AK PARTİ ÇÖZÜLMEZ(!)

Yepyeni bir hafta başı, yepyeni güzel huzurlu, ümitleri, hayalleri büyük, güzel ve de hayırlı günler hepimizin olsun inşallah.

Bizim için hafta sonu ya da hafta başı diye bir ayırım söz konusu değil. Çünkü haftanın 7 günü çalışan bizler için sadece günlerin adı değişiyor. Olsun değişsin çok şükür biz halimizden mutluyuz ve Cenab-ı Allah’ım bugünlerimizi aratmasın diyerek de hep duacıyız.

Şimdi çalışan çalışmayan her kesimden konuştuklarımız, sohbetlerimiz, düşüncelerinizi toplayayım şöyle bir sıralayalım ve en önemlilerinden başlayalım diye alt alta yazdığımız zaman bizimle uzaktan yakından ilgisi olmasa da; 

Bürokratı da, sanayicisi de, orta halli esnafı da, üniversite öğrencisi de, emeklisi de ama kim olursa olsun herkes AK Parti’nin şu İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerini kaybetmesini konuşuyordu.

Yani biz bugün bunu mu yazmalıydık?

Ne olmuştu Allah aşkına bu kadar büyütülecek? Benim Konya’daki güzel insanımın Ankara-İstanbul Büyükşehir ile ne ilişkisi olabilirdi? Haaa benim de bildiğim üç beş kişi var mı var? Onlar da iyi ve güzel insanlar. Onlar da buralarda yani bu belediyelerle işler yapıyorlar. Ve yine ben inanıyorum ki bu insanlar yarın da belediyelerle işlerine devam edecekler. Çünkü işlerini düzgün yapıyorlar. Parti ile filan bunların bir alakası yok. Adam gibi mal üretiyorlar. Dünyaya veriyorlar Ankara’ya İstanbul’a da veriyorlar. (Laf aramızda bu ürettiklerini Konya’daki resmi kurum ve kuruluşlara belediyeye dahi veremiyorlar)  

Yani bize ne Ankara’dan bize ne İstanbul’dan?

Ha beni düşündüren ve dikkatimi çeken diğer bir konu ise siz siz olun bu sosyal medya yalakalarına filan kulak asmayın.

Kulaklarımla duyup karşımda canlı canlı duran Konyalı bir üretici şöyle diyordu; “Ben AK Parti’yi filan bilmem abi. Kim Başkan kim vekil dün de bilmiyordum bugün de bilmem. Benim bunlarla hiç işim olmadı karşılaşmadım da. Ben Reis’i bilirim. Reis’e güvenirim. Oyumu da bildim bileli Reis’e pat pat vururum” diyen esnaf sonra soruyordu “Abi adamlar CHP’li ise de çalışmışlar, kazanmışlar. Çaldılarsa niye çaldırdılar. Niye göz yumdunuz? Adamların hakkı bence, biz de bakalım nasıl çalışacaklar. Bu iş bu kadar uzatılmamalı. Ekonomiye yazık oluyor” diyordu. Vallahi bu insanın cep telefonu adresi ve ismi bende mevcut, bir bu insanın haline, çalışmasına bakıyorum bir de dediklerine “Helal olsun böyle güzel insanlara” demekten de kendimi alamıyordum.

Bu arada bir abimiz, hiç okumadığım yani takip etmediğim Nihal Bengisu’nun bir yazısını gönderip “Uğurcum Nihal Bengisu'dan düşündürücü bir yazı, ibretlik bir yazı” diye aşağıdaki yazıyı gönderdi. Merak ettim okudum hoşuma gitti. Eğer okumadınız ise sizin de okumanızı ve hepimizin kendimize göre ders çıkartmasını isterim.      

Hanımefendi şöyle yazmış;

“Daha düne kadar Kur’an okuyor, Hadis öğreniyor,

İslam’ı öğrenmek için kapı kapı dolaşıyor, programlar düzenliyor,

Müslümanların çağrıldığı programlara katılıyor,

Bilgimize bilgi, amelimize amel katmaya çalışıyorduk.

Bunlarla da yetinmiyor,

Bilgilerimizi evimizde çocuklarımızla paylaşıyor, onların da Cenneti kazanmaları için çaba gösteriyorduk.

Akrabaları ziyaret ediyor,

Komşularımızı ihmal etmiyor, tüm çaba ve gayretimizle Allah’ın dinini öğrenmeye, yaşamaya ve duyurmaya çalışıyorduk.

Ama...

Ne oldu ise oldu..!

Her şey imtihanın şekli ile değişti.

Dün zorlukla sıkıntı ile imtihan olanlar, bu defa kolaylık, rehavet ve tembellikle imtihan edildiler.

Hani artık İslam her yerde konuşuluyor, İslam sanki ülkeye ve tüm dünyaya hakim oldu...!

Sanki Uhut savaşı kazanıldı ve dünya serveti başımıza bela oldu.

İmtihanın şekli değişti.

Makam

Mevki

Kadın

Para...

Yeni imtihan şekli idi...

Artık İslam geldi ya!!!

Makamlara kurulduk.

Sekreterleri hayal etmeye başladık.

Gözlerimiz çekici bayanlara ya da yakışıklı erkeklere kayar oldu.

Arabaların modeli yükselmeye, evlerin şekli dublekslere.

Çocuklarımıza varıncaya kadar arabalanmaya başladık.

Hani İslam geldi ya her yere!!!

Ne acıydı!

Afganlı

Iraklı

Suriyeli

Türkmenistanlı yığınlarca göçmen Müslüman etrafımızda kışın soğuk gecelerinde yıkık dökük evlerde ömür sürerken,

Terkedilmiş evlere uçuk kiralar istenirken,

Hiç düşünmedik bunlar ne yer ne içerler?

Bunlar nasıl geçinirler?

Bu mazlumlar nasıl yıkanır, nerde banyo yaparlar?

Nasıl giyinir, nasıl yaşarlar?

Evet...

Biz sandık ki İslam dünyada hakim oldu.

Artık mal mülk yüzünden,

Ortak işletme yüzünden,

Birbirimizi müşrik olarak itham etmekten, Kuran okumaya, hadis öğrenmeye, onları yaşayıp, onları akraba ve komşularımıza duyurmaya zamanımız yoktu!!!

Dünya hırsı ile çocuklarımızın büyüdüğünü, ergenlik yaşına geldiğini, onların bize ihtiyaç duydukları en önemli dönemlerini bile unutmuştuk.

Akrabalara ihtiyaç kalmamıştı artık, sudan bahanelerle onları da çizdik.

Komşular artık çekici gelmiyordu.

Tv, bilgisayar, internet, cep telefonu, tablet, hatta face ve whatsap; uğrunda saatler geçirecek ve dakikalarca ibadet edilecek yeni tanrılar olarak gündeme düşmüştü.

Tam bu sarhoşluk halini yaşarken,

Tam da güçlüyüz artık, kimse bizi yenemez derken,

Makam

Mevki

Koltuk

Para

At araba hesapları yaparken

Kariyer gururu ve kibrine bulanmışken,

Tüm hesapları altüst eden bir imtihanla uyandık.

Hayallerimiz

Umutlarımız

Rahatımız hesaplarımız hepsi birbirine karıştı.

Çünkü bizi bizden iyi bilen,

Bizim içler acısı halimizi haber alan

Hesapların üstünde bir hesap eden vardı.

Allah. . .

Sanki Mevla,

-Kendinize gelin dedi.

-Gittiğiniz yol yol değil.

-Tuttuğunuz el el değil, -Bindiğiniz dal dal değil dedi.

Hani Hesap gününe inanıyordunuz?

Hani Cennet ve Cehennem var diyordunuz?

Hani dünya fani diyordunuz?

Hani sadaka malı artırır diyordunuz?

Evinize misafir almaya,

Sofranıza mazlum davet etmeye korkar hale geldiniz.

Evlerinize kendi çocuklarınızı bile misafir etmeye korktunuz.

İki ekmek fazla almaktan,

Ekmeği bölüp paylaşmayı zûl sandınız.

Bankalardaki paranızı öz evladınıza ödünç dahi veremez hale geldiniz.

Anne-Babaları kimsesiz evlere terk ettiniz.

Tüm bu olanlardan Allahı gafil zannettiniz.

Ama

Kaderleri yazan ve çizen yegâne varlık O'ydu.

Hadi artık.

Düşünme vakti.

Hesap yapma zamanı.

Nerde hata yaptık? deme vakti.

Yanlış hesaplardan,

"Güçlüyüz" kibrinden kurtulma,

Tevâzuu moduna girme vakti.

Yeni yepyeni bir iman,

Allaha Güçlü bir güven,

Salih amel ve

Kaybettiğimiz değerlere dönme vakti.

Gecikmeden

Geç kalmadan

Umudumuzu kaybetmeden

Düşmanı ve zulmünü hatırdan çıkarmadan diriliş zamanı.

Allah yeni imtihan dönemini tüm iman edenlere

Uyanış,

 Çaba ve gayret,

Yeni umutlara ufuk açmaya sebep kılar inşallah.

Kuranda geçen peygamber kıssalarına,

Onların ibret dolu hayat yoluna yeniden bir bakış olur inşallah.

Terk ettiğimiz Vahye yeniden bir bakış inşallah...”

…………….

Yerimiz daraldı bu yüzden kısa ve net ana konuya girelim.

Bazılarımız inansa da inanmasa da CHP’nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediyelerini kazanmasının ardından sosyal medyada ve basında Abdullah Gül, Davutoğlu… yeni parti kuruyor diye yazılıp çizilmeye başladı. Dolayısıyla hafta sonu herkesin konuştuğu bir durum vardı:  “Sağ kesimde yeni muhafazakar tabanlı bir parti kurulur mu, kuruluyor mu? …

…………

Cumartesi ve pazar günü en az 50 kişiye aynı cümleyi söyledim şimdi buradan bir kez daha yazıyorum “Kimse rüya ya da halüsinasyon görmesin. Hikaye senaryo yazmasın. Reis sağ ve sağlıklı olduğu müddetçe sağda muhafazakar tabanlı yeni bir parti kurulmaz, kurulamaz”…

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Dünya tuhaf bir yer biri acı çeker diğeri o acının fotoğrafını çeker ve milyonlarca insan o acıyı sadece seyreder.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?   

Elimizdeki çöp torbalarını ya da kovalarını göz göre göre milletin baktığını bile bile çöp konteynırlarının dışına bırakmadığımız ya da dökmediğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum