BU SESSİZLİK CAN SIKIYOR!

Geçen hafta olası bir depremde şehirlerin ne hale gelebileceğini Elazığ’da gördük. Allah korusun ama tedbir hususunda hala çok ağırcanlıyız.

Ülkede özellikle deprem kuşağında olan birçok şehirde “acaba bizde ne zaman olacak?” tartışmaları yaşanıyor.

Deprem uzmanları bas bas bağırıyor. Türkiye’deki fayların neredeyse tamamı hareket haline geçmiş. Bir batıda bir doğuda her gün bir yerde deprem oldu haberi geliyor.

Bunları panik oluşsun diye değil, birileri artık harekete geçsin diye yazıyorum. Bu kadar gailesiz olmak fazla!

Daha geçen gün Zümrüt Apartmanı faciasını yazmıştık. Dün yıldönümü idi tekrar değinmeyeceğim. Lakin şehirdeki sessizlik de can sıkıyor gerçekten.

Geçtiğimiz günlerde bu konuda uzmanlar ile görüştüm. Konya’nın deprem riski olan binalar hususunda elde işe yarar tek bir röntgen yok.

Büyükşehirlerin birçoğunda kentsel dönüşüme nereden nasıl başlayalım ne yapalım diye şehirde gündem olmuş tartışmalar yapılıyor. Bizde tık yok!

Valimizden Belediye Başkanlarımıza ilgili il müdürlerimize oda başkanlarına kadar biran evvel Konya şehir merkezi ile ilgili bir bina risk analizi yapılmalı. Halk bunun için teşvik edilmeli. Riskli binalarla ilgili raporlar en azından muhataplarına söylenmeli. Eski yapı cami, okul vb. kamu alanları hızlıca gözden geçirilmeli.

Merak ediyorum Konya Valiliği’nin elinde şehirdeki riskli kamu binaları ile ilgili bir rapor var mı?

Kentsel dönüşüm yapacağız diye yola çıkılan şehir merkezindeki Şükran Mahallesi’nde bile 4-5 yıldır daha yeni mesafe alınabiliyor.

Bugün başlarsak en az 20 yıl Konya’da dönüştürme işlemi tamamlanmaz. İvedilik teşkil edenleri en azından tespit edersek gerisi illa gelir.

Valilik bünyesinde kurulacak bir komisyona yukarıda bahsettiğim ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla Konya geneli için böyle bir çalışma yapılması elzemdir.

Sayın Cüneyit Orhan Toprak, Sayın Uğur İbrahim Altay!

Bu şehrin emirleri olarak başta bu cümlelerim sizleredir. Lütfen böyle bir çalışma başlatın ve deprem riski olan binaların belirlenmesi için öncülük edin.

Neticesi her ne olursa olsun Konyalının bu raporu öğrenmeye hakkı var!

 

 

ESKİDEN OKUTMAK ZORMUŞ, ŞİMDİ İSE OKUMAK!

Bugün Türkiye genelinde milyonlarca öğrenci yarıyıl tatilini tamamlayarak ders başı yapıyor.

Hayatlarını çocuklarının okullarına göre dizayn eden aileler için bu sabah ayrı bir çile olacak kuşkusuz…

Her eğitim öğretim dönem başlangıcında eğitim sistemindeki sıkıntılar gündeme gelir.

Türkiye son 15-20 yılda fiziksel olarak eğitim açığının büyük bölümünü tamamladı.

Daha modern okullar ve eğitim araç gereçleri sistemdeki yerini aldı.

Cumhurbaşkanımız dahi eğitim sistemimizde bu fiziksel başarının yanında; eğitim öğretim anlamında istenen seviyede olamamanın binlerce gerekçesini saymak mümkün.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk göreve başladığı vakit onu eskiden tanıyan sol cenah ile görevlendirmesini Cumhurbaşkanı yaptığı için sağ cenah dâhil toplumun geneli heyecanlanmıştı.

Bakanlar arasında en isabetli tercihlerden birinin Ziya Bey olduğu neredeyse bütün yorumcuların ortak söylemiydi.

Evet, kolay değil. 1949 Flaubert’i bilen eğitimciler için birkaç yılda eğitim sisteminin istenilen seviyede olmasına imkân yok.

Kime sorsanız eğitim sistemindeki sıkıntılardan bahsedecek 3-5 cümlesi vardır. Çözüm beklenen yer elbette belli.

İşin temelini ve ana noktasını doğru kariyer oluşturma ve istenilen istihdam kat sayısına göre mesleğe yönlendirme üzerine kurarsak; hem doğru yerden bakmış hem de gençleri okul hayatından sonra buhrana sürükleyen işsizlik belasından kurtarmış oluruz.

Bugün eskiye göre -eğer özel okul ısrarı yoksa- devlet imkânları ile çocuk okutmak daha maliyetsiz. Garibanlar için eğitim yardımı yapan birçok vakıf ve dernek var. Lakin okuyan bu kadar imkânı bir arada görünce, zoru bilmeyince sağlam bir çalışma yapmıyor. Ailelerin tüm ısrarına rağmen okuldan mezun olunca kısa yoldan zengin olma hayalleri kuran gençlik çıkıyor ortaya. Keşke ama!..

Maalesef bu hayallerin sonu birçok genç için yıkım oluyor.

Yani imkânlar genişledikçe rahatlık da artıyor. 70-80 ve 90’lı yıllarda çalışıp okumak veya evi geçindirmekte zorlanırken çocuk okutmak ne kadar zor ise bugün için birçok okuyan için her şey tozpembe…

Hayat ilginç bir döngüden ibarettir. İnşallah bu şartları kaybedip eskiye dönmeden aklımızı başımıza alırız…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum