Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Su, sınırsız kaynak değildir-1
Geçen hafta Prof. Dr. Yusuf Demir hocamız su ile alakalı, ‘Su sınırs1ız kaynak değildir’ başlığı altında bir beyanat vererek ‘bir damlasını bile boşa harcamamamız gerekiyor çünkü boşa akan her damla hepimizin geleceğini tehdit etmektedir’ suyun önemini ısrarla bir kere daha ortaya koyuyordu.
Birçok makalemde su konusu üzerinde dura dura ‘dilimizde tüy bitti’: Su olmadan yurt tutulmaz, yurt tutulmadan vatan olmaz, vatan olmadan devlet, sağlık, enerji, güvenlik; öyle ya millet de olmaz, kalmaz. Su, tabiatın en temel ve vazgeçilmez kaynağı olarak hayatın başlangıcından beri insan, hayvan ve bitkilerin en büyük ihtiyacıdır. Suyun her damlası değerli, her damlasında hayat var.
Şu sözün güzelliğine ve manasının derinliğine bakar mısınız? Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları yermiş. Kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verirmiş. Su israfı nasıl durdurulur, tükendiği durumda nasıl geri getirilir, daha nasıl anlatalım.
Suyun sürdürülebilirliği anlayışını hayata geçirebilmek, her vatandaşın sorumluluğunda olmaktadır. Mazimizde olduğu gibi atimizde de nesillere sürdürülebilir bir hayat ve dünya bırakabilmek için devletlere düşen sorumluluklar kadar şahıslara da sorumluluk düşmektedir. Özellik, mevcut su kaynaklarını korumak, su tüketimini ayarlamak, sürdürülebilir su anlayışını hayata geçebilmek, bunun için de aile içi, ilköğretim ve yükseköğretim de eğitimleri yapmak esas olmalıdır.
Araştırmalara göre su kıtlığı devam eder ve mevcut tüketim alışkanlıklarının değişmez ise gelecek 25 yılda 1 milyara yakın insanın su krizi nedeniyle göç etmek zorunda kalabileceği ortaya konmuştur. Yine tüm Dünyada 2.5 milyardan fazla insan su sıkıntısı çekerken, her gün yaklaşık 6 bin çocuk, su yetersizliği veya kirli suya bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor.
Su, sınırsız kaynak değildir. Bir damlasını bile israf etmememiz gerekiyor. Boşa akan her damla su geleceğini tehdit etmektedir. Artan nüfus, sanayileşme, plansız kentleşme ve endüstriyel tarıma geçişle birlikte son yüzyılda küresel su kullanımı 6 kat artmıştır. Son yıllarda karşı karşıya kalınan çevre kirlilikleri, özellikle su kaynaklarını etkilemekte, temiz suya erişim giderek zorlaşmaktadır.
Şu iyi bilinmelidir ki Türkiye artık su zengini bir ülke değildir. Önümüzdeki yüzyılda tüm dünyada suya göre bir sistem kurulacak, küresel mücadelelerin ortasında su olacaktır. Ülkemiz son yıllarda küresel iklim ve kuraklıktan etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. 2025 yılı verilere göre, ülkemizin dörtte üçünde ciddi kuraklık yaşanmıştır. Son 1 ayda düşen yağışlar ülke olarak bizi yanıltmasın.
Bu yüzyılın en öncelikli sorununun SU KITLIĞI ve KURAKLIK olduğunu, önümüzdeki 5 yıl içinde sanayi için su temininin bugünkünden beş kat daha pahalı ve on kat daha zor olacağı biliniyor.
Dünyada kullanılabilir su oranının %1 olduğunu ve su kıtlığının gelecekte dünyamızı daha fazla tehdit edeceğini, geçtiğimiz 50 yılda su kaynakları tüketiminin 3 kat arttığını ve kullanılabilir suyun azalmaya devam ettiğini, Türkiye’nin su fakiri ülke statüsüne doğru hızla yaklaştığını, yeraltı su seviyelerinin her yıl daha da düşmektedir. Bu düşüşün su teminini daha zor ve maliyetli hale getirdiğini, 1970 li yıllarda birçok bölgede yeraltı sularının kuyu derinliği ortalama 10 m iken günümüzde bunun 300 metreye çıktığını, birçok OSB ve fabrikanın su temini için başka illere taşınma planları yaptığı bilinmektedir. Ancak bu illerin bulunduğu havzalarda da yeterli su olduğu düşünülmemelidir. En önemli kaynağımız olan suyu çok tasarruflu kullanmak ve modern ileri teknolojik arıtma ve geri kazanım tesislerini faal hale getirmek zorunda olduğumuz da önemli tedbirler arasında olduğu bilinmelidir.
Son birkaç senedir derdimiz su, dilimiz su, türkümüz su; vatanımız, varlığımız, güvenliğimiz, gıdamız, eşimiz-dostluğumuz su üzerine oldu. Anadolu irfanında her çeşmenin, dere, ırmak, pınarın bir hikâyesi, her suyun kendine mahsus bir tadı vardır. Kızılırmak Türküsünde Âşık Veysel şöyle der.
Daima bulanın, asla durulman. Nedir bu sendeki hal Kızılırmak.
Çağlayıp akarsın, hiç mi yorulman. Seni zapt eylemez göl Kızılırmak.
İşte Anadolu insanı için su budur.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.