'Yaz Dostum!'

Rahmetli Barış Manço, “ Yaz dostum, yaz tahtaya bir daha” demişti.  Ne yazık ki, borcumuzu, harcımızı ödeyecek , bir  Sarı Çizmeli Mehmet Ağamız yok!

Defteri, kitabı tutsak da, tahtalara yazsak da nafile!

Düştüğümüz yerden kalkamıyoruz. Etrafımızda seyreden çok, uzat elini diyen yok!

Neredeyse kendi düşen ağlamaz denecek hali ahvalimize…

Biz bu hale kendiliğimizden mi geldik?

Durup dururken mi, düştük?

İnsanların cevap alamadığı soru bu!

Pandemi dönemi kadar zor bir dönem geçirmedik.

Tam kapandık, kısmi kapandık,

65 yaş ve üstünü kapattık!

Vaka sayılarını düşürdük,

Sonra maskeler fora,

Mesafe olsa da hoş, olmasa da,

Hijyen bir şişe kolonya dedik,

Virüs her defasında pik yaptı.

Bize bir şey olmaz diyenler hiçbir şey olmamış gibi, yokmuş gibi, hâlâ ortada, hâlâ meydanda, hâlâ sokakta, hâlâ her yerdeler…

Tünelin ucunda bir ışık var mıydı, yok muydu?

Mum ışığı mıydı?

Kandil miydi filan derken,

2021 yılında da , aynen 2020 yılında olduğu üzere baharı görmedik, yaz eli kulağında!

 

*****

Bayramdan sonra bir bakmışsınız yaz geldi diyeceğiz.

Yaz demek, Haziran demek!

Haziran demek!

Yılın ortasını bulduk demek!

Yılın ortası demek!

Faturalar yüzünden bunaldık!

Kendimize gelemedik!

Bir türlü toparlanamadık demek!

Hele üç fatura vardı ki, üst üste topladığımızda aylık bin lirayı bazen buldu, bazen aştı.

Hesaplar şaştı.

Hepimizde bardaklar taştı!

Faturalar can yakmaya, el yakmaya, çarpmaya başladı başlayalı,

Şakülümüz kaydı, her şey şirazeden çıktı!

İnsanlar yaşamaktan bıktı!

Hayat cendere misali insanları sıktıkça sıktı!

 

*****

Doğalgaz, adı üstünde doğaldı falan amma,

İşin gaz tarafı bizi yaktı,

Cebimizi yaktı,

Her ay güya yüzde bir zamlandı,

Her defasında kafayı bize taktı!

Yandım Allah dedi her eline alan doğalgaz faturasını!

Elektrik sobası yaktık dedi, hiç doğalgaz yakmadım diyen,

Evde küçük çocuklar var, mecburen yaktık diyenler,

Odaları kapattık, tek bir odayı yaktık diyenler,

Bir faturalara baktı, birde cebindeki paraya…

Ödeyemeyenler para bulamadılar açıp-kapatmaya.

Mayıs geldi, bir miktar düştü faturalar,

O düşmeye dahi sevinemedi insanlar.

Doğalgaz güzeldi, hoştu amma, faturalara çare yoktu.

Pandemi, ekonomi, piyasalar, enflasyon, sen de mi dediğimiz ardı ardına gelen masraflar hep beraber üstümüze-üstümüze geldiler, hepimizi tükettiler!

Doğalgaz yine de başı çekti, faturası bayramdan sonraya ötelendi. Kim mi ödeyecek o hesabı? Sarı Çizmeli Mehmet Ağa değil elbet!

 

*****

Çarpan fatura deyince elektrik faturalarından başka ne geliyor aklınıza?

Elektrik idareleriyle ne çiftçinin, ne köylünün, ne sanayicinin, ne de hane halkının yıldızı barışık.

Özel elektrik, güzel elektrik dendi, fatura çarpmaları başladı.

Çarpan elektriğin kendi miydi, yoksa faturası mı?

İşte orası tevatür olarak kaldı!

Hane başı elektrik kullanımı özellikle yaz aylarında, su faturalayla ilk iki sırayı paylaşırken,  doğalgazdan geri kalmalarının acısını çıkarmak için yaz aylarını bekliyorlar!

Geçtiğimiz yıl, farkı kapatan elektrik çarpa-çarpa yoluna toz-duman savurarak devam etmedi mi?

Peşine takılana, dur yapma diyene, bu kadar da olmaz diyene, hülasa, karşı koymaya cevap dahi verdi mi?

Hepimize, benim işim çarpmak, ben adamı işte böyle çarparım havalarında gibi gelmedi mi?

Moralimiz ve psikolojimiz hem bozuk, hem yerinde değil. Elektriğe gelince, demek istiyor ki;

Aslında biz böyle değiliz, abartıyorlar, esas çarpan biz değiliz, az biraz yüksek gelen faturalar!

Gidin markete kaç lira domates?

Neredeyse bir elma, bir lira!

Market fiyatları çarpmıyor da yalnızca biz mi çarpıyoruz?

Teessüf ederim diyor adeta elektrik.

Market çarpmalarının yanında bizim çarpmamız devede kulak. Oraya her gün çarpılıyorsunuz, bize ayda bir!

Bir bakın biz mi, yoksa market mi ekabir?

Adımız çıkmış dokuza, inmiyor sekize…

 

*****

Su faturası da ilk ikiyi paylaşmak için yaz aylarını bekliyor, hatta, doğalgaz yanıncaya kadar geçen ayları.

Su faturası, yakmıyor, çarpmıyor amma…

“Su benim, çeşme benim / Ardıma düşme benim” diyor.

İtiraz edersen ve ben haklı çıkarsam,

Cezan neyse keserim diyor.

Bir bardak suda bayağı bir fırtına kopuyor yani…

Fatura sal, su idaresi sel, sala bindik, sele gittik gibi bir şey!

O kadar da değil canım, diyebilirler.

Biz falan ilden, fişmekan ilden daha ucuza su veriyoruz filan deseler de;

Su bir yana, ucuz bir yana, gelemiyorlar belli ki yan yana…

Biz ne mi yapıyoruz, bakıyoruz su faturasına, paraları denkleştiriyoruz.

Su gibi aziz ol inşallah diyerek su faturalarını yatırmaya çalışıyoruz!

Su hayattır, diyorlar ya, bizimkisi de sudan, doğalgazdan, elektrikten, ezcümle faturalardan ibaret bir hayat!  

Yaz tahtaya diyerek, tahtalara yazıyoruz, içimize atıyoruz!

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.