KÜRKÇÜ MESCİDİ İÇİN VERİLEN SÖZ BU DEĞİLDİ!

Geçen yıl Aralık ayında Kürkçü Mescidi ile ilgili bir haber yaptık. Ulusal bir gazetede yayınlanan mescidin kentsel dönüşüme kurban gittiği haberi üzerine; dönemin Konya Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç’i arayarak süreçle ilgili bilgi aldık. O manşet haberimizden bu yana tam 6 ay geçti. Gelinen son noktayı gözler önüne sermek boynumuzun borcu. Zira bir tarihin kaybolmasına asla göz yumamayız.

Öncelikle Mescidi bilmeyenler için kısaca birkaç kelam edeyim.

Kürkçü Mescidi, şehrin merkezinde Meram Belediyesi’nin kentsel dönüşüm yaptığı Şükran Mahallesi’nde yer alıyor. İplikçi Camii’nin hemen arkasında. Mescitte 100 yıl öncesine dayalı tarihi hatlar mevcut. Orijinal nitelikte. Yani mescidin korunması tarihi açıdan önemli. Zaten Vakıflar Bölge Müdürlüğü de bu konuda hassas davranıp koruma görevini üstlenmiş durumda.

Peki, şimdi Kürkçü mescidini niçin gündeme taşıdık? Anlatayım.

6 ay önce yaptığımız haberde dönemin Konya Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç bize aynen şu ifadeleri aktarıyor: ‘İhale edilen caminin statik problemleri de göz önüne alınarak, yıkılıp yeniden yapılacağı rekonstrüksiyon şekilde bir projemiz var. Bu proje yapıldıktan sonra Kültür Hakları Koruma Kurulu’ndan karar alınacak. Bu karara istinaden zeminden pencere seviyesine kadar uygun orijinal taş pencere seviyesinden yukarısı kerpiç olacak şekilde görüntü ve her detay orijinaline uygun şekilde projesine uygun yeniden yapılacak’

cac.jpg

Bu cümleler ile şuan ki yapılanın alakası var mı? Siz de çektiğimiz fotoğraflarda apaçık görüyorsunuz değil mi? Ne pencere boyuna kadar orijinal taş kullanılmış ne de yukarısı kerpiçten inşa edilmiş. Altlarda birkaç parça eski taş var gerisi yeni. Üstte ise bizim sille taşı dediğimiz malzeme kullanılmış. Kerpiç falan bu devirde bulmak zor tabi. Ya da kerpiçle uğraşmak mı demeliyim?

‘Daha çok yaşasın daha sağlam olsun diye bu şekilde yapıldı’ ifadesini kesinlikle kabul ederim.  Ama şu soruyu sormak kaydıyla: O zaman neden açıklama yaparken eski taştan veya kerpiçten bahsediyorsunuz? Meşhur sille taşını kerpiç niyetine yutacak değiliz ya.

Görevine yakın zamanda başlayan Konya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Osmanlı’nın bu konuda nasıl davranacağını ne söyleyeceğini çok merak ediyorum…

 

MEVLÂNA DİZİSİNİ TRT DEĞİL NETFLİX YAPSIN

Yıllar önce yapım kararı alınan Hz. Mevlâna konulu dizinin Eylül – Ekim aylarında TRT’de yayınlanacağıyla ilgili bir bilgi aldım. Senaryosu büyük oranda netleşmiş. Daha evvel Yunus Emre – Aşkın Yolculuğu dizisiyle güzel bir başarı yakalayan TRT bu kez de Mevlâna konulu dizi projesiyle gündeme gelecek.

Dizinin Konya’da çekilmesiyle ilgili talep var. Ancak yapım şirketi İstanbul’a daha yakın olması ve lojistik kolaylık bakımından Kocaeli - Sakarya cenahında bir platoda diziyi çekmeyi planlıyormuş. Konya’da çekimlerin yapılması için şehri yönetenlerden bazı fedakârlıklar bekledikleri sır değil.

O destek verilir mi, dizi Konya’da çekilir mi bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Diriliş Karatay’ın KTO Fuar Merkezi civarına kurduğu film platosu hala sağlam olarak duruyor. Tam uyumlu mu bilmiyorum ama yakın zamanda bu alanda Malazgirt 1071: Bizans'ın Kıyameti adında Diriliş Ertuğrul’dan tanıdığımız Turgut Alp’in başrol oynadığı tarihi bir film çekildi.

Hz. Mevlâna ve Konya tanıtımı için bu dizi harika bir fırsat. Ancak ben olayı daha büyük ve global düşünmenin elzem olduğu kanaatindeyim. Yunus Emre dizisinin kopyası bir yapımdan ziyade; NETFLIX Orijinal içeriklerinde olduğu gibi bir dizi olsa… Tüm Dünyanın izleyeceği THE RUMÎ adında gizemli ve Hazretin çok daha geniş coğrafyalardaki sempatizanlarına hitap edecek bir dizi… Tabi kendi değerlerimizden taviz vermeden, birçok Netflix dizisine bir ur gibi yapıştırılan LGBT sapıklığı olmadan!

Ne dersiniz değerlendirmeye değmez mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum