Hasan Büyükkeleş

Hasan Büyükkeleş

Nasip

Sene 1978 yılı rahmetli meslektaşım, arkadaşımca dostum Ali Kılınç telefon etti, seninle Aydoğdu’ya gidelim dedi. Olur dedim. Arabaya bindik istasyonda koyun sürüsü ile karşılaştık, zar zor aralardan geçtik, saat 9 buçuk civarı Aydoğdu’ya vardık. Görüşmeyi yaptık. Dönüşte Öğretmen Evleri okulların önünde koyun sürüsü duruyordu. 4 koyun yerde yatıyor, çobanlar kayınbirader rahmetlik Ömer Uysal'ın yakasına yapışmışlar, hesap soruyorlar. Hemen indim çobanlara “adam ölüsü var mı?” dedim. Çobanlar da yok dediler. “4 tane koyun zayiatı var dediler. Kayınbirader beni görünce çok sevindi, “Hasan Hızır mısın dedi. Çobanlara 2 bizim, 2 sizin dedim. Kaç para tanesi? Sekiz yüz lira dediler. Bin altı yüz lira para verdim, peki dediler. Kayınbiraderin arabasına koyunları attık, sen bir git dedik. Hanımı ve küçük oğlu ile gittiler. Arabaya bindik giderken “dur bir dakika” dedim.  Geri döndüm şu koyuna ne istersin dedim. Bizi büyük beladan kurtardın Allah senden razı olsun, sana yedi yüz elli dediler. Bir koyun da ben aldım parayı verdik, arabaya koyunu attık doğru babamlara gittik. Babam Adana’ya kamçı (kırbaç) satmaya gidecek, kendisi saraçlık yapardı. Koyunu bıraktım saat 11 babam saat 1’de Adana’ya gidecek. Küçük bacının nişan işi var, dünürler babamgildeymis. Yeni dünürlerle beraber koyunu yüzmüşler, kavurmasını da yemişler. Kimse kimsenin nasibini yemezmiş. Kısmetse gelir Yemen’den, kısmet değilse ne gelir elden. Rabbim herkesin nasibini bol versin. 


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum