Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

AİLE YAPIMIZI BOZMAK İSTİYORLAR

Hiç haz etmezdim “Dış güçler” lafından.

En çok da politikacılar kullanırdı bu sözcüğü.

Politikacıların beceriksizliklerine kılıf bulmak için ürettiği sanal korku olarak karşılık bulurdu bende. Kısmen çaresizliğin de dışa vurumuydu. Fakat dış güçler hep varmış ve hep de olmaya devam edecek.

Dost olmayan her devlet, diğeri için dış güçtür aslında.

Daha ileri gidebilmek için birilerinin ayağına çelme atılacak, birinin ensesine şaplak vurulacak, gücü nispetinde dayılanıp “Suyumu bulandırma” denilecek. Daha olmadı gizlice, gerekirse dost gibi girilecek, gazozuna uyku ilacı konularak adı kirletilecektir.

Amaca ulaşmak için her yol mubahtır ne de olsa.

Türk filmlerinde pek meşhurdur gazoza uyku ilacı koymak. Hatırlarsanız açık hava sinemalarında bu tür filmleri seyrederken seyirciler bağırarak ilaçlı gazozu içmemesi için genç kızı uyarırlardı sanki duyacakmış gibi.

Bizdeki televizyon programlarının ekserisi yabancı patentli.

O programları seyrederken uyku ilacı konulmuş gazozun aynısını içiriyorlar bizlere. Uyandığımızda hangi hal üzere olacağız Allah bilir. Ağzımızı ayırıp saatlerce bakıyoruz. Kimse bizi zorlamıyor.

Hepsi de reklam ajanslarından seçilerek gönderilen genç kız ve erkekler “Evlenme Programı” adı altında bir araya getiriliyor. Senaryo gereği ya kız oğlana, ya da oğlan kıza talip oluyor. Kimisi “elektrik alamadım” diyerek ilk başta reddediyor, kimisi de “Biraz tanımak istiyorum” diyerek olaya heyecan katmaya çalışıyor.

Sonra bir bakıyorsunuz anlaşmışlar. “Tamam” diyorsunuz bunlar evlenecek. Bir hafta on gün gibi bunların hikayelerini dinliyorsunuz. Sonra ne oluyorsa araları açılıyor. Birbirlerine aşkla, şefkatle bakanlar bir de bakıyorsunuz ki kanlı-kinli düşman olmuşlar. Etmedikleri hakaret kalmıyor. Evlenecekler diye bakarken ne oldu da her şey bir anda tersine döndü?

Onları seyreden genç kızlar ve erkekler evlilikten soğutuluyor “nikahsız” bir arada yaşamaya özendiriliyorlar. Toplumun temel taşı aile kavramı lekeleniyor.

Psikolog ve ruh sağlığı uzmanları bizleri neden konuşturuyorlar bilmiyorum. O Programların uzun vadede toplumu nasıl etkileyeceğini elbette onlar bizden daha iyi bilirler. Bizden önce onlar bu konuda toplumu ve idarecileri bilgilendirmeli, aile yapısının korunması için alınacak tedbirleri anlatmalılar.

O ve benzeri programları seyreden gençler “Evlilik buysa bekar yaşarım daha iyi” diyerek bir anlamda ilaçlı gazozu dibine kadar içiyor.

Afiyet olsun.

Hep beraber bizler de seyrediyoruz.

Bu işin sonu nereye varacak biliyor musunuz?

Avrupa toplumu evlilik birliğini ikinci plana attığı için evlilik dışı dünyaya gelen çocuklar devlete sıkıntı veriyor. Bu arada Avrupa, yaşlılar ülkesi haline gelmeye başladı. Devletler aile birliği için ciddi promosyonlar vaat etse de toplumda karşılık bulmuyor, nüfus hızla yaşlanıyor.

Bu tehlikeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan fark etti, sorumlu bir devlet adamı olarak Türk toplumunu uyardı. Evlilikleri teşvik etti ve evlenen çiftlere de en az 3 çocuk yapın tavsiyesinde bulundu. Malum çevreler O söylediği için buna da itiraz ettiler.

Menopozun bilmem kaçıncı evresindeki kokanalar “Sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam” pankartları ile tavsiyeye bile tahammül edemediler. Anlaşılıyor ki ilaçlı gazoz onlarda etkisini erken göstermiş.

Devlet, tebaasının her şeyinden sorumludur.

Biz insanlar 10 yıllık 20 yıllık belki 50 yıllık programlar yaparken, devlet gerekirse 100 yıllık, 200 yıllık programlar yapar, yapmalıdır. Toplumun ruh sağlığının korunması da bu kapsamda değerlendirilebilir. Birileri işine gelmediği için adına “sansür” de dese devlet, televizyon programlarına da müdahil olmalıdır.

Yani demek istiyorum ki;

Birilerinin, gazozumuza ilaç koymasına devlet seyirci kalmamalıdır.

Çünkü devletin en küçük birimi olan aile kutsaldır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.