Abdurrahman Hakan Pakiş
Paha biçilmez iki nimet: Zaman ve sıhhat
Bismillah.
Elhamdülillah, vessalâtü vesselâmü alâ Resûlillah.
İnsanoğluna bahşedilen nimetler saymakla bitmez. Kimi nimetler vardır ki kıymeti herkesçe bilinir; kimi nimetler vardır ki, ancak kaybedildiğinde değer kazanır. İşte zaman ve sıhhat bu ikinci gruba giren, “paha biçilmez” iki nimettir. Server-i Enbiyâ Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] bu hakikati şöyle dile getirmiştir:
﴿نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ: اَلصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ﴾.
“İki nimet vardır ki insanların pek çoğu bunlar hususunda aldanmışlardır; sıhhat ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1, nr. 6412).
Bu hadis, insana verilmiş en büyük iki sermayeyi işaret eder. Sağlık olmadan hiçbir iş yapılamaz; zaman olmadan da hiçbir emek meyve vermez. Ne var ki, insan fıtratında kolay yahut bedelsiz elde ettiği şeyleri küçümseme ve israf etme eğilimi vardır. İnsanoğlu kolay yahut bedelsiz elde ettiği şeyleri harcamada çok bonkördür, ihmalkârdır, gelişi güzel harcayandır. Zaman gibi yüce bir nimeti çok rahat bir şekilde gelişi güzel harcamaktadır. Hâlbuki akıllı insan, en değerli sermayesinin saatleri, günleri ve yılları olduğunun farkında olandır.
Zaman ve sıhhat, zenginle fakir, yaşlıyla genç demeden herkese verilmiş büyük bir kaynaktır. Ancak bu kaynak, çoğu kimsenin elinde hoyratça harcanmakta, ömür dediğimiz sermaye ise bir daha geri dönmemek üzere tükenmektedir.
Geri Alınmaz Sermaye
Zaman, insana verilen en büyük emanetlerden biridir. Çünkü geçen her an geri gelmez. Dünya malını kaybeden kişi onu yeniden kazanabilir; fakat kaybolan vakti asla geri döndüremez. Bu nedenle, bazı kimseler zamanın altından ve gümüşten daha kıymetli olduğunu söylemişlerdir. Bu söylemlerinde de gerçekten çok haklıdırlar.
Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan, “Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir.” (Asr, 103/1-2) ayetleri, zamanı heba edenlerin büyük bir kayıpta olduğunu haber verir.
Fahreddin Râzî [rahmetullahi aleyh], Asr Sûresi’nin tefsirinde zamanın değerini şöyle anlatır:
“Allah Teâlâ asra yemin etmiştir. Çünkü zamanın içinde türlü türlü hâller, mutluluk ve üzüntüler, sıhhat ve hastalık, zenginlik ve fakirlik meydana gelir. Ömre denk ve onunla aynı kıymette olan hiçbir şey yoktur. Zaman, asıl nimetlerin cümlesindendir. Bundan dolayı Allah zamana yemin etmiştir.”
Zaman, insanoğlu için katışıksız bir nimettir. Ancak ne yazık ki ayıplanacak ve hüsranda olan yine insandır; çünkü çoğu kez bu nimeti heba eder.
Mümin, her anını Allah’ın rızasına uygun değerlendirmelidir. Boş vakit, aslında boş bırakılmaması gereken bir vakittir; ilimle, ibadetle, aileye ve topluma faydalı işlerle doldurulmalıdır.
Kaybolmadan Değeri Bilinmeyen Nimet
Sıhhat, insanoğlunun hayat boyu ihtiyaç duyduğu bir nimettir. Sağlık elden gidince, dünyalık tüm imkânların kıymeti azalır. Nice zenginler vardır ki servetlerine rağmen sıhhatlerini geri getiremezler. Bu yüzden Fahr-i Âlem Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] sağlık yerindeyken ibadet etmek ve güzel işler yapmak gibi hayırlı işler yapmaya işaret etmiştir. Çünkü sıhhatli bir beden, hem dünya işlerini kolaylaştırır hem de ibadetleri güzelleştirir.
İmtihan Açısından Zaman ve Sıhhat
Her nimet bir imtihandır. Zaman da, sağlık da insana verilen bir emanet ve aynı zamanda bir sorumluluktur. İnsan, bu nimetleri Allah’ın hoşnutluğunu kazanacak işlerde mi yoksa nefsini tatmin eden boş uğraşlarda mı harcadığıyla sınanır…
Hadislerde belirtildiği üzere, kıyamet gününde insanoğlu ömrünü nerede tükettiği ve sıhhatini hangi yolda harcadığı konusunda hesaba çekilecektir. Bu sebeple mümin, günün her anını kıymetli bilmeli ve sağlığını da Allah yolunda değerlendirmelidir.
Vakitlerin Değeri
Zamanın kıymetini anlatan şu veciz sözler, hepimize ders olacak niteliktedir:
“Bir senenin değerini anlamak için final sınavını geçememiş bir öğrenciye sor.
Bir ayın değerini anlamak için sekiz aylık bir bebek doğuran anneye sor.
Bir haftanın değerini anlamak için haftalık bir gazetenin editörüne sor.
Bir saatin değerini anlamak için kavuşmayı bekleyen sevgiliye sor.
Bir dakikanın değerini anlamak için treni, otobüsü ya da uçağı kaçıran birine sor.
Bir saniyenin değerini anlamak için bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
Bir milisaniyenin değerini anlamak için olimpiyatlarda gümüş madalya kazanmış birine sor.”
Bu örnekler bize, hayatın en küçük zaman dilimlerinin bile ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatır.
İhmalkârlığın Bedeli
Zaman ve sıhhat, insan hayatında farkında olmadan en çok israf edilen iki hazinedir. Bugün birçok insan saatlerini boş ekran karşısında geçirirken, bedenlerini ise zararlı alışkanlıklarla yıpratmaktadır. Hâlbuki az bir zaman içinde yapılan hayırlı bir iş, ahiret yolculuğu için büyük bir azık olabilir. Aynı şekilde sağlıklı bir bedenle kılınan bir namaz, tutulan bir oruç, yapılan bir yardım daha huzurlu ve bereketli olur.
Zamanı Bereketlendirmek
Müslüman, zamanını sadece kendisi için değil, başkaları için de bereketlendirmelidir. İlme ayırdığı vakit, öğrendiği bilgiyi öğretmeye; kazandığı zamanı ise topluma faydalı işlere dönüştürmelidir. Zamanı planlamak, özellikle de gününü namaz vakitlerine göre düzenlemek, her anı ibadet ve faydalı işler için fırsata çevirmek müminin temel ilkelerinden olmalıdır.
Günümüz Dünyasında Zaman ve Sıhhat
Teknoloji çağında insanlar zamanlarını çoğu kez ekran başında, faydasız tartışmalarda veya oyalanmalarda tüketmektedir. Sağlık ise hazır gıdalar, hareketsizlik ve stresle tüketilmektedir. Müslüman, çağın bu girdaplarına kapılmamalı; zamanı da sağlığı da bilinçli bir şekilde korumalıdır. Unutulmamalıdır ki, modern imkânlar birer araçtır, amaç değil. Onlar hayatı kolaylaştırdığı sürece anlamlıdır; hayatı tükettiğinde ise zarara dönüşür.
Velhâsıl
Zaman ve sıhhat, insanın hem dünya hem de ahiret hayatını şekillendiren iki büyük hazinedir. Bu nimetler doğru kullanıldığında insanı yüceltecek, yanlış harcandığında ise onu zarara uğratacaktır. Müslüman, bu iki nimetin kıymetini bilerek yaşamalıdır. Zamanını faydalı işlerle değerlendirmeli, sıhhatini ise Allah’ın razı olacağı bir hayat sürmek için korumalıdır.
Unutulmamalıdır ki, insanın ömrü sınırlıdır; sağlık da sürekli değildir. Öyleyse her anı kıymetlendirmek, sağlığımızı korumak ve bunları Allah’ın rızasına ulaştıracak yollarda kullanmak, bizlere düşen en büyük vazifedir.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.