Prof. Dr. Mehmet Fidan

Prof. Dr. Mehmet Fidan

KİŞİSEL GELİŞİM

    Kişisel gelişim konusu ne iman zayıflığından kaynaklanıyor diyerek basit bir konuymuş gibi algılamak nede olmazsa olmaz diyerek abartı içinde olunacak bir konu değildir.

 Nerden eğitim aldıkları belli olmayan ve kendilerine toplumda bir sosyal kimlik kazandırmaya çalışan kişisel gelişim uzmanı efsanelerin sayısı günden güne artmaktadır. Özellikle bu konularda yazılan kitapların hızla ilgi görmesi ve yayılması popülaritesini daha da artırdı.

    Bu kitaplarda bilimsel değeri kuşkulu yargılarla önerilerin yer aldıklar görülmektedir. Zaman zaman bilgi birikimlerinin ne düzeyde olduğunu anlamadığımız bazı bu kişiler, öyle kalıp yargılar oluşturmaya başladılar ki, örneğin yalnızca bir beden hareketi ile bütün engellerin aşıldığı, on adımda mutluluğa ulaşabileceğimizi hatta şu sınavlarla dolu güzel yurdumuzda birkaç adımla başarıyı elde edilebileceğini seminerlerde veya kitaplarında sunmayı sürdürmektedirler.

     Kurumsal eğitimlerde özellik pazarlama veya müşteri ilişkilerinde 20 hareketi bulmayan beden dili önermeleri ve başarının geleceğinin kurumlara söylemeleri gerçekten ilginç bir durum oluşturmaktadır. Kendilerini uzman olarak tanıtan bu şehir efsaneleri bu uzmanlıklarını kimden aldıkları bir sırdır. Hâlbuki uzman sıfatını kazanmak için üniversitelerde önce lisans ve daha sonra yüksek lisans yaparak o meslekte uzman olunmaktadır. Kamu kurumlarında da önce bir sınavı geçiyorsunuz sonra uzman yardımcısı olarak atanırsınız. Uzman olmak için mesleğinizle ilgili bir proje yaparsınız ve savunursunuz ve sonra uygun görürlerse size uzman demektedirler.

      Kişisel gelişim sadece ne iletişimle nede sadece beden diliyle gelişir. Çoğu batı çevirisi olan ve kültürü yok sayan bu tür eğitimlerde inanılmaz kazançlarda elde edilmektedir. Kendilerinin kişisel gelişiminde sorun olan veya hiçbir başarısı olmayan bazı şehir efsanelerinin sizi kişisel veya kurumsal gelişiminize nasıl katkı sağlayacakları da ayrı bir sorun olarak görülmektedir.

     Sözsüz iletişim beden dilini de kapsayan çok geniş bir alandır. Bu alan içinde renkler, mekân kullanımı, dinleme, dokunma, koku, giyim-kuşam, takılar ve aksesuarlar gibi birçok konu bulunmaktadır. Sözsüz iletişimin bu alanları ile ilgili olarak da üzülerek belirtmek gerekir ki, birçok bilimsel olmayan saçma sapan bilgiler verilmektedir. Sahte bilim geliştikçe bilgi kirliliği de artmaktadır. Ortaya çıkan bu kısa yoldan üne ve paraya kavuşma şehir efsanelerini daha çok iştahlandırmakta ve hırslandırmaktadır.

      Kişisel gelişim eğitimlerinde varılan yargılar, öneriler o kadar genel ve tartışmalı noktalara kadar gitmektedir ki, sözsüz iletişim ve beden dili ile ilgili alanlarda yapılan gerçek ve bilimsel çalışmaların güvenirliğini de tehdit edecek boyuta ulaşmıştır. Kişisel gelişim özellikle kurumlarda verildiği zaman sadece öğrenilebilecek kurumsal bilgi ve öneriler bütünü değildir. Geliştirilerek günlük hayatımızda uygulayabileceğimiz, doğuştan da var olan bir becerilerdir. Eğitim yoluyla da geliştirilen beceriler ruhsal zekâ, sosyal zekâ, dokunsal zekâ v.b. gibi bilimsel zekâyla birlikte gelişmesi gereken zekâlardır.

    Kişisel gelişim herkesin algısına göre farklılıklar gösterir. Yoksa bir konferans salonunda veya 5 yıldızlı otellerde 2 saat verilecek sunumlarla kişiler gelişimi beklenmesi de ayrı bir şehir efsanesine dönüşmektedir. Bu kadar harcana zaman ve maddi kaybın önüne geçilmesi gerekir.

    Yoksa yemek-içmek şahane kişisel gelişim eğitimleri bahane efsanesi devam edecektir.

     

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.