Tarım Sanayiinde Ortak Hata: Taklitçilik

Konya, tarımsal mekanizasyonun geliştirilmesi noktasında yaptığı girişimlerle göz dolduruyor. Tarım sanayiciliğinin başkenti konumunda ki ilimiz Konya’nın bugün ulaştığı konum fevkaladedir. Ama sürecin daha da geliştirilmesi, dış pazarlara açılım ve markalaşma sürecinde her ne hikmetse geriden geliyoruz. Kısaca söylemek gerekirse münferit bazlı girişimler yüzünden Konya tarım sanayinde istenen adım bir türlü atılamıyor. Açıkça ifade etmek gerekirse bu konuda üzerine düşeni tam anlamıyla yerine getirmeyen meslek odalarımıza da ciddi görevler düşüyor. Yoğun tempolu faaliyetlerle kasılan sistem kendini bir türlü yenilenemiyor ve seminer, sempozyum bazlı sadece birilerinin görüşlerini almada ve fikir alışverişinde bulunmaktan öteye beklenen adım bir türlü atılamamaktadır. Yine de umudumuzu kaybetmiyor bir gün çıkacak babayiğit bir adım vesilesiyle Konya tarım sanayiciliğimizde bugün bir Hollanda bir Almanya, bir Fransa mesabesine ulaşacaktır. Konyalı girişimcilerimizin ortak noktasında taklit çabası yatmaktadır. Hazır bir ürünü taklit eden değil, daha yenisini ve farklısını yapabilen bir anlayış tarzı hayatımıza ne zaman girecek? İşte can alıcı soru budur. Taklide dayalı değil yaratıcılığa dayalı bir imalat sistemi geliştirmediğimiz sürece sorunlarla boğuşup duracağız. Batı ülkelerinin bu konuda korkulu rüyası olduğumuz açıktır. Hazırı yapmasıyla nam salan bir anlayıştan yaptığımızı taklit edebilmek için çabalayan batı dünyasının olmasıyla gerçekten önemli bir adım atmış olacağımızı bilmenizi istiyorum. Şunu ifade etmekte yarar var. Başka firmalara ait ürünlerin o firmadan temin edilen makineye bakılarak satış amaçlı imal edilmesi hırsızlıktır. Bunun adı emek hırsızlığıdır. Başka türlü açıklaması yoktur. Kolaycılığa kaçma huyumuzu terk etmezsek batıya bağımlı imalat yapımız daha uzun yıllar devam edecektir. Bunun anlamı güdük kalmaktır. Başkalarının emeğine göz dikmektir.  

Sanayicilerimize devlet tarafından sağlanan imkanlar karşısında Konyalı imalatçılarımız açıkçası işin kolayı yönünde tercihte bulunmaktadır. Devletin yeni iş kurmadan tutun, yeni ürünlerin imalatı veya geliştirilmesi için çok sayıda teşviki sağladığı malumunuzdur. Sunulan şartlara uymak suretiyle projenizi devlete arz ettikten sonra onay çıkarsa devlet arkanızda demektir. İşte böylesine açık ve net desteğin sağlandığı nadir ülkelerden biri olduğumuz halde niçin kendi aramızda kısır çekişmelerle birbirimizin tekerinin önüne taş koymakla uğraşırız anlamak mümkün değil. Her zaman dile getirmişimdir. Konya’da bu işte önder olacak bir yapı oturtulamadı. Öyle ki bu işte önderlik yapacak kişi ya da kurumun çok yönlü ve esnek bir yapıya sahip olması gerekir. Odalarımızın bünyesinde faaliyet gösteren çeşitli oluşumlar ile işadamları derneklerinin birçoğu, sonuç odaklı çalışmaktan öte, kendi bünyelerinde dönüp dolaşan birkaç konferans ve seminerle durumu kurtardığını sanıyor. Basın ve yayında çıkacak bu şov niteliğinden öte geçmeyen faaliyetlerin dışında ortaya koyabildikleri net bir çaba yok. Birde neticeye ulaşmayı yanlış adreslerde arıyorlar. Oturmaktan kıçı nasır tutmuş makam sahiplerini ziyaret ederek büyük bir başarı elde etmiş görüntüsü vererek hedefe gidilmez. Bu metodoun kabak tadı verdiğini ve bumerang gibi sahibine geri döndüğünü bilmemiz gerekiyor.

Konya’nın muhteşem üçlüsünün ön ayak olmasında ve işin takibinde bizzat yer almasında yarar var. Bu üçlü,  Konya Ticaret Odası, Konya Sanayi Odası ve Konya Ticaret Borsası’dır. Bugün gelinen noktada bu üçlünün birbiriyle uyumlu çalışma stratejisi daha önce benzerine rastlanmamış bir olgunluk içerisinde devam etmektedir. Konya Ticaret Odası Başkanı Sayın Selçuk Öztürk Bey’in kişilik yapısı bu zor görevi bihakkın yerine getirebilecek nitelikte olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde Konya Sanayi Oda Başkanımız Memiş Kütükçü’de kısa sürede katettiği mesafe ile sorunun çözümünde önemli bir ayak olacaktır. Konya Ticaret Borsa Başkanımız Uğur Kaleli ise kararlı yapısı ile diğer bir önemli ayağı temsil edecektir. Birde yanlarına, MÜSİAD, KONSİAD, TÜMSİAD gibi ciddi STK’ları aldıklarında başaramayacakları hiçbir iş yoktur.

Peki ne yapmak gerekiyor?

Konya Tarım Sanayi’nde her şeyden önce Ar-Ge faaliyetleri teşvik edilmeli, kopya ürünlerle değerli vakitlerini ziyan edecek bir yanlışa kapılmalarını engellemek gerekiyor.

Üretilmesi için fazlaca teknik ayrıntı gerektirmeyen belli başlı ürünlerin çok sayıda firma tarafından imal edilmesi suretiyle haksız rekabet ortamının ve zedelenen imajın önüne geçecek bir sistem tesis edilmesi gerekiyor. Bu durumun vahim bir yönü de piyasaya yaptırdığı parçaları monte ederek işçilik maliyetlerini asgariye çekmek suretiyle işini hakkıyla yerine getiren imalatçıların pazarlama stratejilerine zarar vermeleridir. Kalite gözetilmeksizin sadece para kazanma amaçlı yapılan imalat anlayışı yüzünden şehrimizin imajının tahmin edilenden de öte zedelendiğinin bizzat şahidiyim. Bu durumun sürmesi halinde girdap etrafında dönen Konya tarım sanayisi ileri doğru adım atamayacaktır.

Son günlerin önemli faaliyetlerinden olan kümelenme çalışmaları tarım sanayi açısından ümit verici bir gelişme olsa da çalışmaların beklenen düzeyin çok altında olduğu da bir realitedir.

Tarım sanayicilerinin sadece yurtiçinde değil yurtdışında da etkin olmalarını sağlayacak ortak bir ihracat strateji planı olmaması manidardır. Bugün tarım sanayi sektöründe faaliyet yürüten firmalarımızın büyük çoğunluğu ihracat yapmak için kılı kırk yarsalar da belirli bir plan dâhilinde hareket etmemeleri sebebiyle başarısız olmaktadırlar. İşte bu başarısızlığın temelinde yatan etken kulaktan dolma bilgilerle yani sadece duyuma dayalı yurtdışı gezilerine çıkmaları ve boşa kürek çekmelerinden ileri gelmektedir.

Konya Tarım Sanayi sektörü olarak Türkiye’nin gözbebeği konumundadır. Böylesine gelişmiş bir sanayi devi olan şehrimizin hak ettiği modern fuar kompleksine kavuşabilmesi çok güzel olmuştur.  

Aynı şekilde Konya havalimanının ve Konya uçuşlarının halen yeterli düzeye ulaşamamış olması sebebiyle sanayimizin yurtdışından gelen misafirlere açılan kapısı tam kapalı olmasa da aralık durması yüzünden İstanbul önümüze geçmekte ve zahmet ve zaman kaybı yaşamak istemeyen dış alımcılar Konya’mızı göz ardı edebilmektedirler.  

İşte tüm bu yaşananlar size yukarıda da arz etmiş olduğum öncü güç çalışmasını gerekli kılmakta ve bu işte de fazla zaman kaybı gibi bir lükse sahip olmadığımızı bize hissettirmektedir.

Konya’nın Selçuklu başkenti olmasına ilaveten, Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri vesilesiyle ülkemizin manevi başkenti olması ve aynı zamanda gelişmekte olan devasa sanayi bölgeleriyle ve çok farklı sektörde çok sayıda KOBİ düzeyindeki imalatçısıyla da ülkemizin sanayi başkenti olmaya en uygun aday olduğu bir hakikattir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum