DELİ GİBİ SEVMEK, RUHUMUZDA VAR

Geçtiğimiz hafta sonu oynanan ve deplasmanda fark yiyerek mağlup olduğumuz Fenerbahçe maçının üzerinden üç dört gün geçti. Takımdan beklentisi çok yüksek olan taraftar, özellikle son iki hafta da yaşanan olaylara karşı duygu patlaması yaşıyor ki geçen hafta Serkan'ın yaptığı o büyük hata sonrasında hem Serkan'ı, Serkan nezdinde maç boyunca ve sonrasında takımı da bağrına bastı. O hafta Serkan aleyhine olumsuz birkaç cümle yazılacak olsa, kalemi oynatan sosyal linç bile yerdi. Bunun tam aksine, bu hafta Kadıköy'de oynanan maç sonrası ise taraftarın da gardı düşmüş olacak ki o yaşanan yoğun duygu eleştiri olarak gün yüzüne çıktı. İki hafta önce liderlik hayali kurarken şimdi ise ortalık toz dumandan geçilmiyor. Birkaç hafta içinde ne değişmişti ki bu denli bir farklı duygular yaşandı, yaşanıyor. Şunu söylemeden edemem ki duygular yalan söyler. Evet, duygular geçicidir ve yalan söyler. Bizi manipüle edebilir. Geçici olan bir şeye güvenmek ise, aslında bizim yanlış davranışlarda bulunmamıza neden olabilir. Malatya maçından sonra gereğinden fazla takımı savunurken Fenerbahçe maçında ise haddinden fazla olumsuz eleştiri yapıldı. Aslında işin özü olarak şunu söylemek istiyorum. Doğru ifade edilen duygudan korkmayalım. Çünkü duygularımızı akılla yönetirsek çok daha başarılı olacağımız aşikardır. Şimdi Serkan'ın 7 maçta yediği golü 2 maçta yemeyi başaran Ertuğrul Taşkıran eleştiriliyorsa geçen hafta Serkan da eleştirilmeliydi. Benzer ifadeler kullandım. O seviyede her hafta kaleyi koruyan, milli formayı giymiş bir kaleci o hatayı yapabiliyorsa sezon boyunca sadece birkaç kupa maçında eldiven takan Ertuğrul, Kadıköy atmosferinde o golleri yemesi de çok afaki bir olay değil kanımca. Şu yanlış anlaşılmasın. Kesinlikle başkan, yönetim, hoca, teknik heyet veya futbolcu eleştirilmez demiyorum. Aksine yıllarca ve yeri geldiğinde eleştiren biri olarak neyi, nasıl, nerede eleştirmemiz gerektiğini savunuyorum ve bu işin doğasında zaten eleştiri vardır. Erdon'un eğer kendi de isterse süreç içerisinde çok daha iyi olabileceğini savunurken Mücahit'ten geçtiğimiz yıl ben umudumu kestim. Aksini ispatlamadığı sürece bu seviyenin oyuncusu olduğuna inanmıyorum. Ömer Ali ve özellikle Bajic'in bu sezon lige her ne olursa olsun daha adapte olamadığını, Skubic'in artık kendini yenilemezse yetersiz kaldığını, Serkan'ın maçlara tam konsantre çıkamadığını, yokluğunda ise Ertuğrul'un bize güven vermediğini, Shengelia'nın Fenerbahçe maçında boş kaleye topu atıp gol yapamamasının altında yatan elbette bir sürü sebep var. Geçen hafta Serkan'ın yaptığı bu hata sonrası Aykut hocanın yukarıya doğru yapmak istediği hamlenin tüm planlarının bozulduğunu dile getirmiştim. Hem mental hem fiziksel anlamda, an itibariyle hem de oyun ve skor anlamında zor günler geçiriyoruz. Tekrar toparlan, takımı rayına oturt, sistemi yeniden inşa et, oyuncuları ve taraftarları rehabilite et derken süreç uzayabilir. Konyaspor'a gönül verenler sabırlı taraftar ve şu noktada Bajic’i, Ömer Ali ve Skubic'i kazanmalıyız. En nihayetinde bir puan bile yeri geldiğinde altın değerindedir ama şu noktada takım bir mağlubiyetle küme düşmediği gibi bir galibiyetle de şampiyon olmaz. Aykut hocama ve aslanlarına güveniyorum. Geçmiş, geleceğin teminatıdır vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.