İyi olan, hak eden kazansın!

Güzel Türkçe’nin Konya ağzını en iyi kullananlardan biri olarak tanıdığım Sakyatanlı Siyit’in (@SiyitS) twittırda “gediği dolduran” cümlesiydi bu: “İl yumruğu yimeyen, gendi yumruğunu balyoz sanır.” Yerel siyaset kazanının fokurdamaya başladığı şu “harman zamanı”; bol keseden dağıtanlar, asıp kesenler her yerde arzı endam ederken, birçoğunu tenzih ederim, bize de malzeme çıkarıyorlar.

“Aday gösterilmediği takdirde bir nefer gibi çalışacak”, kendilerini “Hizmete adamış”, “millete sevdalı”ların vaatleri, sloganları havada uçuşuyor. Sosyal hayatta sivil toplum örgütlerinin yolunu bilmeyenler, akıllı telefonlardan adres bulup “ziyaret”ler yapıyor, “destek” sözü veriyorlar. Gazeteci tayfasıyla “irtibat” kurup en yakın etliekmekçiye randevu ayarlıyor, “yol haritası” belirliyorlar.

Bayrağını sağdan sola, soldan sağa sallayan bazı aday adayları, bu seçimde de yerlerini almış görünüyor. Karizması toplumun ekseriyeti tarafından tescillenen Erdoğan çizgisi, vekil olmaya talip muhalif bazı isimlerin hayata ve siyasete olan bakışlarını derinden etkilemiş olacak ki; kendileri aksiyoner bir siyasal pozisyon olan ülkücülükten ve dogmatik bir siyasal pozisyon olan Türk solculuğundan, adı “muhafazakar demokrasi” konulmuş bir siyasi yelpazeye taşınabiliyorlar. Tam burada AK Parti’nin önümüzdeki 10 yılda hepimizi şaşırtacak yeni oluşumları tetikleyebileceğini kestirmek hiç de zor değil.

Meselâ, Kemalist devrimin halkla buluşmasını “kolaylaştırma” amacıyla kurulan Halkevleri’nin, HDP çatısı altında “taktiksel” olarak bu partiye oy isteyeceği konuşuluyor. Partiyi her seçimde biraz daha küçülten Kamalak ve Destici, MHP çatısı altında da olsa “seçilme” mutluluğunu yaşama fantezisi kurabiliyorlar. Geriye kalan marjinal solun da CHP’yi desteklemesi halinde HDP’ye kayacak muhtemel oyların böylece telafi edilmiş olacağı, yine medya kulislerinde.

Siyasi tablo böyle iken AK Parti’ye teşkilatlarda bu kadar teveccühte bulunulması, muhalefet tavanındaki zoraki bütünleşmelere baktığımızda, şaşırtıcı olmasa gerek. Bunun reklamcı konseptinde yeri olduğu söylenebilir, ancak toplumsal ahlaki değerlerde karşılığının bulunmadığı göz ardı edilemez. Boşuna dememişler “Siyasilerin yüzde 90’ı kalan yüzde 10’a kötü şöhret verir” diye...  

Öbür taraftan il teşkilatına ödenecek meblağı çok gören aday adaylarının başvurularını Ankara’ya yapmış olmaları, aday adaylıklarını “defolu” hale getireceği söylense de Genel Merkez’in üçü beşi aramadığı, geçen seneki Konya aday listesinden aklımızda kalanlar.

Teşkilat yoklaması ilk 10’a girenlerin umutlarını diri tutuyor. Ne var ki siyasette iki artı iki çoğu zaman dört etmiyor. Temayülde gülen yüzler, Konya-Ankara duble yolundaki liste savaşlarıyla “deforme” olabiliyor. Sonuçta elden çıkarılan gayrimenkuller, küçük birikimler kaybedilirken, “tecrübe ve nasip” birer teselli ikramiyesi oluyor.

Hayallerini Meclis koridorları süsleyedursun, “son düzeltme”lerle birileri için uzun yıllar sürecek bir küskünlük dönemi başlayacak. Aday adayı sesli düşünmeyecek belki ancak “temayül oyu”nun görmezden gelineceği muhakkak. Haklı olarak birlikte çalışacakları adamları kendileri bulacaklar. Patron çalıştıracağı tezgahtarı seçerken sana bana sormayacak elbette.

Dava, hizmet, kardeşlik, birlik beraberlik söylemleri, bakalım adaylar belli olduktan sonra ne kadar geçerli olacak? Hep birlikte göreceğiz. Bugüne kadar derdi reklam olmayıp gerçekten “emek” vermiş, “dava”ya inanmış, sandığa güvenmiş tüm aday adaylarına başarılar dilerken; Konya adına, ülke ve millete hizmet adına iyi olan, “hak eden kazansın” diyelim.

Cuma’da buluşmayı ümit ediyoruz. Selam ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.