1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. BİR BAKAN, BİR REKTÖR Kİ!
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR BAKAN, BİR REKTÖR Kİ!

A+A-

Hafta sonu yine yollarda idim. Görevim gereği İstanbul, Tekirdağ ve Edirne’den ibaret seyahatimi ifa ettim. Trakya bölgesine epeydir, zannedersem 2 senedir seyahat etmemiştim. Edirne’ye ise en son 10 yıl kadar önce gitmiştim.
Trakya bir başka güzel. Çalışkan ve işini bilen halkı, tarımsal yatırım konusunda da işini biliyor. Ürün çeşitlendirilmeleri hayli fazla. Hayvancılık konusunda hayli yol almış, kaliteli et, süt ve süt ürünleri ile kendilerini kabul ettirmişler. 
Tekirdağ hakkında 2 sene önce seyahatimde de yazmıştım. Ülkemin en güzel köşelerinden biri olan Tekirdağ belediyecilik konusunda yıllardır maalesef yeterli hizmeti alamamış durumda idi. Bu sefer 2 km uzunluğunda sahil yolu nihayet tamamlanmış ve güzel de olmuş.
Tekirdağ’da NKÜ Rektörü bizi kabul etti. Bu arada davetli olarak konferans vermeye gelen eski Tarım Bakanını dinleme şansım oldu. Öğrenci buluşmaları çerçevesinde tarım konulu konferans veren Bakan Faruk Çelik Bey’i çok beğendim. Uzun süre siyasetin içinde olan Bakan Çelik birçok parti üst yöneticiliği yanında çeşitli bakanlık mevkilerinde bulundu. 
Çelik Bakanı, belki en kısa süreliğine Tarım Bakanlığı yapmış olmasına rağmen tarım sektörüne hayli ısınmış olarak ve konusuna oldukça hakim durumda gördüm. Hiç durmadan 1 saati geçen bir sürede rakamlarla dünya ve Türkiye tarımının dünü, bugünü ve geleceğini detaylı olarak ele aldı. Seri ve mantıklı yorumlarla, sıcaklığı ve sempatisi ile geleceğin ziraatçılarının zannederim gönlünü kazandı.
Bu arada Bakan Çelik’i dinlemeye gelen Tekirdağ siyasetinin üst yöneticileri ile sohbet etme şansım da oldu. En çok konuşulan konu tabii ki, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve Alpullu Şeker fabrikası oldu. Devamında Çelik Bakanı Konya’ya davet ettim. O da severek “tarımın merkezine gelmekten büyük memnuniyet duyacağını” belirtti. Bakalım ve görelim.
Bu arada Rektör, yardımcıları ve çalışma konum ile ilgili buluşmalarım oldu. Rektör Bey’i gençlik yıllarından tanırım. Asistanken tanıdığım Rektörün mütevazılığı ve huyu hiç değişmemiş. Halen cebinden yiyor, misafirlerine ikram ettiği çerezi kendisi ödüyor, lüks araba yerine sıradan bir aracı makam aracı olarak kullanıyor. Üniversiteyi de hayli geliştirmiş, altyapısını ve binaları tamamlamış, tamamlamaya da devam ediyor. Tebrik ediyor ve saygı duyuyorum, sevgili kardeşime.
Tekirdağ’da işimi bitirdikten sonra tarihinde iki kere başkent olmuş Edirne’ye geçtim. Cuma namazını dünya mimarisinin önde gelen belki de en önde eserlerinden biri olan, zarafetli minareleri, doyumsuz seyirliği, tarihi görüntüsüyle Selimiye Camii’nde kıldık. Caminin çevresi bu sefer açılmış, yeni bir mimari uygulama ile Türk mimarisine yeni haliyle kazandırılmaya çalışılıyormuş.
Bunun dışında Edirne’de de pek bir değişim görmedim. Buna rağmen hayli gelişen, kalabalık çarşılarıyla göz dolduran, özellikle Yunan ve Bulgar misafirleri günlük kabul eden bir şehir konumuna gelmiş. Belediyenin de güzel projeleri varmış. Eski Rum evlerini onararak estetik bir görüntü elde etme çabaları devam ediyor. 
Bu arada Meriç ve Tunca nehirlerinin taşkınları şehri tehdit etmeye devam ediyor. Her taraf çamur ve balçıkla dolu. 
Hareketli ve dolu dolu üç gündü. Tekirdağ köftesi ve kızartılarak sunulan Edirne ciğeri yemeden de dönmedik. Ülkemin her tarafı farklı güzel. Yaşayana ve görene, bu ülkeyi sevecek çok var. Sevse de sevmese de bu ülke bizim ve son ülkemiz. Mevlam ülkemi, insanımı korusun.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT