YALANCI ŞAHİT KAHVESİ

Eskiler yalancının mumu yatsıya kadar yanar derledi. Şimdi kaç yatsılar gelip geçiyor o yanan mumların hiç sönmeye niyeti yok.

Şehrin birinde yalancılar kahvesi denen bir yer varmış.

Kime bir yalancı şahit lazım gelse,

Orada bekleyenlerden birini götürmesi kafi imiş.

Yine bir gün kahveden içeri ‘yandım anam’ diyerek biri girmiş.

- Arkadaşlar demiş, bana hemen bir yalancı şahit lazım.

Ayakta duranlardan biri;

- Tamam abi demiş şahidin benim, anlat meseleyi.

Adam;

- Birine 50 altın verdim demiş alamadım.

Yalancı şahit;

- Tamam abi demiş, benim yanımda verdin, bu gözlerimle gördüm.

Adam sıkıntılı;

- Yok yav demiş, aslında ben borçluyum nasıl kurtulacağım onu sorarım.

Yalancı şahit;

- Üzülme abi demiş, kimseden para almadın, sana iftira ediyorlar, o adam sana para falan vermedi, aha bu gözlerimle gördüm.

Adam sevinçle;

- Yürü demiş hemen Kadı efendiye gidiyoruz.

Bir süre sonra adam, yalancı şahitle birlikte Kadı efendinin huzuruna çıkmış.

Kadı efendi, şikayet sahibi adama sormuş;

- Bak efendi demiş, adam şahidini de beraber getirmiş. Var mıdır senin şahidin?

Alacaklı adam;

- Kadı efendi demiş ben bu adama 50 altın verdim. Bir sene geçti, şimdi de inkar ediyor. Yanındaki şahidi de ilk defa görüyorum.

Borçlu adam;

- Kadı efendi hazretleri demiş ben konuşmayacağım yanlış anlaşılır, şahidim konuşsun.

Kadı;

- Konuş bakalım demiş yalnız doğruyu söyle ki, biz de sıhhatli karar verelim.

Yalancı şahit;

- Kadı efendi demiş, doğrudur bu adam şikayetçiden 50 altın istedi. Yalvardı, ağladı çoluğum çocuğum aç perişan dedi. En kısa zamanda öderim dedi. İnsafsız, merhametsiz çıkarıp bir altın bile vermedi. Aha şu gözlerimle gördüm.

Kadı alacaklıya dönerek;

- Bre utanmaz demiş, demek bir altını bile esirgedin ha, şimdi de kalkmış 50 altın talep edersin. Yıkıl karşımdan.

Alacaklı adam ağlamaklı;

- Vallahi efendi hazretleri demiş. Yüce Allah şahittir ki, ben bu adama 50 altın verdim. Altınları verirken de yanımızda hiç kimse yoktu. Yanında şahit diye getirdiği adam yalan söylüyor.

Kadı bir müddet düşünmüş;

- Ancak efendi demiş, adamın şahidi var, olayı bütün tafsilatı ile anlatıyor. Sonra olmayan bir şahidi bu adam neye buraya getirsin, gazabımızdan korkmaz mı?

Yalancı adam;

- Efendimiz demiş bu adam, 50 altını şehrin çıkışındaki çeşmenin başında istemişti, hadi buna da yalan desin.

Kadı efendi, alacaklıya sormuş.

- Bu hadise demiş doğru mudur efendi?

Alacaklı boynunu büküp;

- Yer olarak doğru demiş, doğru da bu adam orada yoktu. Hatta hiç kimse yoktu.

Kadı efendi ayağa kalkarak;

- Mesele anlaşıldı demiş, efendiden bir adama benzersin. Onun için sana değnek cezası vermiyorum. Hadi herkes işine aşına. Bir daha karşıma gelmeyin.

Dışarı çıktıklarında borçlu adamla yalancı şahit hemen yalancılar kahvesinin yolunu tutmuşlar. Kahveye oturup okkalı birer kahve içerken, yalancı şahit;

- Bak abi demiş, her ne meselen oldu, çık gel kahveye kolay ederiz.

Borçlu adam;

- Sana borcum ne demiş, beni yükten kurtardın.

Yalancı şahit;

- Ağanın elimi tutulur demiş, at bi 10 altın git.

Borçlu adam;

- Fazla değil mi demiş, en nihayetinde iki kelam ettin.

Yalancı şahit;

- Borcun 15 altın oldu demiş. Varır Kadı efendiye olayı bu sefer de başka türlü anlatırım.

Borçlu adam, çaresiz 15 altın sayıp kahveden dışarıya çıkmış. Yalancı şahit altınları birer birer sayıp para kesesine özenli bir şekilde yerleştirirken içeri bir başka adam girmiş ve seslenmiş.

- Aman gardaşlar demiş acele bana yalancı şahit lazım.

Kahvedekiler adamı baş köşeye oturan pirlerine götürmüşler.

Adam nefes nefese;

- Bir sandık dolusu demiş altınımı çaldılar.

Hırsızların piri;

- Vaziyet mühim demiş, yarı yarıya pay edersek, senin şahidin ben olurum.

Adam pişkince;

- Sandıkta bin altın vardı demiş, gel 100 altına fit ol.

Yalancı şahitlerin piri;

- Bugün keyfim yerinde demiş tamam 250 olsun.

Adam sırıtarak;

- Tamam demiş verdim gitti. Amma sen beni bu beladan kurtar.

Onlar dışarıya çıkarken, soluk soluğa biri daha girmiş kahveden içeri.

- Aman demiş yandım bana acele bir yalancı şahit.

Yalancı yalancıya, şahit şahide, kahve kahveye benzer.

Kimseler üzerine alınmaya, kimseyi töhmet altında bıraktığımız sanılmaya.

Sadece ibretlik bir kıssadır anlattığımız.

Sürç-i lisan eylediysek affola.   

   

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.