HEM AŞKIN KAPISI KONYA DİYECEĞİZ, HEM DE…

Bu şehirde kültüre, sanata ve tarihe olan aşk, lafta kalmaktan öteye gitmeyen bir seyir izliyor. Kentsel dönüşümlere ayrılan zaman, efor, gayret ve aşk yüzünden kültüre duyulduğu söylenen aşka vakit kalmıyor!

Aşkın kapısı adını verdiğimiz şehrimizin, giriş kapısının ardına duvarlar örmüş, bir dünya kapılar koymuş, her birine görevliler dikmiş, aşıklar şehrinin aşıklarından hiç kimse içeriye girmesin diye de talimatlar vermiş gibiyiz!

Aşkın böyle bir yapıda, böyle bir kapıda işi olabilir mi?

Hem “Aşkın Kapısı” Konya diyeceğiz, hem de aşka ve aşıklara, aşkın bütün kapılarını kapatacağız!

Sevmekle başı dertte olanlar günde bin kere, biz bu şehrin kültürüne, tarihine aşığız deseler ne olacak? Aşk, uğur böceği ve kelebek misali, sevmesi gerekenleri sevmeyenlerin omzuna mı konacak?

İşte onun içindir ki, ne onun adı aşk, ne bunun adı!

Bu şehirde kültürün adı aşk!

Sanatın adı aşk!

Tarihin adı aşk!

Bu şehrin adı aşk, adı!

Adının önünde kültür yazan kurumlara düşen, bu şehrin kendi öz evlatları olan, ozanlarını, sanatçılarını, sanatkarlarını, bu şehir için yazan-çizenleri yani şehrin gerçek aşıklarını keşfetmekti!

Yıllar yılı, bu şehre dışarıdan getirilen ithal aşıkları,

Bu şehre aşıkmış gibi yapanları,

Parasını-pulunu almadan aşkını göstermeyenleri,

Kaprislerinden, nazlarından yanlarına yaklaşılmayanları gördük!

Bu şehrin gecelerine kadrolu sanatçı, kadrolu sunucu gibi getirilenler pek çoktu.

Yıllarca onlar olmadan ne bir gece yapılabildi, ne de programlar icra edilebildi.

Bu yaklaşımdan sonra ne oldu biliyor musunuz?

Kendi ozanlarımızı, sanatçılarımızı, müzikle uğraşan isimlerimizi bu şehrin sahnelerine hasret ve boynu bükük bıraktık!

Bu şehre aşık olduğunu, sevdalı olduğunu,

Her fırsatta, her mekanda söylemekten büyük bir haz duyan sevgili yöneticilerimiz,

Görmek isteselerdi,

Bu şehre sevdalanan,

Yıllardır bu şehre dışarıdan getirilen birçok isimden çok daha kabiliyetli ve yetenekli olan,

Kendi öz evlatlarını görürlerdi!

Görmediler, göremediler, görmek istemediler!

 

KONYA’YA AŞIK OLAN, O AŞIKLARI MERAK EDİYOR MUSUNUZ?

Bir zamanlar, Aşıklar “bayram” ederdi Konya’da.

Sazını kapan koşar gelirdi bu şehre.

Şehir şenlenirdi, renklenirdi.

Aşıklar Bayramı olay olurdu ülke çapında, aşıklar şehrine yakışan yaşanırdı o günlerde.

O zamanlar bir sevdalı vardı bu işlere, kültüre ömrünü adamışlardandı.

Kim mi?

Rahmetli Feyzi Halıcı…

Mevlana İhtifallerini ihya etmişti. Konya’da sema öğrenilsin, semazen yetişsin diye, İstanbul’dan semazenler getirtti.

O günlerdeki ihtifaller, bugünlerden çok daha fazla ses getirir, gelen sanatçılar, Hz. Pir bizi çağırıyor diye bir kuruş ücret almazlardı!

Gelenler aşıktı, karşılayanlar aşıktı, şehir aşıklar şehriydi.

Aşık olan, aşkını gizleyemez sevgili okurlar!

6 Eylül 2016 tarihinde kaybettiğimiz Ahmet Özdemir de bir başka aşıktı. Aşkla geldi, aşkla gitti aramızdan.

Türk Halk Müziğine 124 türkü kazandıran, 9 albüm yapan ve repertuarında 5 binden fazla türkü olan merhumu, Konyalı bir değil bin kere “Konya Sanatçısı” olarak kabul etti amma, rahmetliye bu payeyi vermesi beklenenlerden üç yıldır ses yok, ses!

Bu şehir aşıklarla dolu!

Bu insanların aşkı var, aşkı…

Sadece reklamları yok, destekleri yok, ellerinden tutanları yok, kabiliyetleri ise getirdiğiniz insanlardan daha çok!

Kusura bakmayın amma, sizin niye hiç haberiniz yok?

El sanatlarında, resimde, müzikte bu şehirde aşkla, şevkle çalışan birçok şehirde ve ülkede tanınan, lakin bilmesi gerekenlerin, görmesi gerekenlerin bilmediği, görmediği o kadar çok sanatçı var ki…

Bırakın dışarıdan ithal sanatkar ve sanatçı getirmeyi, kendi sanatçılarımızla ihya ederiz şu garip ve mahzun halde bekleyen bedesteni!

İşte böyle anlamlı ve yerinde bir ihya gerçekleştiği gün, bunun adına aşk derim!

 

AŞK OLMADAN MEŞK OLMAZ!

Aşk olmadan meşk olmaz demişler, doğruyu söylemişler. Bu şehre yüzyıllardır, aşıklar gelmiş, gönül dostları gelmiş, gönül postlarını sermişler ve bu şehirde kalmış yüzlercesi. Niye gelmişler diye hiç düşündük mü? Aşık olanlar, nedenini bilmeseler de, o aşıkların yolunu izlemekten kendilerini alamazlar!

İşte bu sebepten; kimse ilgilenmese de… Ellerinden tutmasa da…

Sözüm ona kültüre hizmet diye ithal isimler çağırmaktan, getirmekten geri adım atılmasa da,

Bu şehrin kültürüne aşık insanlar, her şeye rağmen, her türlü imkansızlığa rağmen, bir çok yetkilinin gözünün ta… içine girmelerine rağmen, bu şehrin kültürünü tanıtma adına, sahneleme adına, yansıtma adına çalışmalarından vazgeçmediler.

Bu çabaları onlarca yıldır, görmesi gerekenler tarafından görülmedi.  Onları şehir gördü, tanıdı, sevdi ve sizlerin yaklaşımlarına da bir anlam veremedi!

Şimdi de soruyorlar;

Siz bu şehrin kültürüne, bu şehrin evlatlarını ne zaman kazandıracak mısınız?

 

DİYAR-I MEVLANA BU ŞEHİR!

Bilenler için rabbimizin nazargâhı olan bir şehir Konya. Enbiyalar ve evliyalar şehri olarak donatmış şehrin her köşesini, bucağını.

Bu ateş, bu aşk ateşi, sevgiden, hoşgörüden, barıştan, kardeşlikten, hakkaniyetten, birlik ve beraberlikten meydana gelen bir ateş olarak yüzyıllardan beri Konya’da yanmaya devam ediyor.

Hz. Mevlana’nın, “Allah’ım kalplerimizi mum gibi yumuşat” duası çerçevesinde, inşallah hepimiz birbirimizi anlayanlardan, sevenlerden ve hoş görenlerden oluruz.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.