Hatice Filiz Çelik

Hatice Filiz Çelik

Pandemi ve Otizm

Hepimizce malum, dünya çapında bir salgınla karşı karşıyayız. İnsan sağlığına verdiği zarar kadar ekonomi ve eğitime verdiği sayılamayacak kadar olumsuz etkisi de var bu salgının.

Bu olumsuzluklar çok yazıldı, tartışıldı ve belki uzun yıllar da yazılmaya, tartışılmaya devam edecek. Şimdiden konuyu ekonomik, politik, psikolojik ve sosyoljik olarak ele alan onlarca kaliteli kitap yayınlandı bile.

Pandeminin çocuklara olan etkileri de bu yazılan, tartışılan konuların içinde. Özellikle eğitime ve onların ruh sağlığına yönelik olumsuz etkilerine karşı.

Çocuklar arasında öyle bir kesim var ki, belki de üzerinde en çok durulması gerekenler onlar.

 Onlar “Özel Çocuklar”.

Bu yazımı özellikle de otizmli çocuklar ve aileleri üzerinde özelleştirerek devam ettirmek istiyorum. Böyle bir seçim yapmamın nedeni ise, sadece yakınlarımda bu çocukları gözlemleme imkânına sahip olmam. Yoksa bu yazı hiçbir bilimsel konuya açıklık getirme amacı taşımıyor. Sadece onların ve ailelerinin duygusal dünyasının bir gözlemi…

Otizmin pek çok çeşidi var. Ve bir o kadar da tanı koyma yolu. Bunları tek tek anlatacak teknik bilgim yok. Ama bildiğim ve farkında olduğum bir konu şu ki, bu tanıyı alan çocuklarda eğitimin çok ama çok önemli olduğu. Yeterli ve doğru bir eğitimle bu çocukların gelişimi inanılmaz derecede ilerleyebiliyor. Bu konuda bu çocukların aileleri çok bilinçli…Ve çok şükür ki pek çok şehirde geniş imkânlara sahip, doğru eğitimi veren özel eğitim kurumlarını bulmak mümkün.

Tekrar etmekte fayda var. Eğitim bu çocukların olmazsa olmazı. Özellikle çok erken yaşlarda başlanması gereken bu eğitimlerde bir ayın bile hayati önemi oluyor.

Okulların pandemi başında kapanması ile onların eğitim imkânları da kısıtlandı. Ve bu süreçte onlar için uzaktan eğitim çok da faydalı olmadı maalesef. Bu durumda ailelere özellikle de annelere çok iş düştü. Bu meleklerin “yeryüzü koruyucusu” olan anneler için zorlu bir süreç başladı. Hayatlarında olmadığı kadar büyük bir fedakârlığın içinde buldular kendilerini. Tabii hiç şikâyet etmeden. Büyük bir özveri ile onların eğitimleri için evde gayret gösterdiler.

Elbette bu hiç kolay olmadı. Onları, özellikle kısıtlamaların olduğu dönemlerde evde tutmaya çalışmak hiç kolay olmadı. Kısıtlama döneminde ise, onlara özel “sokağa çıkma izni” gibi imkânlar verildi ama çoğunun hassas olan bağışıklık sistemi yüzünden çok da evden çıkarılamadılar. Ve bu durum onlar ve aileleri için hiç kolay olmadı.

Süreç hâlâ devam ediyor. Evde çok büyük zorluklarla bu çocuklar için fedakârca çalışıyor aileler.

Bu kahraman aileler, bu zorlu sürecin görünmez ve en sessiz kahramanlarından…

Toplum olarak otizmli ve diğer tüm özel ve güzel çocuklara ve ailelerine borcumuz var. Bu çocukların bir an önce, sağlıkla, eğitimlerine dönebilmeleri için hepimizin yerine getireceği görevleri var.

Önce kendimizi ve sonra çevremizi koruyarak, önlemlere uyarak bu zorlu süreci hep birlikte atlatmaya çalışmak, hepimizin boynumuzun borcu. Sorumsuz davranışlarımız sadece sağlığı değil bu çocuklar gibi milyonlarca insanı zincirleme olarak olumsuz etkiliyor. Tekrar söylemekte fayda var; bu güvenlik zincirini kırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

Eğer özel çocuklara sahip bir tanıdığınız, arkadaşınız, komşunuz, akrabanız varsa en azından onlara manevi destek vererek, onlara karşı daha anlayışlı davranarak, onları dinleyerek, halini hatırını sorarak onların üzerindeki bu ağır yükü biraz olsun hafifletebilirsiniz, onlara moral verip, bu şekilde destek olabilirsiniz.  Çünkü onlar bu süreçte ön plana çokta çıkamayan gerçek kahramanlar.

Hem kim bilir; belki bu masum yavrularımızın yüzü suyu hürmetine güzel ve sağlıklı günlere daha çabuk kavuşabiliriz.

Sağlığınız ve huzurunuz daim olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.