15 Temmuz Şehir Hastanesi

15 Temmuz hain darbe girişiminin 4. yılını geride bıraktık. Pandemiden kaynaklı halkla birlikte kutlanamasa da küçüğümüzden büyüğümüze gerekli bilinç çok şükür oturmuş durumda. 15 Temmuz’la ilgili Pusula TV kanalımızda hazırladığımız haberde de bunu gördük. Halk sadece bu darbe girişimine fiili olarak katılanların neden daha ağır cezalar almadığını sorguluyor.

Hatırlarsanız darbenin akabinde İstanbul Yolu’ndaki FETÖ hastanesine el konuldu. 15 Temmuz Millet Hastanesi olarak isimlendirilerek Dr. Faruk Sükan Kadın ve Doğum Hastanesi buraya taşındı. Hastane faaliyete girdi. Halkın dilinde adı 15 Temmuz Hastanesi olarak kaldı.

Dönemin Konya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Koç’un Hürriyet’te çıkan haberi aynen şöyle:

‘Konya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Koç, ilk hastane ziyaretini FETÖ/ PDY operasyonları kapsamında devralınan ve 17 Aralık tarihinde açılması planlanan 15 Temmuz Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne gerçekleştirdi.

Koç, “Vatandaşların samimi duyguları istismar edilerek toplanan paralarla yapılmış olan hastanenin, milletimize en modern ve nitelikli sağlık hizmeti sunabilmesi adına çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. İnşallah hastanemizi 17 Aralık’ta adına yakışır bir şekilde açmayı planlamaktayız” dedi.

Hastanenin girişinden başlamak üzere pek çok yerinde 15 Temmuz tarihinde yaşanılan hain darbe girişimini hatırlatan simge ve semboller olacağını da vurgulayan Koç, “Milletimiz o gece yaşanan alçakça kalkışmayı unutmayacak ve bu olay sonrasında şehit olan kahramanlarımızı ve gazilerimizi hastaneye her geldiklerinde anacaklardır. Onlar için ne yapsak azdır.' dedi.’

Yine dönemin İl Sağlık Müdürü Hasan Küçükkendirci, darbe girişimi sonrası yaptığı açıklamada ‘15 Temmuz Millet Hastanesi olarak inşallah önümüzdeki günlerde faaliyetine başlayacaktır.’ İfadesini kullandı.

Arada ne oldu ne bitti bilen yok. Hala herkes tarafından 15 Temmuz Hastanesi olarak bilinen yerin adı AK Parti Milletvekili Abdullah Ağralı tarafından yapılan bir açıklamayla değiştirildi. Açıklama şu: ‘FETÖ/PDY operasyonları kapsamında Sağlık Bakanlığı’na devredilerek kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi olarak hizmet sunan hastanenin isminin netleştiğini belirtti.

Sağlık Bakanlığı’ndan gelen onay ile hastane isminin Dr. Ali Kemal Belviranlı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi olarak resmiyet kazandığını ifade eden Ağralı, “Dr. Ali Kemal Belviranlı hem doktorluğu ile hem de İslam adına yapmış olduğu hizmetler ile şehrimizin yetiştirdiği büyük bir alim ve ilim adamıdır. Bıraktığı eserler ile halen yolumuza ışık tutan Dr. Ali Kemal Belviranlı isminin, böylesine anlamlı bir hastaneye verilerek adının yaşatılacak olmasından dolayı mutluyuz” dedi.’

Ali Kemal Belviranlı’ya söyleyecek tek bir sözümüz yok. Kıyas falan da yapacak değiliz. Lakin ne oldu da 15 Temmuz diye ilan edilen hastanenin adı, o dönem için suya sabuna dokunulmadan fazlaca da tepki çekmeyecek bir ismin adına çevrildi?

Koca Konya’da 15 Temmuz adının yaşatıldığı büyük bir eser yok. Ülkenin birçok yerinde talimatla isimleri çevrilen okulları saymazsak tabi…

Önemli tepkilere rağmen İl Sağlık Müdürlüğü’ne yeniden atanarak gücünü kanıtlayan Prof. Dr. Mehmet Koç’a önemli bir görev düşüyor. Sayın Koç, Bakanlığa Şehir Hastanesi’nin adını 15 Temmuz olarak verilmesini teklif etmeli. En azından önceki isimlendirmenin hata olmadığını göstermek adına bu elzem…

 

LGS’NİN TELAFİSİ ÇOK MU ZOR?

LGS sonuçları açıklandı. Çocuklarımız yarı okul yarı online eğitim derken zor bir süreçten geçerek sınava girdiler. Okul disiplini ile ev disiplinin aynı olmayacağını herhalde hepimiz biliyoruz. Okul – dershane ortamında çok daha hırslı çalışabilecek çocuklar maalesef pandemi yüzünden istedikleri puanı alamadılar.

LGS’ye girmiş çocukların ailelilerin hayatlarından önemli kesitler dinledim. Girdiği bütün denemelerde okul birincisi olan bir çocuğumuz sınavdaki son 10 soruda stresten karnına ağrı girdiği için zorlanıyor, gözetmen kendisiyle konuşunca tüm sınıf ona dönüyor. Çocuk daha çok stres yapıp son 10 soruyu yapamıyor. İlginç gelecek ama o ana kadar yaptığı tüm sorular doğru çıkıyor. Türkiye’de %4’lük dilime girebiliyor. Bunun gibi binlerce örnek olduğundan eminim.

Ne yazık ki bu sistemde LGS’nin telafisi yok. Herhangi bir tercihine atanamamış çocuklar evlerine en yakın okula yerleştiriliyor. 1 yıl ara verelim yeniden çalışalım demek zaten mümkün değil.

Belki herkese üniversite sınavı daha önemli gibi gelir. Ben asla öyle olduğunu düşünmüyorum. İyi bir üniversite için kaliteli bir lisede okumak elzemdir. En yüksek puanlı üniversite bölümlerini kazananların Fen veya eş değer Anadolu liselerinden mezun olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Bu yıl pandemi yüzünden uzun süre sınavın yapılıp yapılamayacağı bile belli değildi. Bir kuşağa yazık etmeyelim. Kayıp bir neslimiz daha olmasın. Bu yıl LGS’ye girip istediğini elde edemeyen öğrencilere gelecek yıl sınava girme hakkı tanınmalı. Tekrar sınava girip istediği puanı alan çocuklar herhangi bir liseye başlamış olsa dahi kazandığı liseye 2. Sınıftan devam etmeli. Bunu yapmak çok zor değil. Uyum ve telafi eğitimleriyle her şey mümkün. Yeter ki bu dönemin azimli çocuklarını kaybetmeyelim.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk dün çocuklara hitaben çok güzel bir tweet attı: ‘Çocuklar, LGS sonuçlarında gördüğünüz puan sizin değil, o anki bilgilerinizin puanı. Tercihleriniz, gideceğiniz okulun adını belirleyecek; bilgiye nasıl tutunacağınızı, ne kadar okuyup ne kadar öğreneceğinizi yine siz belirleyeceksiniz.’

Sayın Bakan, bu yılki çocuklar imtiyazı hak ediyor. Sizlerden öneriyi değerlendirmenizi rica ediyoruz.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum