HOŞ GELDİN EYLÜL!

Milli Eğitim Bakanlığı, 2019-2020 eğitim öğretim yılının çalışma takvimi yayımladı. Öğretmenler için süreç bugün başlıyor.

1, 5 ve 9'uncu sınıflar için ise uyum programları 5-6 Eylül'de gerçekleştirilecek.

Okullarımızda ise ziller 9 Eylül Pazartesi günü çalacak.

Sonbaharın ilk ayı olan eylül startını okullar ve okul hazırlıkları ile veriyor.

Velilerimiz geçtiğimiz hafta sonunu kırtasiyecilerde, forma satan-okul önlüğü satan mağazalarda, çantacılarda kısaca okul malzemeleri satan işyerlerinde geçirdiler.

Eylül ayı daha ilk günden okul masraflarıyla açılış yaptı. 

Özel okul fiyatları ise, devlet okullarının çok üzerinde… Erken kayıt adı altında yapılan indirimler var.

En hesaplısı 20 bin lira ve üzeri… Servis ve yemek ücretleri bu fiyatlara dahil değil.

Eskiler mart ayı dert ayı derlerdi.

Günümüzde bu aylar yer değiştirdi.

Dert ayı, tartışmasız eylül ayı oldu.

Zamlı kırtasiye fiyatları karşısında, süper marketlerin kırtasiye indirimleri az biraz teselli oluyor velilerimize…

Bir öğrencinin ortalama kırtasiye-forma-çanta gibi masrafının 500 lira olduğu günümüzde 3-4 çocuk birden okutan ailelerinin ocağı battı diyenleri dinliyorsunuz.

Eylül ayı girmeden gelen ikinci doğal gaz zammı, bu ayın sonuna doğru kış hazırlığına mecburen başlayacak olan aileleri daha şimdiden kara kara düşünmeye zorluyor.

Doğal gaz ikinci zammını gördükten sonra, toplamda 32.10 gibi bir zam rakamıyla, bu günler daha iyi günleriniz demeye başladı bile.

Çaya, şekere, suya ve elektriğe gelen zamlarla birlikte, eylül ayı fırtınadan önceki sessizliğe benzeyen bir ay olarak karşımızda…

Zamlı faturaları market alışverişlerinde hissederken, elektrik gibi, doğalgaz gibi faturalar ekim ayı ile birlikte, kış aylarının göstergesi olacaklar!

Havalar soğumaya yüz tutup, doğal gaz mesai yapmaya başladığında gelecek fatura miktarlarını düşünmek istemiyorum diyen insanları dinliyorsunuz.

DÖRT DÖRTLÜK ZAM!

Zamlar 4+4 dört çeker oldu diyenler, dört dörtlük zam geldi, bundan böyle sırtımız yere mi gelir diyenler, zamlara buruk bakış açılarıyla yaklaştılar

Şaka bir yana, böyle münasip görülen zamlardan sonra, insanlar, şaka yapacak, esprili konuşacak halimiz mi var demeye başladılar.

Hakem heyeti kararından sonra kesinleşen 2020 yılı için 4+4, 2021 yılı için 3+3 zam rakamları hayal kırıklığı yarattı.

Eylül ayına hakem heyetinin değişmez, değiştirilemez kararı ile giren kesimler, muhtemelen oluşmasını bekledikleri, enflasyon farklarının, 3600 ek gösterge beklentilerinin içerisine girdiler.

Olur mu, gerçekleşir mi?

Temennimiz, önümüzdeki aylarda memur ve emeklilerinin yüzünü güldürecek gelişmelerin olması.

Lakin; memur ve emekli zamları, yıl başına dört ay kala, mevcut zamlarla birlikte, insanların daha eline geçmeden eylül ayı itibarıyla eriyip gitmekle karşı karşıya…

Yüzde 4 zammın, hadi bana müsaade, benden size fayda yok, bakın başınızın çaresine dediği günlerle başladık eylül ayına…

Eylül-ekim-kasım ve aralık aylarında kim bilir daha nelere ve yüzde kaç zam gelecek?

4+4 zamlarla,

Memurumuzu, emeklimizi,

Dar gelirlimizi,

Enflasyona ezdirmedik,

Bu rakamlar onları üzecek rakamlar değildir denebilir mi?

Gönlümüzden geçeni veremedik gibi “yarım elma gönül alma” bir cümlenin dahi sarf edilemediği bir rakama ne diyebilirsiniz?

“Hoş geldin eylül!”

Safalar getirdin!

Ne iyi ettin de geldin!

Gelmeni dört gözle bekliyorduk!

Filan mı?

 

“EYLÜLDE GEL!”

Öğrencilik yıllarımızda da, korkarak, endişe ederek, hatta titreyerek karşılardık eylül ayını. Bazen ilk gününde, çoğu kez ortalarına doğru kar yağar, soğuk rüzgarlar eserdi.

Lakin, biz o soğuktan değil, bütünlemeye kaldığımız, istikbalimizi direkt ilgilendiren zayıf derslerimizi kurtarma adına eylül imtihanlarından endişe ederdik.

Hocalarımız, onlu not sitemine göre, bizlere bütün bir yıl bir tane 5 bile alamadın, eylüle gel de gör, aklın başına gelsin derlerdi.

Hele birde birden fazla dersten eylüle gelmişseniz işiniz vardı.

Ya sınıfta kalır, okuduğunuz sınıfı bir daha tekrar ederdiniz, ya da bütünlemeye kalan derslerinizin diğerlerinden geçer derslerinizi tek derse indidir, eylül ayının son haftasında tek ders imtihanlarına girerdiniz.

Tek ders imtihanı öğrenciler için sırat köprüsü diye adlandırılırdı. Başarılı olursanız bir üst sınıfa devam eder, başarısızlık halinde, aynı sınıfı ikinci defa okur, temel sağlam oluyor tesellisine sığınıp, daha çok çalışırdınız.

Ortaokuldan itibaren her sınıfı iki sene okuyup, lise son sınıfta askerlik çağına gelmiş arkadaşlarımız olurdu.

Onlar eylül ayını hiç sevemediler.

Ne şarkıcı Alpay’ın “Eylülde gel!” şarkısı, ne Mehmet Rauf’un meşhur “Eylül” romanı, ne eylül ayı için yazılmış şiirler, o dönemin öğrencilerini teskin edebilirdi.

 

EYLÜLLE BİR KÜS, BİR BARIŞIK YILLAR GEÇİRDİK!

Bizim nesil, öğrencilik yıllarından kalma bir alışkanlıkla, eylül ayını bir türlü sevemedi gitti. Nasıl sevebilirim ki diye de, az serzenişte bulunmadı.

Sonra eylülle bir küs, bir barışık yıllar geçirdi.

Kimimiz eylülde evlendi…

Kimimiz eylülde ayrıldı…

Kimimizin eylülde tayini çıktı, işe başladı, sevindi, yüzü güldü…

Kimimiz kargaşa ve karmaşa dönemlerinde sürgün yedi, vurgun yedi, hayata küstü…

Kimimiz 12 Eylül’de çok acılar yaşadı, kahroldu, kahretti her şeye…

Bütün bunlardan sonra birçok yıl ve birçok eylül geçti-gitti…

Hatıraların, acıların, hüzünlerin, unutulmak istenen hadiselerin üzeri ne kadar küllendi bilemiyoruz.

Tam eylül ayı ile barıştık, artık eylül ayını sevmeye bile başladık diyorduk ki,

Son yılların eylülü,  kendini unutturmamak için, zamlarla,

Enflasyon rakamlarıyla,

Bizleri pek de hoşnut etmeyen ekonomi rakamlarıyla ve en kötüsü enflasyon canavarıyla kol kola bir halde çıktı karşımıza…

Bana hoş geldin diyen yok mu havalarında üstelik!

Ne mi diyelim?

Yine de “Hoş geldin eylül”, bizim kırgınlığımız inan sana değil,  güvendiğimiz dağlara karlar yağması, yağdırılması!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.