Rasim Atalay

Rasim Atalay

Zam kadar zam!

Zam kadar zam!

Bugünlerde zamla yatıp zamla kalkıyoruz. O kadar gündemimize girdi, o kadar aklımızda yer edindi ki bu konu, zamlı rüyalar görenlerimiz bile oluyor…

En cahilimiz, en matematik özürlümüz bile eline alıyor kalemi kağıdı, asgari ücrete yapılan zammı, emekli maaşlarına yapılan zammı, memur maaşlarına yapılan zammı, refah payını, çıkan sonucu, standart sapmasını, paranın değerini, alım gücünü hesap edebiliyor.

Her bir ferdimiz birer hesap uzmanı oldu.

Nasıl olmasın?

İster hükümet deyin, ister devlet…

Vatandaşın alım gücünü artırmak için bir tavır ortaya koyuluyor. Vatandaşın gelirini artırmak adına işçisinden emeklisine, asgari ücretlisinden memuruna kadar her alanda taban fiyatlar tavana vuruluyor.

Çiftçinin gönlünü etmek, razı olduğu bir alım politikası sergilemek için hububattan çaya, fındıktan pamuğa, tütünden zeytine ve incire varıncaya kadar, üretimin olduğu her alanda yine taban fiyatlar tatmin edici ve memnuniyet verici ölçeklere getirilmeye çalışılıyor.

Vatandaşın gelirini ve geliriyle birlikte alım gücünü artırmak için yapılan bu hamleler çok kısa bir süre içerisinde Temmuz sıcağında güneşin altında kalmış buz kütlesi gibi eriyiveriyor.

Şimdi reel piyasada, “Zammı aldığınız ilk gün ne alacaksanız alın. Yoksa sonrasında alamayacaksınız. Dünden zengin yarından fakir olacaksınız” gibi cümleler kuruluyor. Her ne kadar itiraza yönelsek de piyasanın ahvalini görünce bunları doğrulamaktan başka çaremiz de kalmıyor.

En nihayetinde olan yine sabit gelirliye oluyor. Daha zamlı maaşı cebine girmeden eriyen vatandaş yine ve yeniden iki elinin arasına başını koyup ayın sonunu nasıl getireceğini kara kara düşünüyor.

Hadi bir kısım zamları iyimser bir tavırla anlamlandırmaya, mantıklı ve makul bir yere oturtmaya çalışmak için kendimizi zorluyor ve kabul ediyoruz da bazı zamları duyunca ağzımız açık kalıyor.

Örnek mi veriyim?

Domates, biber, patlıcan…

Ya da karpuz…

Kurban Bayramı’ndan önceki fiyatlar ile şimdiki fiyatları kıyaslayın, araya zamdan bir dağ örüldüğünü göreceksiniz. Ben bu zamlara bir sebep bulamıyorum. Sebebini bilen, bulan buyursun açıklasın, bizi de aydınlatsın.

MTV ZAMMI VE ELEŞTİRİLER ÜZERİNE

Pek alışık olmadığımız bir durum da MTV’nin bir defaya mahsus iki misliyle ödenecek olmasıydı… Bununla ilgili haberlerin yayılmasının ardından birçok araç sahibi ‘olmaz öyle şey, ne alakası var’ gibi tepkiler gösterip durumu kabullenemedi.

İşimiz habercilik ya… Millete haberi verdik. Yorum üzerine yorum… Sanki zam kararını biz aldık ya da MTV zammını biz yaptık.

Tabi sonrasında meselenin iç yüzü, MTV’ye yapılan sebebi açıklanınca, konunun deprem bölgesine kaynak üretme amacı taşıdığını öğrenince aklıselimin tavrı yumuşuyor.

Sonuçta devleti var eden milletse, devlet de milleti için var. Milletinin yaralarını en kısa sürede sarmak için ne gerekiyorsa onu yapacak, onu yapıyor.

Kel kör bir bineğim var, Allah eksikliğini göstermesin. Şahsen ödeyeceğim MTV depremzedelere dokunacaksa, onların yaralarına bir nebze merhem olacaksa helali hoş olsun derim.

SELÇUKLU’NUN L’SİNİ KİM ALDI?

Hadi konuyu başka bir yere çekelim de şu zam gündeminden biraz sıyrılalım… En azından kafamız bir miktar dağılmış olsun.

Dün sosyal medyada dolaşırken Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’nın Selçuklu Belediyesi Hizmet Binası önünden bir kare ile birlikte yaptığı bir paylaşım önüme düşüverdi. Binanın önünde bulunan ve iri puntolardan oluşan Selçuklu yazısının L’si yok…

‘Bizim L’yi kim aldıysa getirsin arkadaşlar’ diyerek Selçuklu’nun L’sinin peşine düşmüş Başkan, haklı olarak… Sonuçta o L kamunun malı… Anlaşılan birileri iç etmiş L’yi de Başkan Bey nezaketinden kim çaldı diyememiş.

Vallahi Başkanım senin o L çoktan 40 pareye bölünmüş ve geri dönüşümün yolunu tutmuştur. Şu saatten sonra L başına ödül koysan da aynı L gelmez. Siz diğerlerini korumaya bakın derim. Geçmiş olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Rasim Atalay Arşivi
SON YAZILAR