Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Eskiyen aylar nasıl yıldız yapılır?

Nasrettin Hoca’ya sorarlar, “Hoca, yeni ay çıkınca eskisini ne yaparlar? Hoca hemen cevaplar: Ne yapacaklar, kırpıp-kırpıp yıldız yaparlar. Bu fıkra ele alacağımız konuya atıfta bulunuyor gibi.

Varlığında medeniyetlere kaynak olduğu kadar, yokluğunda göçlere vesile olan sektörün adı ziraattır. Kuraklık ve kıtlık nedeniyle Ortaasyadan göçtüğümüz ve Anadolu’yu yurt tuttuğumuz unutulmamalı. Bu göçe rağmen senelerdir tarım tarihimizde çok parlak günler gördüğümüz söylenemez. Hâlbuki tarımın beşiği olan Anadolu ve hemen yakınında bulunan Bereketli Hilal (Mezopotamya) binlerce yıl medeniyetin ve tarımın sözcüsü olmuştur. Zaman geçiyor, tarımın uygulama şartları değişiyor.

İnsanlığın gözbebeği olan tarımla alakalı onlarca özlüsöz vardır ve bunların başında toprak ve toprak işleme gelir. ‘Toprak avuçlayan altın tutar’, ‘Toprağın verdiğini padişah vermez’, ‘Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun’ gibileri toprağın değerini ortaya koyuyor. Tarım adına dünya ve ülkemde durumumuzun çok iyi olduğu söylenmese de, bunun sebepleri vardır. Küresel ısınma, teknolojinin yerinde kullanılamaması ve işletme yapısında ki bozukluk ana sorunlardır.

Eski zamanda kullanılan sabanının yerini günümüzde modern aletler almış olsa da toprak işlemenin önemini halen koruduğu ortadadır. ‘Ağlaya ağlaya süren güle güle kaldırır’, ‘zahire ambarı sabanın ucundadır’ ve ‘koşarsan burunlu demiri tarlaya, savurursun harmanı parlaya parlaya, koşarsan burunsuz demiri tarlaya, savurursun harmanı ağlaya ağlaya’ atasözleri en güzellerindendir.

Bu sözler tarıma bağlanma, üretim yapma açısından yüksek moral verme açısından önemlidir. Kadim tarım ile günümüz tarımı arasında kullanılan alet-makine ile iklim şartları arasında çok fark vardır. Bırakın binlerce yılı, 100 sene öncesinin tarımı ile günümüz tarımı arasında dahi fark büyüktür. Eskiyi örnek göstererek günümüz tarımını yorumlamamızın ne bilimsel, ne de akli ve teknik anlamı olmasa da, geçmişte, toplu arazi anlayışı, toplu üretim uygulaması gibi iyi tarafları da vardır denebilir. Öyle de eski ile yeniyi karşılaştırma yerine, her ikisinin de doğru yönleri bir arada değerlendirilemez mi?

Hangi zamanda ve yerde olsa zirai üretimin ne kadar zor ve zahmetli olduğunu onu yapana soralım. Masa başında oturup tarımı ve tarımcıları tenkit etmek veya tarım politikalarını yazmak kolay. Zaman zaman ben de yanlışlarını yazsam da, üreticinin hakkını da veririm. Olması gereken, günümüz toprak ve iklim değerlerine göre işletme yapılanması ve buna göre üretim yapmak olmalıdır.

Son zamanlarda iklim değişikliği, küresel ısınma, azalan yağışlar, sanayileşme ile rahat bir hayat için şehre göç ve buna bağlı olarak tarım alanlarının daralması gibi çeşitli sebeplere bağlı olarak tarımda yapılanma üzerine senaryolara rastlanmaktadır. Bunlardan birini ilk olarak 22 sene önce dile getirmiş, üretimi kolaylaştırma yönünü bilimsel değerlere ve tarihi uygulamalara dayanarak ispat ettiğim‘1 Köy 1 İşletme” modelidir. 2004 de, Tarım Bakanımıza bizzat sunduğum model, zamanın bazı danışmanları tarafından istismara maruz bırakıldı ve modele tam vakıf olmadan siyaseten “bombayı patlatalım” ile sunuldu ancak başarılı olamadı. Böylece bomba TARGEL Projesi olarak Bakanın ellerinde patlatıldı.

Sonraları farklı Tarım Bakanları döneminde, kısmen revize edilerek Sınırsız Köy ve Milli Tarım Projesi isimleri altında yine piyasaya verildi de proje mantığı iyi oturtulamadığı ve yapılmak istenen tam anlatılamadığı için rağbet görmedi. Her iki proje benim ürettiğim Projenin farklı iki bölümünü temsil ediyordu. Şimdilerde çok yönlü su kıtlığı, girdi maliyetlerinde artış ve ekonomik kriz yeni arayışları zorluyor. Bu arayışlar çok parçalı, küçük hacimli işletme yapımızı ekonomik boyutlarda işletmelere çevirerek, sulama suyu-enerji tüketimi ve ürün deseni bağlantılı yapılanmaya zorlar görülmektedir. Üretim politikamız ve tarımımız bu üç ana konuyu esas alarak yeniden yapılanmalıdır. Bundan kaçış yoktur. Aksi durumda tarımımızı zora sokacak, geleceğimize darbe indirecektir.

Tarımımız yeni yapılanmalara muhtaç durumda. Karadeniz, Eğe ve Akdeniz’in bazı yerleri hariç büyük çapta kuraklık altında olan yerlerde bir uygulama ile ne yapılmak istendiği üreticiye gösterilmelidir. Şunu da iddia ederim ki, sulama suyu, enerji ve diğer girdilerden de % 30-34 tasarruf sağlanacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi

Gençlere mahsus Cuma Namazı

27 Ocak 2026 Salı 14:51

Kırık Ok (Barışa giden yol)

06 Ocak 2026 Salı 12:43

Evlilikte adâlet ve muhabbet sorunu

30 Aralık 2025 Salı 16:43

İsraf bir insanlık katliamıdır

23 Aralık 2025 Salı 10:22

Cumhuriyetimizin Şeker Fabrikaları-5

02 Aralık 2025 Salı 15:31