Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ VE TÜRK TARIMI -2

KÖY ENSTİTÜLERİ GERÇEĞİ VE TÜRK TARIMI -2

Geçen yazımda Köy Enstitülerini masaya yatırmış, kuruluş felsefesinden başlayıp kapatılışına kadar geçen süreci ele almaya başlamıştım. Anlam kopukluğu olmaması için geçen yazıyı kısaca özetleyelim.

Köye enstitüleri, kırsal kalkınmaya dayalı ağırlıklı olarak bir eğitim projesiydi. İmparatorlukta başlayan ve nüfusun çoğunluğu köylü olan kırsal kalkınma çabaları Cumhuriyet döneminde de devam etti. Köy enstitüsü projeleri de bunlardan biridir. Türkiye'de ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 1940 da yasa ile açılan okullar tamamen Türkiye'ye has bit eğitim projesidir ve bu fikir ilk kez Amerikalı eğitimci J. Dewey tarafından ortaya atıldır. Dewey Mustafa Kemal’in daveti üzerine 1926 da Türkiye’ye gelir. Bu dönemde Maarif Emirlikleri projesi devrededir. Günümüzde de çok anılmasa da Maarif Emirlikleri Köy Enstitüsünün ilk gündem aldığı projedir. Maarif Emirlikleri okullar açar, öğretmen alımı ve işten atılma yapar. Cumhuriyet Halk Fırkasının işine gelmediği için siyaseten 1931 de devre dışı bırakılır.   

Kırsal kalkınma her devrede önemlidir. Eğitim tarihçileri 1923-1950 arası Cumhuriyetini koyu bir elit-bürokratik rejim uygulaması olarak görür bu düşünce CHP’nin kuruluş felsefesine ve de günümüz siyasetine de uygun olarak ülke kalkınsın ancak batıda olduğu gibi köylü yerinde kalsın; devlet katı Kemalist ideolojide elitik-bürokratlar tarafından idare edilsin. Bu dönemlerde CHF yöneticileri köylü ile kaynaşamaz bile. Böylece Padişahına halen bağlı olan Köylü ile barışmak, Kemalist ideolojiyi daha da yaygınlaştırmak için malları CHF’na devredilen Türk Ocaklarını kapatarak, yerine halkevlerini kurar. 

Dünün CHF’ sı, bugünün CHP’ sidir. Geçen ki yazımda da ifade ettiğim gibi CHP’nin köy kalkınmaları ile hiçbir dönemde ciddi projeleri yoktur. Onlara göre köylü şehirlinin kölesidir, köyde kalmalı, üretmeli, elit-bürokrat kesimi doyurmalı, ancak gelişmelerden de nasiplenmemelidir. 

1930 da daha ileri düzeyde köy düşüncesi Reşit Galip, Nusret Köymen, İsmail Hakkı Tonguç, Fikret Kanat tarafından gündem alır ve köy kalkınmasının ileri sözcüleridir. Buna göre halkçı-demokrat düşünceye göre muhalif Serbest Fırka ortaya çıktı. Bu arada şehirli yeni rejimden yeterince nasibini almış, inkılaplar yeterince hazmedilmiş iken CHF sı kırsala pek çıkmamıştı. Bu boşluğa Serbest Fırka doldurmaya başladı, bu arada CHP işkillenerek teyakkuza geçti. Buna göre CHF birşeyler yapmalı idi. 

Ülkemizin eğitim-kalkınma-din eğitimi meseleleri o yıllarda da devam eder. Buna rağmen 1926 Maarif Emirlikleri döneminde Kayseri ve Denizli’de Köy Muallim Mektepleri açılır. 1933 e kadar faaliyetini sürdüren bu okullarda “eğitim ve üretimin iç içedir”. 1933 yılında diğer öğretmen okullarından bir farkı olmaması ve eğitimde ikiliğe düşüldüğü gerekçesi ile kapatılır. Böylece köye öğretmen yetiştirme konusunda yeni arayışlar başlar. Köy Enstitülerinin öncüsü Köy Eğitmenleri Projesi geliştirilir. Nüfusu 400 den az olan köylerdeki öğretmen ihtiyacını karşılamak amacı ile askerliğini onbaşı ve çavuş olarak yapmış, okuma yazma bilenler 6 aylık kurstan sonra eğitmen olarak 3 sınıflı köy okullarına gönderilir.  

Türkiye'de okulun yerel şartlara uyarlanması sorunu eğitim felsefesinin özünü oluşturuyordu ve bu safhada enstitüler Dewey ‘in iş ve eğitimi birleştirme fikrini yerine getirmek üzere tasarlandı. Mezunlar aynı anda hem okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması gerekiyordu. Öğrenciler kendi okulu, evleri, kışlası, iş yerlerini birlikte inşa ederek birlikte yaşayarak, üretim ve eğitimi kaynaştıracaktı.

Böyle bir ortamda İlköğretim Genel Müdürlüğüne getirilen İ. H. Tonguç, Anadolu’da yaptığı görevlerde toplumsal yapıyı iyi incelemiş, gerçeklere bakmıştır. Nüfusunun % 80-85 ’inin köyde yaşadığı ülkede ilköğrenim çağında okula giden çocuklarımızın sadece % 19’unun köylerde, % 81’inin kasaba ve kentlerde yaşıyordu. Böyle bir ortamda eğitimin ana alanının köy olduğunu ve o dönemde köylerden yetişecek aydın köy adamlarına ihtiyaç olduğunu keşfetmiştir. Yani “nasıl bir insan” sorusuna “aydın köy adamı, üreten, öğreten, uygulayan, seven, köy adamı” olarak vermiş, bu adamı yetiştirecek sistemin nasıl olacağı sorusuna “bilgisizliğin en çok yayıldığı köylerimize öğretmen ve lüzumlu diğer mesleklerin erbabını yetiştirecek” demiş. İşte böyle başlar Köy Enstitülerinin kuruluşuna giden yol.  

İLİM, AKIL VE TECRÜBEYE DEĞER VEREN BİR SİSTEME GİDİLMESİ DİLEĞİYLE, KALIN SAĞLICAKLA

DEVAM EDECEK-2

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
21 Yorum
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi
SON YAZILAR