SULTANLAR ŞEHRİNİN, SULTANLAR TEPESİ!

Alaeddin tepesi, Sultanlar tepesidir. Bir dönem Konya’da bütün yollar bu tepeye çıkardı. Yol tarifleri, mesafeler bu tepeye göre anlatılırdı.

Sekiz Selçuklu Sultanın yattığı bu tepeye, bir türlü sultanlar tepesi diyemiyoruz.

Bu tepeyi Sultanlar Tepesi,

Şehrimizi Sultanlar Şehri olarak tanıtamıyoruz.

Kültürle uğraşanlar, turizmle uğraşanlar, bu yönlerden kapak kaldırmıyorlar.

Anadolu’da anlam olarak,

Tarih olarak,

Maddi ve manevi zenginlik olarak,

Alaeddin tepesini geçecek özelliklere sahip olan bir başka tepeye rastlayamazsınız!

Alaeddin tepesi, bu şehrin nazar boncuğudur!

Bu şehrin uğurudur!

Alaeddin tepesi bu şehrin cazibe merkezidir!

Çekim merkezidir.

En gözde köşesidir!

Lakin biz bütün bunları bile bile, üç merkez ilçemizde dünya kadar cazibe merkezleri yaptık.

Yine de, Alaeddin tepesini geçemedik!

Sonradan olma cazibe merkezlerinin yaldızları,

Boyaları, cilaları on yıla varmadan döküldü kaldı!

Betonlaşmanın getirdiği, soğuk, donuk, mağrur,

Yok ettiği tarihe ve şehrin o sıcacık mahallelerine tepeden bakmayı marifet sayan,

Kentsel dönüşümün kültürü,

Tarihi, mahalle sıcaklığını,

Komşuluk denen o kadim güzelliği silindirle ezip geçtiği,

O cazibe merkezlerinden ne bekliyordunuz ki?

Sihirli bir dokunuş mu?

O dokunuş betondan ibaret bir dokunuş oldu!

Her tarafı betonlaşmaya teslim ettikten sonra,

Alaeddin tepesini de, kazı alanına döndürerek, etrafını paravanalarla çevirdik.

Tepenin bağrını delik-deşik ettik!

Gören ne oluyor dedi!

Ne arıyorsunuz dedi?

Kimi, tepenin altında amfiteatr varmış dedi!

Kimi petrol arıyorlar ezzahar diye, ortaya bir laf attı!

Bir türlü tepeye ne yapılacağı, ne ad konulacağı konusunda net bir açıklama yapılamadı!

Tepe ile ilgili kim ne konuştuysa, bir sonuca da ulaşmadı!

 

ALAEDDİN TEPESİ BİZE ULUĞ KEYKUBAD’TAN EMANET!

Alaeddin tepesi, Selçuklunun altın dönemini yaşadığı, zirveye çıktığı, Alaeddin Keykubad’ın, Uluğ Keykubad’ın adını taşıyor.

Bu tepe, şehrin ihtişamının, maddi ve manevi zenginliğinin şahidi bir tepe.

Kaderine terk edilmiş şu andaki görünümünü hak etmiyor.

Konya’nın Selçukluya olan yolculuğunun ilk durağı bu tepe…

Konya Selçukluya doğru adım atmakta tereddütler içerisinde.

Bu şehir Türkiye Selçuklu Devletinin Başkenti!

Hem biz Türkiye Selçuklu Devletinin Başkentiyiz diyeceksiniz, hem de o medeniyeti, o tarihi merak etmeyeceksiniz!

İlginç bir yaklaşım!

Her köşesi Selçuklunun izleriyle dopdolu bir şehirde başka ne bulacağınızı sanıyorsunuz ki?

Her ne arıyorsanız, boşuna arıyorsunuz!

Burada bulacağınız Selçuklu eserleri!

Daha derin kazarsanız, Roma ve Hitit eserleri bulursunuz!

Çok daha derin kazarsanız, karşınıza Çatalhöyük gibi on bin küsur yıl öncesinin şehir kalıntısını bulursunuz.

Bu coğrafyada, tarihin binlerce yıl derinliğinde de dahi şehirlerin var olduğu, medeniyetlerin bu coğrafyayla yollarının kesiştiğine şahit olursunuz!

Alaeddin tepesi, yüzyıllar öncesinden bir nişane, bugünlere bir armağandır.

Dahası Uluğ Keykubad’ın emanetidir.

 

ALAEDDİN TEPESİ ENBİYALAR TEPESİDİR!

Mevlana Müzesi İhtisas Kütüphanesinde bulunan “Tumar-ı Silsile-i Beni Adem” isimli yazma eserde, Konya’da medfun bulunan peygamberler sayılırken,

“ve Sultan Alaeddin Cami-i Şerifinde Miraç Peygamber medfundur” cümlesi geçiyor.

Ayrıca, rahmetli Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver’in İstanbul’da çıkan Türk Folklor Araştırmaları Dergisinin Aralık/1956 yılında çıkan

89.cu sayısının 1417. Sahifesinde,

Konya’da Evliya Sayımı yazısında, Konya’da medfun bulunan peygamberler sayılırken,

“3 Peygamber Sultan Kurbi (Sultan Alâaddin Camii) civarında, Üç Peygamber gösteriliyor, fakat isimleri meçhuldür.” Diye bir cümle yer almaktadır.

Alaeddin tepesi, bunca değişik özelliğe sahip olmasına rağmen,

Kaza kaza bir hal olduğumuz,

Bir türlü, ne yapacağımıza, bir karar veremediğimiz bir tepe olmaktan kurtulamadı.

Beton şemsiyeyle korumaya çalıştığımız,

Beton şemsiyenin de yıkılarak,

Korumaya çalıştığı, Kılıçaslan Köşküne ait saray kalıntısı ayakta kalsın diye

Gösterilen özen sonrasında,

Beton şemsiye, saray kalıntısına zarar vermeyecek bir şekilde kaldırılmıştı.

Yerine yapılan yapı için ne biz bir şey söyleyelim, nede bir yorumda bulunalım!

Kararı görenlere, seyredenlere bırakalım geçelim!

 

KONYA’NIN MERKEZİYDİ ALAEDDİN TEPESİ!

Bazı densizlerin, bazı kendini bilmezlerin, bazı edepsizlerin tepeyle ilgili söylediği, sarf ettiği amiyane, gayrı ahlaki laflar ve benzetmeler şehir içinde taraftar bulmadı.

Söylendiği gibi, söyleyenlerle birlikte ortada kaldı.

Ayıplandı.

Alaeddin Tepesi, Sultanlar şehrinin, Sultanlar tepesi olarak anılmalı!

Selçuklu Sultanlarından I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in türbesinin bulunduğu Sivas, kendine, “Sultan Şehir” diyor!

Ey Konya! Alaeddin tepesinde tam sekiz Selçuklu Sultanı yatıyor!

Sen Sultanlar şehrisin, Alaeddin tepesi de Sultanlar tepesi!

Sayın Uğur İbrahim Altay!

Şehrimizin Şehremini olarak, sizden ricamız ve talebimiz, “Sultanlar Şehri” ve “Sultanlar Tepesi” kavramlarını bu şehre kazandırmanızdır. Siz bu işe el atmazsanız, kimsenin bakacağı da yok, aldıracağı da…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.