Erol Sunat

Erol Sunat

Biz nerde yanlış yaptık?

Biz nerde yanlış yaptık?

Yanlış yapmak insana mahsus bir konu. Yanlış deyin hata deyin, bilerek deyin, bilmeyerek deyin, lakin kabul edin!

En büyük erdem hatasını, yanlışını kabul etmek ve o yanlıştan dönmek değil mi?

Yanlıştan dönme noktasında;

Ben yanlış yapmadım!

Ben hata yapmam!

Bugüne kadar kime ne yanlışım olmuş!

Benzeri cümlelerle ayak direyenlerin,

Yanlışından döndüğünü, geri adım attığını gördünüz mü?

Birde böyle bir illet yapıştı yakamıza…

Bildiğiniz sütten çıkmış ak kaşık hikayesi…

Bu konuda Hz. Mevlana, “Sütten çıkan her kaşık aktır. Önemli olan çıktığın sütü ak bırakmaktır” diyor.

Ne yazıktır ki, bizim en büyük sıkıntımız, geride bıraktıklarımızla olan ve koparıp attığımız irtibatlar!

Geriye dönüp ne yaptığımız, geride ne bıraktığımız, geride neyin ve nelerin olduğunu görmemiz ve bilmemiz gerekiyor. Hem de acilen!

******

2018 yılının Ağustos ayı ortalarından bu yana enflasyonla başımız dertte…Ekonomiyle dertte…Dolarla dertte…Pandemiyle dertte…Virüsün varyantlarıyla dertte…Aşıyla dertte…İflasla dertte… Dibe vurmakla dertle…Derdimizi anlatamamakla dertte…

Bizi dinlemeyenlerle dertte..

Güvendiğimiz dağlarla dertte…

Başı bu saydıklarımızdan çok daha fazlasıyla başı derde giren bir toplum ne yapar?

Başına ne geldiyse A’dan Z’ye her şeyi sorgulamaz mı?

Hem de sil baştan…

Ben nerde yanlış yaptım? Biz nerde yanlış yaptık diye başlamaz mı?

Sevdiklerimiz neden böyle oldular? Neden bize el gibi davranıyorlar? Neden yanı başımızda değiller? Neden eskiden olduğu gibi halimizi sormuyorlar, derdin ne demiyorlar demez mi?

Bu sorulara cevap verilmedi, geçiştirildi! Cevap vermeme ve geçiştirme süresi de doldu dolacak, eli kulağında!

*****

Neticede insanımızın anlatımıyla her alanda nakavt olduk. Olmadıysak da nakavt olmak üzereyiz…

Hani yumruğu yiyen boksör için kendine gelir mi, tekrar ayağa kalkar mı diye ona kadar sayarlar ya…Bu gidişle yüze kadar saysalar ayağa kalkamayız diye ümitsiz konuşanların feryadını ve konuşmalarını duyması gerekenler duymazlar mı? İletmesi gerekenler iletmezler mi?

Köylü nakavt, çiftçi nakavt, çalışanlar nakavt, asgari ücretli nakavt, işsiz ve işini kaybetmişler ringe çıkmadan nakavt, emekli ise sizlere ömür!

Ringin yani memleketin manzarası bundan sonra böyle…

Enflasyon, faiz indirimi ve dolardaki yükseliş, dolara bağlı olan ekonomimizi vurdu…

İğneden, ipliğe yeni zamlar hazır bekliyor.

Bu artışlara dayanabilecek gücümüz ne yazık ki yok!

Virüsten biraz biraz kurtardık, enflasyonla mücadeleyi de az biraz hallettik gibi diyenler dahi son artışlardan sonra ümitsiz!

*****

İlk çağ Filozoflarından, Aristoteles, “Sevdiklerinizle siyaset yapmayınız. Zira; siyaset dostlukları zedeler. Siyasetçiler yollarına devam ederken; siz dostlarınızı yitirdiğinizle kalırsınız.” demiş.

Biz nerde yanlış yaptık? Biz, siz, sen-ben , öteki-beriki , cümlemiz, hepimiz!

Aç insana, evine ekmek götüremeyen insana, akşama kadar iş arayıp bulamamış insana, elindeki parayla tenceresine kaynatacak bir şeyler koyamayan insana kim ne bir şey anlatabilir ki?

Çünkü; o insana siyaset sökmez! Vaat işe yaramaz! Tartışmalar, atışmalar, sataşmalar, dostlukları, akrabalıkları, arkadaşlıkları, komşulukları zedeler, yok eder.

Bizim yanlış yaptığımız konulardan biri de budur aslında…

Bu yanlışa devam etmekten kendince büyük bir haz alanların neleri kaybettiğini bilemediği bir zaman diliminde yaşıyoruz.

Üstelik yanlış yapmadığımızı savunmak gibi büyük bir yanlışın içerinde olarak…

*****

Merhum Ziya Paşa, “İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez / Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez" demiş o meşhur beyitinde…

Terazi bu ağırlığı çekecek, tartacak, kaldıracak gibi değil. Bu terazi sadece bizim terazimiz olarak algılanmasın. Terazi hepimizin elinde…

Önemli olan, istisnasız her şeyi vicdani bir şekilde tartmak!

Bize gelince, ne lafımızı tartıyoruz, ne halimizi, ne sevgimizi, ne hırsımızı!

Terazinin bir kefesine kurulan egolar, gururlar, kibirler hiç olmadığı kadar ağır basıyor. Böyle olunca da, bu ağırlığı tartamıyor!

Tarttığını sanıyor!

Oysa, denge yok…

Denge kayıp!

Sevgi kilit altında!

Hoşgörü iki gözü iki çeşme!

Kin ve nefret ise baş köşede…

Bu terazi hangi ağırlığı tartacak?

Biz yanlış yaptığımızı ne zaman anlayacağız? Ne zaman biz nerde yanlış yaptık diyeceğiz? Ne zaman?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR