Erol Sunat

Erol Sunat

Lezzetin Efsaneye Dönüştüğü Şehir!

Lezzetin Efsaneye Dönüştüğü Şehir!

Konya Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yaşamış, her iki dönemde de, önemli roller üstlenmiş bir şehir. Bu şehirde kültür zengin, turizm zengin, tarih zengin, hem de düşünülenin çok üzerinde!

Mutfak kültürü ise fevkalade! Gerçek bir efsane!

Ancak bu efsane, bugüne kadar beklenilen ölçüde ne anlatıldı, ne tanıtıldı, ne de bu konuda çok ciddi adımlar atıldı.

Allah’tan gurmeler vardı! Gurmeler olmasalardı, Türkiye’yi dolaşmasalardı, Konya mutfağının lezzetlerinin tadına baktıktan sonra, Konya lezzetlerini ülke çapında ilk on yemek çeşidi içinde göstermeselerdi, işimiz daha da zordu!

Konya böylece hem dikkatleri üzerinde topladı, hem de bazı Konya markaları Ülke çapında tanındı.

Efsaneyiz efsane olmasına da, kendi değerimizin, kendi yeteneğimizin farkında değiliz!

Bir başka açmazımızda, hasetlik ve kıskançlık! Oyunbozanlık, hatta lüzumsuzluk!

Etli ekmekte falanca lokanta Konya markası oldu lafına sevineceğimiz yerde bozuluyoruz!

Hemen, şehrin ücra bir köşesinde, bilmem hangi ustanın etli ekmeğini başlıyoruz anlatmaya…

Gitsinler de etli ekmeği o ustadan öğrensinler diye de bir çuval laf…

Birbirimizi tutup kaldırmak yok, destek olmak yok!

Bu sadece Etli ekmek için değil, kime hangi lezzet konusunda iyi dense, ondan daha iyi diye alternatif isimler de çok, itiraz da diz boyu!

Bu kafayla gastronomi şehri olabilir misiniz?

Olunsaydı, zaten şimdiye kadar olunurdu! İnsan şehrinin hevesini kırar mı?

Bu manasızlıkların yüzünden bugüne kadar ne kazandık? Kocaman bir hayal kırıklığı!

Üstelik, bu zenginliklerimizi oluruna bırakmak gibi bir yanlışlığın tam ortasında bulduk kendimizi!

Şehir, bırakın birbirinizi yemeyi de, efsane nasıl olunur göstereyim diyor amma, duyanımız yok, görenimiz yok!  Sonrada bir tas çorbamızı, bir bardak çayımızı içmiyorlar diye sızlanan sızlanana…

 

*****

Çok bilmişler, allemeler, akıldaneler, yerli yersiz, bizi tanıyorlar ya, bizi biliyorlar ya, bizi bilen bilir gibi yaklaşımlarla bu şehre çok zaman kaybettirdiler.

Tanıtım noktasında ağır davranmanın, önceliği olmayan ne kadar konu varsa onlara öncelik vermenin, teşbihte ve temsilde hata olmasın bize Mevlana yeter deyip, oturduğu yerden kalkmamanın sıkıntılarını çekiyoruz.

Bize Mevlana yeter denilen dönemlere bakıyorsunuz,

Konya’da kalacak yani konaklayacak yer yok

Konya’da yemek yenecek lokanta sayısı yeterli değil!

Konya’da gezilecek, görülecek yer sayısı mahdut!

Yemekleriniz lezzetli olmuş, gelenler bayılmış!

Bir daha Konya’ya gelirsem bu lokantadan başka bir yere gitmem demiş gelenler!

Meram’da şöyle bir hava alıp, cennet gibi ne güzel demişler, lakin bir bardak çay içecek yer bulamamışlar!

Bundan 20 yıl önce böyle hikayeler vardı.

Etli ekmek yine aynı etli ekmekti! Bamya çorbası aynı lezzetteydi…

Fırın Kebabı için bu kadar güzel pişiren bir başka yer görmedim diyorlardı.

Mevlana’ya uğrayıp, dua ettikten sonra bir bardak çay dahi içmeden çekip gidiyorlardı.

Ne mi yaptık?

Yemeklerimizi övenlerin, bize övgü yağdıranların hikayeleriyle dolu günler geçirdik, o hikayelerle avunduk durduk! Bizimkisi garip bir züğürt tesellisinden başka bir şey değildi!

 

*****

Şehir kısır döngüler içinde dönüp duruyor. Kendi içinde az mı kavgalar etti! Kim az biraz ileri gittiyse, onu alaşağı etmek için o yıllarda bile git-gel Konya altı saat denen Ankara yollarına düştü. Şimdi yol daha da kısaldı, sabah gidip akşam dönülüyor! Kavgalar bitecek tükenecek gibi değil!

Bir zamanlar, şehrin içinde çok kıymetli aşçılar vardı. Etli ekmekte, tiritte, bamya çorbasında, yağ somununda bir numaraydılar.

Kim bildi? Şehirde yaşayanlar! Kim bildi? Arada bir Konya’ya gelip gidenler!

Şimdi o aşçıların izinden gelen ustalarını aratmayanlar var! Kim biliyor? Bilenler!

El eli ne kadar, anlatır, ne kadar tanıtır, anlatmak ne zaman aklına gelir?

Onların aklına gelinceye kadar Üsküdar’da sabah oldu!

Konya mutfağı önemli. Gastronomi dediğimiz turizmin bir başka açılımı, ancak oldukça tesirli ve etkileyici yelpazesi, bir şehrin tanıtımının olmazsa olmazı.

Ülkemizde Gaziantep gibi, Hatay gibi gastronomide marka şehirler var.

Ancak, biz her yönüyle bir gastronomi şehri olmaya aday olduğumuz halde, böyle bir çıkışı henüz yakalayamadık!

Tek tesellimiz, etli ekmekten sonra bamya çorbasında da alınan tescil ve bu haber 2021 yılının en güzel haberlerinden biri.

 

*****

Hatırlarsanız, Ateşbaz-ı Veliye dayandırılan, sonunda Aşçı Dede deyip, daha da basitleştirilen Konya mutfağının, Gastronomi girişimleri yeterince etkili olamadı

Gönül ateşi başkaydı, fırın ateşi başkaydı! Mutfak vardı, mutfak vardı! Mutfaktan mutfağa farklar vardı.

Kim ne derse desin, Konya mutfağı efsane yemeklerin mutfağıydı hep!

Ancak, gastronomi turizmi konusuna yanlış yerlerden bakmak gibi handikaplarımızı bir türlü aşamadık!  Efsane deyince espri olarak boğazlar meselesinin efsaneleri kastımız!

Damak tadı, damak lezzeti, pişirenin mahareti, yeni adıyla el lezzeti işin içine girdiğinde, yemek bir sanat oluyor.

Konya’nın neden bir gastronomi şehri olamadığı konusuna bakanlar, neden böyle bir çıkış yakalanamadığını sorgulayanlar belki de bu işi tam anlamıyla sıkı tutmadılar diye düşünülebilir.

Öyle yada böyle, geldiğimiz nokta bir hayli geç kalınmış bir yerde.

Tam anlamıyla bir Konya efsanesi olan Etli Ekmek Coğrafi İşaret Belgesine 1 Ağustos 2017 tarihinde kavuştu. Etli ekmeğin bir Konya Markası olduğu tescil edildi. Bu tarihten sonra, hem etli ekmek, hem Konya, hem de etli ekmekçiler derin bir nefes aldılar!

Konya Bamya Çorbası da, geçtiğimiz hafta içerisinde tescil eden bir diğer Konya markası oldu.

Konya için güzel bir adım, hoş bir sonuç…

Konya Bamya çorbası da Konya yemek kültürü efsanelerinden birisi.

Bamyayı ağzına koymayan, ömrümde hiç bamya yemedim diyenlerin, biranda bamyaya ve bamya çorbasına aşık olduğu bir lezzet!

 

*****

Konya Mutfağı Etli Ekmek ve Bamyanın yanına yeni tescilli yemekler ekleme çabasını da bu arada sürdürüyor. Bu konuda yapılmış tescil başvuruları sanıyoruz peyderpey karşılığını bulacak, Bamya Çorbasından sonra, “Fırın Kebabı, Ekmek Salması, Tirit, Su Böreği, Etli Yaprak Sarması gibi” diğer lezzetlerinde bulunduğu 50 yemeğin daha tescil için sırada beklemesi zengin Konya mutfağının kalitesini gösteriyor.

Tek başına gastronomi şehri olmak tabi ki yetmiyor.

Gastronomi şehirlerinin, gastronomi yanında, kültür, turizm, sanat gibi önemli dinamikleri de var.

Konya’nın bu konuda hazırlık yapması, hazırlıklı olması, gelen ziyaretçileri ve misafirleri ona göre karşılaması gerekiyor!

Bu günler hazırlık günleri olmalı. Bu günler yeni bir gastronomi şehri olmayı düşünen Konya’nın her yönüyle hazırlıklarını tamamlamaya çalıştığı günler olmalı! Nasıl bir şehirde yaşadıklarının farkında olmayanlar, yalandan efsanelerin peşinde koşmaktan sıkılmadınız mı?

Bu şehrin taşı toprağı efsane! Gastronomi açısından ise, bu şehir, lezzetin efsaneye dönüştüğü şehir!

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR