Aslında çok da anlamaya gerek yok; çünkü, kişi anlamadığı zaman, anlamak istediği gibi anlıyor ve yanlış değerlendirmelerde bulunarak hata edebiliyor.

Toplum olarak bilmediğimiz, anlamadığımız durumlarda susmasını bilmiyoruz. Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabiliyor. Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Hz. Musa(as) ile Hz. Hızır(as)’ın kıssası bu duruma en iyi örnektir.

İslami Cemaatlerde ilkelerinden taviz vermeden söylem ve davranışlarında halkın içinde bulunduğu psikolojik durumu da dikkate alarak hareket etmeleri gerekmektedir. Dikkate alınmadığı zaman olumsuz propagandaların toplumda karşılık bulmasına, bir çok insanının günah işlemesine sebebiyet verilmektedir.

Onun için Türkiye’de faaliyetini sürdüren tüm Ehli Sünnet İslami Cemaatler ÖZELEŞTİRİ yapmak zorundadır. Yukarıda ifade ettiğim gibi özeleştiri yapılması gereken konuların başında İslami Cemaatlerin politik tercihlerini kamuoyuna medya aracılığıyla açıklamalarıdır.

Şunu da belirteyim; İslami cemaat mensubu insanlarda cemaatini siyasi amaçlarına alet etmeden siyasetin içinde ve devlet yönetiminde devletin koyduğu ölçülere riayet ederek yer alabilmelidir. Buna bir itirazımız olamaz, tam tersi yönetimde olmalıdır. Benim itirazım İslami cemaatlerin politize olmalarınadır.

Bir de şöyle bir sıkıntı yaşanıyor. Özellikle taşrada seçim sonuçları değerlendirilirken başarısızlıklarda birazda başarısızlığını başkalarına yıkmak isteyenler, seçimi kaybetmekten kaynaklı travma yaşayan seçilemeyenler, siz destekleseniz bile desteklemedi diyebiliyorlar.

  1. etkisi yapan durumlar hariç, kritik durumlarda sonuçları değiştirseler de sanıldığı gibi cemaatler çok büyük oya sahip değiller; keşke olsalar. Siyasiler bunu bilmedikleri için, siyasetin doğası gereği çok büyük ümit bağlıyorlar çok keresinde de şok yaşıyorlar.

Amacım, hiçbir şekilde cemaatlere saygısızlık yapmak değil; gerçekler bilinsin ki siyasiler kendi işine baksın cemaatler de kendi işine. Böylesi herkesin faydasınadır.

Esas üzerinde durmak istediğim, benim için çok çok önemli husus Türkiye’de faaliyetini sürdüren Ehli Sünnet İslami Cemaatlerin güç birliği yapması, ortak tavır alabilme iradesi göstermeleridir.

Bu durum hem kurumsal sorumluluklarının yerine getirilmesinde hem de gelecek nesillerimizin milli ve manevi inşası için gerekliliğin ötesinde zorunluluk halini almıştır.

-Türkiye’deki İslami Cemaatlere üzülerek sesleniyorum!

İnanın, gidişat hiç iyi değil; ortak hareket etme iradesini gerçekleştiremez, güç birliği yapamazsanız, bitersiniz! Sizin bittiğiniz yetmez ehli sünnette biter! Bu gerçeği görün artık!

Siyasi ikbal peşinde koşanların oluşturduğu sanal teveccühler sizi aldatmasın! Menfaat bitti mi, herkes kendi işine bakar!

Kabul eder veya etmezsiniz gerçek anlamda cemaatlere ve tarikatlara katılan insan sayısı her yıl azalmaktadır. Bu durumun dış nedenlerini aramak yerine kendinizden kaynaklanan nedenler üzerinde durmalı, muhasebesini iyi yapmalısınız.

Birlik olun, dirlik olun; kurda kuşa yem olmayın!

-Kendi kabuğunuza çekilerek birlikte mücadele etme sorumluluğundan kaçamazsınız!

Efendimiz(sav)’in buyurduğu gibi, ayrılıkta azap birlikte rahmet var. Birlikte hareket etmeyi cemaatlerin birleşmesi gibi algılamayın, bu mümkün değil; esas olan kurumsal birlikteliğin oluşmasıdır.

Kurumsal birlikteliğin gerçekleşmesi içinde “Ehli Sünnet İslami Cemaatler Birliği” adı altında bir yapı oluşturulmalıdır.

Bu birliktelik sağlanırsa bugün yaşadığımız birçok sıkıntının yaşanmayacağına yüzde 99 değil yüzde 100 inanıyorum.

Düşüncelerim isabetli olmayabilir, hadi oradan da diyebilirsiniz! Kelimelerimi saygı sınırlarını aşmamak için hassasiyetle seçmeye çalıştım. Her şeye rağmen sürç-i lisan ettiysek affola. Bu konu hiçbir şekilde siyasi amaçlı ele alınmamıştır.

Hz. Allah(cc) hepimize gerçeği göstersin ve gerçeğe göre hareket etme iradesi versin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum