1. YAZARLAR

  2. Ali Dutal

  3. DİN SİYASET İLİŞKİSİ
Ali Dutal

Ali Dutal

Yazarın Tüm Yazıları >

DİN SİYASET İLİŞKİSİ

A+A-

İnsan ve toplum hayatının en önemli iki olgusu; din ve devlettir. Dinimiz İslam; her daim devletin varlığının insanların huzur ve güven içerisinde yaşamasının en önemli vazgeçilmezi olduğunu ortaya koymaktadır.

Elbette ki, bireyin hayatında dinin yerini hiçbir şey alamaz. Bireyin dinini yaşaması için de devlet çok önemlidir. Devlet-Din ilişkisinin sağlam bir temele oturması için siyasi irade bireyin dini ihtiyaçlarını dikkate almak zorundadır.

İslam bireyin tüm yaşamına müdahil olmakla birlikte devletin yönetim şeklinin ne olacağını belirlemez. Devleti yönetenlerin ve nasıl yönetmeleri gerektiği üzerinde durur.

Yönetenlerin, yönettiklerinden sorumlu olduğunu kesin olarak ortaya koyar. Yöneticinin; adil, merhametli, cesur, namuslu, halkın meşru ihtiyaçlarını dikkate alan kişilerden olmasını ister.

Her ne kadar Anayasamız İslam ahkâmını referans olmasa da halkının kahir ekseriyetinin Müslüman olması hasebiyle dinin değerleri her zaman siyasetin gündeminde olumlu veya olumsuz yer almış ve almaya da devam etmektedir. Bu değerlerden biri hatta en önemlisi adalet ve kul hakkıdır.

Tüm siyasilerin söylemlerinde adalet önemli bir yere sahip olmakla birlikte adalet konusunda sıkıntılar yaşandığı her zaman kamuoyunun gündeminde yer almış tüm şikâyetler uygulamalarda adaletsizlik üzerine olmuştur.

Dini değerler siyasetin gündemini meşgul ettiği kadar yönetim alanına etkisi beklenenin çok altında olmuştur.

Maalesef, söylemler, Hz. Allah (cc)’ın “Muhakkak, Allah size emanetleri ehlinize vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder,” (Nisa,4/59) kati emrine rağmen eyleme dönüşmemektedir.

Burada suçlu olan sadece siyasi irade değil; siyasi iradeyi adaletsizliğe zorlayan her türlü değeri ayaklar altına alan menfaatçilerdir. Bunlar için adaletin, ehliyetin, kul hakkının hiçbir önemi yoktur.

İnsanın fıtratı gereği gerçekleşme ihtimali düşük engellenemeyen emelleri, arzuları olsa da genelde insan; insan olma özelinde güven duyacağı bir ortam, adalet ve ehliyet sahibi insanlar tarafından yönetilmek ister.

İnsanlarda güven duygusunun ortadan kalkmasının en önemli nedeni; adaletin tesisinin zaafa uğramasıdır.

Güven ile adalet iç içedir. Adalet olmadan güven tesis edilemez.  Adaletin tesisi için ehliyet sahibi idareci ve hukuk adamlarına ihtiyaç vardır.

Burada belirgin düzeyde insan unsuru ortaya çıkmaktadır. Devletin mekanizmalarını işletecek insanı yetiştirmeden sistemi sağlıklı işletemeyiz.

Yaşanan olumsuzluklarda suçu bir yerlere havale etmenin kolaylığına yönelmek yerine yaptığı işlerde Hz. Allah (cc)’a hesap verebilirliği öncelikli tutan insanı yetiştirmeliyiz.

Burada esas olan insanın dindar olması değil; yapacağı her türlü yanlış işte Hz. Allah(cc)’tan korkmasıdır.

Denilebilir ki, devletin sağlam temellere dayanan kuralları ve bu kuralların uygulanmasında yaptırımları olmalı. Bir yere kadar doğru olmakla birlikte kural koyucuların kuralları istedikleri gibi değiştirebilme ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız.

Hem birey hem de devletin geleceği açısından dinimizin öğretilmesi önemli olmanın ötesinde zaruret halini almıştır. Öğretmenin yanında devletimiz inancımıza yapılabilecek her türlü içten ve dıştan saldırıya karşı vatandaşını korumalıdır.

Devletimizi yönetenler veya yönetmeye talip olanlar çocuklarımıza dinimizin öğretilmesini öncelikli hedef olarak kamuoyuna açıklamalıdırlar.

Sonuç olarak ortaya koyduğum görüşlerim isabetli de olabilir isabetsiz de; ancak, ülkesini ve halkını seven bir vatandaş olarak beni yönetmeye talip olanlardan dinimizin öğretilmesini talep etme hakkımın olduğuna inanıyorum.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT