SAKIN HA NAMAZA DOKUNMAYIN!

Dünya hayatında bir insan için, Allah(cc)’a ve Hz. Muhammed(sav)’e inanmasından daha büyük daha değerli hiç bir şey yoktur.

İman etmek çok çok önemli olduğu gibi ibadette çok önemlidir. İbadetlerin en birincisi en önemlisi bil ittifak NAMAZ’dır.

İslam Âlimleri, “Namaz kılmamak, imansızlıktan veya iman zayıflığından ileri gelir. Beş vakit namaz kılmak, kalbi hasta olanlara güç gelir. Çok namaz kılmakla kalp de Allah sevgisi hâsıl olur,” buyurmaktadırlar.

Beş vakit namaz, insanı Rabb’ini unutma felaketinden kurtarır. Dünya işlerine, dünyanın geçici zevklerine dalarak Allah(cc)’ı unutan insana namaz Rabb’ini hatırlatır.

Namaz ile ilgili çok Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif bulunmaktadır. Efendimiz(sav); “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir”,(Tabareni)  “Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.” (Taberani) buyurarak namazın bir Müslüman için ne ifade ettiğini bizlere açıklamaktadır.

Namaz kılmak böyle büyük bir ibadet olduğu için terk edilmesi de çok büyük günahtır. Hanbeli’de namazı terk eden küfre düştüğü için, Şafii ve Maliki’de büyük günah işlediği için ceza olarak katli gerektiği fıkıh kitaplarında yazılıdır.

Hanefi Âlimleri; “Dinimizde en büyük günahı işleyen kâfir olmaz. Bunun için namaz kılmayana kâfir denmez. Fakat namaz, çok önemli bir ibadet olduğu için, namaz kılmayanın imanla ölmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Namaz kılmayanın kalbi kararır, diğer günahları işlemekten çekinmez. Günahlar da insanı küfre sürükler” buyurmaktalar.

Öyle üzücü bir süreçten geçiyoruz ki, namazın önemine rağmen ülkemizde her geçen gün namaz kılma oranı düşmekte; insanlar namaz kılmadıklarına üzülecekleri hatta dövünecekleri yerde bir takım İslam düşmanlarının namazı itibarsızlaştırma, sıradanlaştırma propagandalarının etkisinde kalmaktadırlar. Namaza, sünnete dün olduğu gibi bugünde saldırılar devam etmektedir.

“Namaz bu milletin başına bela” diyen Y. Nuri Öztürk’ün bu dünyadan nasıl gittiğini hepimiz gördük. Son nefeste kimin nasıl gittiğini Yüce Allah(cc) bilir; ancak, son günlerinde “DEİST” olduğunu takip edenler bilirler.

Geçenlerde Y.N. Öztürk’ün oğluyla birlikte bir televizyon kanalında programa çıkan M. Nur Doğan isimli şahıs yine bu sözü malum şahsı yâd ederek dile getirdi. Bunlardan o kadar çok ki, bütün dertleri namaz, sünnet dolayısıyla İslam’dır.

Namazın fazileti ve önemini anlatmak için bir değil, bin sayfa açıklama yapılsa yetersiz kalır. Ben fazla uzatmadan namaz ve sünnet inkârcılığı ile ilgili NEÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Kıymetli İnsan Prof. Orhan ÇEKER Hocama sözü bırakıyorum:

“…Efendimiz(sav)’in sünneti devre dışı bırakıldığında din bozulur; sünnet olmadığı zaman namaz ortadan kalkar. Biz namazı Kur’an’dan öğrenmiyoruz. Kur’an’ın hiçbir yerinde namaz anlatılmaz. Önceki Peygamberlerden bahsedilirken rüku, secde, kıyam kelimeleri geçiyor. 3 Kelime. “Namaz size emredildi belli vakitlerde” deniyor. Başka da namazla ilgili bir şey yok. Onun için Peygamberimiz(as) diyor ki: "Beni namaz kılıyorken nasıl gördüyseniz öyle namaz kılın”. Biz namazı Efendimiz(sav)’in sünnetinden öğrendik.

Kur’an’ı anlamaya çalışırken sünnet egemendir. Sünnete aykırı bir manayı Kur’an’a veremezsin. Sünnet manayı sınırlandırıyor. Sınırlandırdığı için de din bozulmuyor.
Dinimizi bozdurtmayan şey de Efendimiz(sav)’in sünnetidir.

 Namaz kelimesi Kur’an’da Namaz diye geçmez 'salât' diye geçer. Salât’ın kelime manası yalvarıp yakarmak demektir. Dolayısıyla bir adam pekâlâ der ki “Ben bir iki dakika yalvarırım Allah’a salât emrini ömür boyu yerine getirmiş olurum. Efendimiz(sav)’in sünneti dikiliyor. Sen bunu böyle anlayamazsın.

“Salât” dediğin şey şudur; tekbiriyle, kıraatiyle, rükusuyla, secdesiyle, kaidesiyle, selamıyla, vakitleriyle, rekat sayılarıyla, şekilleriyle, Efendimiz(sav)’in sünneti diyor ki “sâlât”  budur. Bunun dışında mana veremezsin. İşte sünnet bu bozuk niyetlilere engel olduğu için sünnet dışlanıyor ki önleri açılsın bunların. İslam’ı bozabilmek için sünnet reddediliyor. Dolayısıyla sünnet düşmanlığı bilimsel masum bir mesele değil; ideolojik bir meseledir. O ideoloji de "İslâm’ı bozma" ideolojisidir.”

Yukarıdaki açıklamalar bir ilahiyat profesörüne ait açıklamalardır. Kafanıza takılan konularda hüküm vermek yerine Prof. Orhan ÇEKER, İl Müftümüz Prof. Ali AKPINAR gibi hocalarımıza sorulabilir. Dini konular hassasiyet isteyen konular olduğu için herkese itibar edilmemeli.

Sonuç olarak; namaz kılmıyorsanız bile tövbe edin namaza başlayın; sakın ha sakın ha namaza dokunmayın; namaza dokunanın sonu perişan olur!!!! 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.