SONUNDA ÖLÜM VAR DEĞİL Mİ?

Her canlı doğar ve ömrünü tamamlar ve gün gelir ölür.

Allah bize hayatı armağan etti ama biz layığıyla yaşayamıyoruz.

Korkularımız var.

Kimi hayali, kimi gerçek korkular.

İşin garibi, gerçek korkularla baş etmek, hayali korkuları akıldan silmekten çok daha kolaydır.

İnanın bana, dağ başındaki çoban olmayı öyle isterdim ki!

Hem atalarımız, hem bazı krallarımız, hem de peygamberlerin çoğu, bilgelerimizin kimi, çobandı ve hiç de cahil değildiler.

Sürülerini otlatırken hayat hakkında düşünecek ve sonuca varacak bolca vakitleri vardı.

Kastettiğim şu: Hayal gücüm,  yaşam ve tıp hakkında yarım yamalak bilgim olmasaydı keşke.

Hz. Ömer, halife olduğu gün bir adamı yanına çağırıyor, her gün sabah yanına gelip “ya Ömer ölüm de var” demesini istiyor.

Hz. Ömer, Araplarda kadîm bir gelenek dâhilinde, belirli bir ahlâkla Müslüman oluyor.

Halifeliği süresince devlet işlerini görürken devletin mumunu, kendi işlerini görürken kendi mumunu yaktığı biliniyor.

Ayrıca İslam’ın muktedir olmasından önce, Müslüman olmayanların kalplerini İslam’a ısındırmak için belirli aşiretlere zekât veriliyor.

Bir gün yarımadanın doğusundan bir aşiret reisi parasını almaya geliyor.

Ömer, “onca zaman geçti, daha Müslüman olmadınız mı?” diyerek, sünnet ve kural olmasına rağmen, parayı vermiyor, üstelik bu paranın verilmesini yasaklıyor.

Fırat’ın kenarında bir kuzuyu bir kurt kapsa, Allah bunun hesabını benden sorar.” diyen de o.

Fırat’ın kenarındaki halka neler yapıldığı biliniyor.

Mumlar karışmışsa, suyun kenarında kuzular katlediliyorsa, o su kan banyosuna dönmüşse, işler, gene rant ve yağma konusunda ehil olana teslim ediliyorsa, burada nasıl İslam’dan söz edilebilir?

Ülke için her dönem seçimleri hayati önem arz ede gelmiştir.

Lakin bu günlerde yerel seçim olmasına rağmen, fırtınalar kopartılması mantıklı mı?

Saltanatın Sultan Süleyman’a bile kalmadığı bu dünyada ki, beyhude davranışlar nicedir.

Acilen toplumun, tüm bireylerini birleştirici bir dil icat edilmelidir.

Her dönemden daha çok bu dönem uzlaşıya ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz.

Ayrıştıran dil, toplumda orta vadede tamir olmaz tahribatlara sebep olmaktadır.

Özetle sel gidecek, biz kumu kalacağız.

Yarın mahşerde yaptığımız tüm ithamlardan, kırdığımız kalplerden, incittiğimiz gönüllerden soru suale biz çekileceğiz.

Mahşerde tarafı olduğumuz parti, lideri emin olun bizim kurtarıcımız, himmet eyleyenimiz olmayacaktır.

Gün kalpleri onarma, kırılan gönülleri fetih günüdür.

İslam’ca duruşta bunu gerektirmektedir.

Çünkü ölüm var, ölüm gibi bir gerçek var.

Hayat savunusu” ile ilgili dil de bu düzeni besliyor, ona eklemleniyor.

Ölümün eşitleyici diliyle konuşmayan bir dava, hak dava olması mümkün değildir.

Günümüz Türkiye politikalarında bu durumu yaşamamalıyız, bizler bu şekilde yönetilmeye, karalayıcı dil modeline buna layık değiliz.

Kur'an’daki ayetlerden yola çıkarsak, İslam ezilenin, mazlumun, yani Mustazafların yanındadır.

Ne Zaman İnsan Oluruz?

“Adaletle hükmettiğimizde…”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum