Şapka  ve  Kat Yüksekliği

Her nedense Covid-19’dan daha salgın halde  toplu sitelerde oturma hastalığı var. Bu sitelerden ve arsalardan rant elde etme fikri birileri tarafından bize farkında olamadan dikte edilmiş ve bu virüsü taşıyıcı olarak ciğerlerimize kadar yer etmiş ama taşıyıcı olduğumuz bu virüsü, çoğunluğumuz bilmemize rağmen görmezden geliyoruz.

Arsa sahibi vatandaşlarımız bir latife yaparsak şapkası başında havaya bir bakıyor şapka düşünceye kadar göğü delecek şekilde yüksek kat (h max) istiyor. Belediyeler ise kendi arsalarında kat yüksekliğini çok rahat uygulamakta.

Sonuç ta bir felaket geliyor bundan nasıl kurtuluruz hesabından ziyade bir felaket geliyor bundan ne kadar rantım olur hesabını herkes yapıyor. Bunun kötü sonuçlarını depremlerle yaşadık. Fay hattıyla uğraşmadık, pay hatalarını öne çıkan yerleşim yerlerinde depremle birlikte sonuç hüsran oldu.

Yapımı, satımı, yaşaması problem olan bu yüksek katlı yapılar müteahhit ve arsa sahiplerinin iştahını kabartan, verilen aşırı emsallerin cazibesi mi, yoksa bu arsayı bu kat ancak kurtarır muhabbetimi. Buralarda yapılaşmanın tamamlanması ile insanlara aslında mutluluk ve huzur değil tapu ve anahtar vermiş olursunuz.

12’inci veya 15’inci katta oturup da çok mutluyuz diyen kaç kişi var? Kişi başı şu kadar çim yeşil alan yaptık, ne fark eder ağacın dalından bir şey koparmadıktan, ağaca su vermedikten, bir sebze ekemedikten sonra, bir de üstüne üstlük çimlere basmayın yazısı (şimdileri pek görülmüyor). Konya’mıza has gedavet rüzgarının kesintiye uğraması, elektrik kabloları ve cep telefonlarının oluşturduğu manyetik etkisi, altyapı yetersizliği, kirada oturur gibi aidat yüksekliği şikayetleri, apartmanların whatsapp grubundaki yazışmalar komşuluk ilişkilerini zedelemede yeterince katkı yapar.

Göz göze gelecek şekilde, trafo binası ve sabun kalıbı gibi dizilen sadece havuzu ve bahçeyi görmekten başka endişesi olmayan, neredeyse her bloğa muhtar atanacak şekilde bloklar yapılmakta.

Yapılan bloklarda sözde emniyet, huzur, güvenlik, aynı kültür, seçicilik,  zenginlik göstergesi olan insanların bir arada toplanıyor gibi bir görüntü var. İşin özü hiç de öyle değil, kişiler dijital ortamlarda çok uzaklarla görüşüyorlar ama alt ve üst komşularını tanımıyorlar. Yüksek kat sendromundan, asansör korkusuna kapalı yerde kalma korkusundan, deprem olursa nasıl kaçarım, ya asansör bozulursa ne yaparım korkusuna kadar insanların psikolojisini etkileyen birçok sebep var.

 

Peki projeleri çizen mimarlar meslektaşlarımız değil mi?

Evet ama meslektaşlarımız onları bir bahçeli ev projesi çizerken aldıkları hazı almazlar. Bu site projelerini severek çizmezler birçok olumsuzluklar için mücadele verirler.

               PEKİ ÇÖZÜM NE?

İleride ciddi sorunlar yaşamamak için yüksek katların sayısını azaltıp diyet uygulamamız gerekir. Bunu yapmamız deprem riskini azaltmak, yaşam kalitesini artırmak, diğer oluşabilecek yaşam risklerini asgariye indirir ve özellikle kule rantının önüne geçer. Bir de süliet olarak Hz Mevlana’nın müzesini rahatsız edecek hiçbir yapıya müsaade edilmemeliydi.

Özellikle meram bölgesinde yapılan kentsel dönüşümlerde kat yükseklikleri 6 ve 8 kat olarak belirlenmiş bunu geçiş dönemi kabul edilip bari şehrin kalan kısımlarını kurtarmak için yerinde dönüşüm ve kesinlikle yatayda akıllı yapılar (gölge, komşuluk, ışık vs dikkat edilen)  en fazla iki katlı evler oluşturulmalı.

Şöyle bir soru akla gelebilir zeminde yayılmak hizmeti aksatır mı?

Ben zaman zaman memleketim Bozkır’a giderim 110 km mesafeyi yaklaşık bir saatte alırım. Bazen şehir içinde 10 km mesafeyi yarım saatte zor alırım. Bunları bu konunun bilirkişileri masaya yatırıp çözerler.

Belediyeler de bu yönde örnek uygulamalar yapmalı. Bu konuyu tüm meslek odalarıyla, mesleğinde başarılı şehir plancılarla, belediyeler ciddi platformlarda tartışmaya açmalı neşter vurup çözüme kavuşturmalılar.

Böyle bir ihtiyaç oluşmuş gözüküyor özellikle çorak ve verimsiz arazilerde bir an evvel belediyeler örnek imar parselleri oluşturmalı. Aksi durumda vatandaş daha hızlı hareket edip kaçak yapılaşmaya yönelmekte.

                                                     

Eğer kat yüksekliği olayı çözülürse arsa rant adaletsizliği de son bulur. Topraktan rant olayı biter, betona çakılmaktan kurtuluruz. Aynı yol genişliği, aynı toprak, biri 4 kat biri diğeri 10 kat arada ciddi rant dağılımda adaletsizlik var.

Şimdiye kadar yapılan toplu sitelerden çıkaracağımız tecrübe, bilimin önüne geçmeden hayalleri gerçekleştirmeye değmez mi ne dersiniz?  Yoksa hayallerimiz de bürokrasi ve yönetmeliklere mi takılır?  Sağlıcakla kalın.

 

 

       

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum