Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Tarımda Sivil Toplum Örgütlenmeleri Ve Görevleri

Her mesleğin bir veya birden fazla sivil toplum örgütü vardır, olmalıdır da. Bu da toplumlara yönelik bir yönetim içimidir denilebilir.   

Küreselleşme denilen çağda günümüzde sivil toplum örgütleri toplumları yönlendiren, çalıştıran esas faktör olarak etkili olmaktadır. Neo liberal politikalar ile sivil toplum ya da resmi otorite dışı yönetimler daha fazla önem kazanmaya başlamıştır.

Dünyadaki bu gelişmeden doğal olarak Türkiye de etkilenmiştir. Fakat Türkiye’de sivil toplum kuruluşları (STK) gelişmiş ve sanayileşmiş toplumlardaki etkinlik düzeyine sahip olup olmadığı tartışılmaktadır. Gelişmiş toplumlarda STK’lar toplumda itici güç olarak önemli bir role sahiptir.

Türkiye’de, STK’ların yapısının ya zayıf ya da dış ilişkiler sistemine bağımlı olması gerçeğinden dolayı, durumun bu şekilde olduğu söylenemez. Sivil toplum  “devlet örgütü dışında, birtakım siyasal, kültürel, ekonomik ve sosyal faaliyetleri yürüten gönüllü kuruluşlara denilmektedir” olarak tarif edilmekte ise de, burada “Türk insanı merkezi yönetimleri (otorite) mi tercih etmektedir diye bir soruya ihtiyaç duyar mı” diye sorulabilir mi?.  Türkiye’de 120 binden fazla dernek, 5 200 den fazla da vakıf vardır ancak öne çıkan bir elin parmakları kadardır.

Tarımla ilgili vakıf ve derneklerin sayısı a çok fazla değildir. Bunun yanında kooperatif, birlik ve merkez birliği sayısı 8 bin in üzerinde olsa da bunların çoğu bir nevi kamu görevi yapmaktadır.

Öyle veya böyle, sayıları ve etkinlik alanları ne olursa olsun (resmi, yarı resmi, gönüllü) tüm bunlar (vakıf, dernek, birlik, kooperatif) yanında meslek odaları (ziraat, orman, veteriner, üretici), üreticiye hizmet etmek ve ülke tarımını kalkındırmak için faaliyet yapmalıdır.

Bunu yapan, yani yasalarla belirlenmiş sınırlar içerisinde doğru amaçlara yönelik hizmet veren sivil toplum örgütleri yok değil ancak örgütlenmelerde ve yönetimlerinde sorunlar vardır. Öyle ki, bazılar koyu ideolojik saplantılar, bazıları kişisel çıkar ilişkisi, bazıları isim yapmak ve bunu toplumda yer etmek üzere kullanmak istemektedir.

Bir oda düşünün. Her defasında yayınladığı bildirilerde, bu ülkenin tarımını veya tarımcısının sözcülüğünü veya meslek lobisini yapmak, meslek onurunu korumak-yüceltmek yerine başka mihraklara hizmet eden, yer yer de yanlış ve mesnetsiz vurgulamalarla kafa karıştırmaya çalışan bir kurum niteliğinde olabilmektedir.  

Bundan ne çıkar beklenir bilinmez ama “tarım bir devletin temel güvenlik, sağlık, siyasi ve gerçek devlet kalmasının garantisidir”. Bu anlayış herkese lazımdır zira tarım herkesin konusudur.

Her kim veya toplum yararına hizmet verme vaadiyle kurulmuş ve hizmet veren örgüt olursa olsun, yasaların kendine verdiği yetkilerle ancak boşluklarından da yararlanarak “tarım gibi hassas ve elzem bir konuyu kendi saplantılı ideolojilerine alet edemez, etmemelidir de”.

Bu tür sivil toplum örgütlerini korumak için yine bazılarının sıkça başvurduğu “demokrasi, insan ve örgütlenme hakları, ifade özgürlüğü” ile alakası yoktur. Yapılması gereken bu tür zararlı örgüt veya kuruluşların derhal lağvedilerek ülke ihtiyacı doğrultusunda mesleklerin sözcülerinin ve sahiplerinin yeniden yapılandırılması gerekir.

Bu millet ideolojik saplantı ve yönlendirmelerden bıkmıştır. Her insan ve örgüt ülke yararına işlerle meşgul olmalı ve özellikle tarım gibi önemli bir konuda ülkeyi hak ettiği yere getirmenin yoğun gayreti içerisinde olmalıdır. Bu ülke “yolgeçen hanı” değildir ve olmayacaktır da. Tarımı da kendine getirmek ve ülkeye yetirmek zorunluluğu da vardır. Bu da el birliği ile olacaktır.

Tarıma, tarımcılara, sivil topluma selam olsun; faydalı olana ve onura da helal olsun. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum