1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. OKUYUCU İSTEKLERİ-TARIMSAL ÜRETİM DEĞERLERİ-2
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

OKUYUCU İSTEKLERİ-TARIMSAL ÜRETİM DEĞERLERİ-2

A+A-

Her nerede olsa tarımcılar hep çeşitli sorularla karşılaşıyorum. İnsanımız okumuyor. Soruların cevabı her taraftan kolaylıkla bulurlar ama bir türlü bunu yapmıyorlar. Bu sebeple de tekrar tekrar açıklamak gerekiyor. En çok sorulan da AK Parti döneminde tarımın çöktüğü görüşüdür. Geçen ki makalemde muhalif bir okuyucumun isteği üzerine konu ile ilgili bazı değerler vermiş, ikinci yazımda devam edeceğim demiştim. Sektörün daha iyi anlaşılması için geçen yazımı kısaca özetleyeyim.  

Nüfusumuz 2003’te 66 milyonken, bugün 82 milyon. Ancak Üretim alanımız 3 milyon hektar azalmış. Buğday ve pamuk üretimi aynı, ayçiçeği bir kattan fazla, mısır 3 kat, şeker pancarı az da olsa artmış. Meyvelerden armut, elma kayısı, mandalina ve kiraz (3 kat), zeytin, portakal, limon artmış durumda. 

Yine muz (4 kat), Antep fıstığı, badem, ceviz, fındık, üzüm, çilek (3 kat), nar (9 kat), kivi (20 kat); toplam meyve üretimi % 50, toplam yaş sebze-meyve üretimimiz de artmış durumdadır. 

En önemli artış tohumluk üretiminde 7 kat artarak olmuş, dışa bağımlılık neredeyse sıfıra inmiştir. Seracılık alanı da % 40 arışla, toplam üretim 4.2 milyon tondan, 7.6 milyon tona çıkmıştır. 

Yıllara göre tarımsal üretim değerlerimiz şöyledir. 2002’de 32 milyon TL, 2010 da 80 milyon TL; 2018: 158 milyon TL’dir. Enflasyon değerleri çıktığında yine de 2002’ye göre değerde 3 katı artış vardır.

Hayvan sayımız 2002’de 10 milyonu büyükbaş, 32 milyonu küçükbaş olmak üzere toplam 42 milyon iken, 2017’de 16 milyonu büyükbaş, 44 milyonu küçükbaş, toplam 60 milyona çıkmıştır. Hayvansal üretim değerleri 2002’de 19 milyon, 2010’da 85 milyon TL iken 2018’de 187 milyon TL’ye çıkmıştır. Yine enflasyon değerlerini çıkarsak, 16 yılda hayvansal üretimde de en az 5 katı artış vardır. 

Kırmızı et üretimi 2002’de 420 bin ton, 2017’de 1,1 milyon ton, süt üretimi 2002’de 8.4 milyon ton, 2017’de 20 milyon ton olmuştur. Tavuk eti 700 bin ton iken üç kat artarak 2.1 milyon tona; yumurta da 10 milyardan 20 milyar âdete çıkmıştır. Temel gıdada daha çok örnekler var ama bu kadarı yeter.  

2002 de traktör sayımız 970 binden 1.3 milyona, biçerdöver 11 bin 500’den 17 bin 260’a çıkmıştır.

16 yılda nüfusumuz 16 milyon, turist 10 milyon artmış, tarım alanlarında azalmaya rağmen, pamuk ve buğday dışında diğer tüm bitkisel ve hayvansal ürünlerde artışlar olmuştur. Bunca artış yanında ithal edilen temel gıda sadece ettir, o da 150 bin ton (toplam tüketimin % 10’u kadar) kadardır. Bu durum istenmez ama et üretimi ot üretimine bağlı. Isınma ve çevre problemleri, aşırı sulama su kaynaklarını tüketme noktasına gelmiştir. Patates, soğan gibi ürünlerde ki artış ve azalmalar, üretici tercihi biraz da iklim şartlarına bağlı olmuştur. Temel gıda maddelerinde az biz düşüş tüm ürünü etkiler. Kimse kahve ve tütünü sormaz zira bunlar keyif ürünüdür ama patates ve soğanı biraz da speküle ederek sorar. 

Muhalefetin sorusu, istatistiklere rağmen bu artışa inanmamaları ve geçmişte kendine yeten bir ülke iken bugün kendimize yetemeyişimizdir. Bu görüşlere aslı ve kaynağı olmadan yıllar önce söylendiği kabul edilen “Türkiye’nin dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri” görüşüdür. Böyle bir sözün kim tarafından söylendiği bilinmemekle birlikte, söylense bile ortada rakamlarla durum ortada.

Bir misalle açıklayacak olursak, nişastaya bağlı tüketimden protein tüketimine yönelmişiz. Kişi başına et, süt, yumurta tüketimi artırmıştır. Bunun en açık örneği 65 milyon kişi 420 bin ton kırmızı et (kişi başına 6.5 kg) tüketirken 80 milyon kişi 10.5 kg et tüketir. Süt için de aynı durum söz konusudur.  Kişi başına süt tüketimi 14 litreden neredeyse 25 litreye çıkmıştır. Eti 5 kg’da, patatesi 40 kg’da tutarsınız, kendine yeten bir ülke olunur. Kaba ot üretimine ayrılan sahaları da buğday, mercimek, nohut, patates, soğan, patlıcan üretimine ayırırsınız, olur biter, ülke kendine yeter mi diyelim. 

Sevgili Yalın ve bunun gibi düşünenlere verilecek cevap, yukarıda ki değerlerde gizlidir. Muhalefet bunu iyi okuyamıyorsa, çağırın toplantılarınızda bir tarım uzmanı olarak bizler okuyalım, derim.

İşin bir tarafı da ülkemi Hollanda ve İsrail gibi ülkelerle karşılaştırılmasıdır. Bu hiç doğru değildir. Her ülkenin kendine göre iklimi, toprak yapısı, üretim kültürü ve talepleri vardır. Her şey doğru yapılmaktadır diyemem. Çözüm işletme yapımızdadır. Bir köyü bir işletme modeli en kesin çözümdür ancak bu da her iktidarın muhalefetin desteğini alarak yapacağı bir şeydir.    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

7 Yorum