Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

İLİM VE EDEB

Bir önceki yazımı “İlla Edep” başlığı altında kaleme almıştım. Çok ilgiyle karşılandı. Recep Dikici isimli bir okurum yazıma bir yorumla katıldı ve aynen “Tasavvufta, Edep, haddini bilmektir”. "Aradım, kıldım talep, en geridedir ilim, en ilerdedir edep". "Bi-edep (Edepsiz) insan, vâsıl-ı ilallah olamaz”, diyordu. Bu nedenle “İlim ve Edeb” içine alan bir yazı daha yazmam gerektiğini düşündüm.

Edeb ’in ne olduğunu geçen yazımda açıkladım. Şimdi de “ilim” nedir “ilim ve edeb” müşterekliği nasıl olur, insana nasıl yansır ona bakalım. 

İslam Ansiklopedisinde “bilmek” anlamına gelen ilim (ilm) genellikle “bilgi” ve “bilim”in karşılığıdır. Klasik sözlüklerde ilim “bir şeyi gerçek yönüyle kavramak, gerçekle örtüşen kesin inanç (itikad), bir nesnenin şeklinin zihinde oluşması, nesneyi olduğu gibi bilmek, nesnedeki gizliliğin ortadan kalkması, tümün ve tekliğin kavranmasını sağlayan bir sıfat” olarak tarif edilmiş, “cehaletin karşıtı” biçiminde de tanımlanır. Aynı kökten üretilen âlim, allâm ve allâme, malûm, malûmât, muallim, müteallim, muallem kelimeleri bilgi anlamıyla bağlantılı olarak da kullanılır. Âlim ve alîm sıfatlarına hem Allah hem de insan için yer verilmekle birlikte, Allah için kullanımı daha yaygındır. Aynı şekilde allâm Allah için, allâme insanlar için kullanılmakta, buradan anlaşılan ilm veya ilim esaslı bir konudur.

İlim mi önde, edep mi; bilemem ama araştırmalara ikisi arasında öyle muazzam bir ilişki var ki, hangisinin hangisinden önde olduğunu tartışmaktan ziyade bu ikisinin etkileşimdeki detaya ve her ikisinden de istifade yoluna gitmenin daha doğru olduğu ortaya çıkmakta.   

Birçok makalede: “İlim ve edebin, kaybolan çocuğunu arayan annenin iştiyakıyla aranması gerekir, edeb ilim talebinden önce gelir” ve “öğrenmekten gaye edeptir” olarak yorumlanıyor. İmam Malik’i annesi ilim öğrenmeye gönderirken sarığını sarmış ve “ilimden önce edep öğren” dediği de manidar.

Akidemizde ilmin kapısı olarak bilinen Hz Ali bir yanda “ailenize ilim ve edep öğretin” derken, öte yanda “bir babanın çocuğuna edebi öğretmekten daha kıymetli bir şey veremeyeceğinin önemini vurgulamak için de “hiçbir süs edep kadar güzel değildir” diyor. Birinci bölümden anlaşılan “edebin önemli olduğunu ancak, ilimin de edebin mütemmimi (tamamlayıcısı) olduğu ortaya çıkıyor.

Birçok makale insanın üstün olabilmesi için bazı hasletlere sahip olması gerektiği ile ilgili birçok görüş var. Genelde “insanın dünyada üstünlüğü, haysiyeti, şerefi, ilm ve edebi iledir. Malda, rütbede, makamda, soyda değildir” olarak görülüyor, şerefli insan “edebe riayet eden ve dinin emirlerine uyan insandır” derken, edebi de “haddini, sırrını bilmektir” olarak yorumlanıyor.

Günümüzde en sıkıntılı konulardan biri de evliliklerle olsa gerek. Kadın erkek ilişkisinde ki aksaklıklar, öldürmelere kadar varan cinayet haberleri toplumu hayli rahatsız eder boyutlara getirmiş durumda.

Hâlbuki işyerinde, toplumda, evliliklerde yani her yerde herkes sınırını iyi bilmeliymiş. O sınır içinde kalınırsa geçici dünya cennet, en azından huzur ve saadetli olurmuş. Tüm üzüntü, sıkıntı ve kavgalar sınır ihlalinden kaynaklanmakta imiş. Evin hanımı kendi sınırını bilirse, yani edeb denen o muhteşem hakikati takınırsa, cennet hanımı, bir erkek de sınırını kollar o sınır içinde konuşur veya hareket ederse birlikte yaşanılan o ev de bir cennet mekânı gibi olurmuş. Sınır nedir diye soranlara “ilimle” deyip,  ilmin de de “sınırı olmadığını”, o sebeple de Hz. Ali “bana bir kelime öğretenin kölesi olurum” demiş.  

Elbette bizim gibi teknik konularda ilm yapanlar manevi konularda otorite değil ama toplumumuzda bozulan bazı değerlerin düzelmesi veya yeniden yerleşmesi için de bu konular açıkça ve sıkça hatırlatması da gerekir. Önceden de ifade ettiğim gibi “elbette edep, ancak ilm” derken Hz Alinin tüm mekânı, zamanı ve insanı içine alan şu güzel sözüyle tamamlamadan önce bu konuyu gündeme getirmeme yardımcı olan Recep Dikici kardeşime de teşekkürlerimle bağlayalım.  

Akil gibi mal, iyi huy gibi bir dost, edeb gibi bir miras, ilim gibi şeref olmaz” buyuruyor. Bizim de duamız, “Mevla’m Türk Milletini edepsizlerle, ilimsizlerle ve de ahmaklarla imtihan etmesin” olsun.    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum