Emrullah Nergiz

Emrullah Nergiz

Korona’yı hafif geçirdiysek nasıl bileceğiz?

İlk günlerden beri büyük bir korku psikolojisinin hâkim olduğu bir salgın dönemi geçiriyoruz.

Hatırlıyor musunuz, Çin pandemi ile kıvranırken; sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği, insanların zorla evlerinden alınarak götürüldüğü görüntüler dünya medyasına servis edildiğinde neler düşünüyorduk? Mesela o ilk günlerde ayakta normal dururken kendiliğinden yere düşerek ölen Çinli görüntüleri izliyorduk. Ne bizde ne de başka Avrupa ülkesinde o tipten bir görüntüye bir daha rastlamadık. İşin içindeki işi anlayacağımız zaman da gelecek elbet!

Fazla değil 2 ay önce. ‘Allah Doğu Türkistanlı kardeşlerimize zulüm eden Çin gâvurunun belasını verdi’ cümlelerini defalarca işittim ve okudum.

Büyük konuşmamakta fayda var. 2 ay önce ‘Amerika büyük bir oyunla Çin’i mahvetti, biyolojik bir savaşla Çin’deki üretimi durdurdu, artık kendisi için üretim ve istihdam sağlayacak’ diye ekranlarda bas bas bağıran aydınlara ne oldu?

Şimdi her şey tam tersine döndü. Görünüşe göre Çin normalleşiyor lakin Amerika’nın hali perişan. En yüksek ölümler Amerika’da yer alıyor. Çaresizlik derinleşmiş durumda.

New York eyaletinde yaşayan bir tanıdığımız gıda bulmakta zorlandıklarını, bir hafta önceden sipariş edilen ürünlerin stokta olması durumunda ulaştırıldığını iletti. O da kendilerine 1 saat uzaklıktaki Türk market sayesinde gerçekleşiyormuş. Temiz içecek su siparişleri 2 haftadan önce ellerine geçmiyormuş. Maske derseniz kendi imkânlarıyla yapmışlar. Bizdeki gibi istediğinizde ulaşacağınız bedava bir sistem yok.

Türkiye gerçekten büyük devlet. Dün Hürriyet’in 1. Sayfasında ‘10. Yardım durağı ABD’ başlıklı bir haber vardı. İngiliz ve ABD medyası belki de tarihlerinde ilk defa Türk sağlık sistemini ve Türkiye’nin korona ile mücadeledeki başarısını övüyor. İsveç’ten ambulans uçakla hasta getiriliyor. Sözcü dâhil herkes takdir ediyor. Lakin Sözcü’nün arka kapak yazarı köşesinden kendi gazetesine somurtuyor.

Bunlar gibi burun büken güruha rağmen inşallah Türkiye, yeni ve dijital Dünya düzeni kurulurken o masada yerini en güçlü şekilde alacak.

Ortada pandemi sürecinin seyriyle ilgili çok önemli veriler var bunu Sağlık Bakanımız düzenli şekilde paylaşıyor. Türkiye gerçekten başarılı bir sınav veriyor. Seferberlik ruhu ile hareket ediliyor çok şükür. Dikiş makinesinin başında maske üreten bacılarımızı görünce direkt bu duygular uyanıyor bende…

Biz asıl konumuza gelelim. Ciddi araştırmalar yapmama rağmen net ifadelere ulaşamadım. Sağlıklı bir birey Korona virüsüne yakalanıp kendiliğinden bunu atlattıysa, yani hafif semptomlarla veya neredeyse kendi vücudunda ciddi bir şey hissetmeden bunu geçirip bağışıklık kazandıysa bu durumu nasıl anlayacağız?

Korona pozitif mi değil mi diye test yaparak hasta olan vakaları anlayabiliyoruz. Başarı kaydedilen immün plazma sistemi ile hastalığı ciddi şekilde geçirip bağışıklık kazanmış vakalardan alınan kanlarla yapılan tedavi şeklini biliyoruz. Peki, daha çok insanımıza bu şekilde çare olmak için Koronayı kendiliğinden geçirenlerin yapacağı kan bağışları pandemi seyrini tamamen değiştirmez mi?

İllaki bu süreçte sürü bağışıklığı kazanmış olanlarımız vardır. Son günlerde Kızılay Başkanı dâhil her cepheden yükselen ‘kan bağışı yapın stoklar azalıyor’ cümlelerin bu konuyla alakası olabilir mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum