DOMUZ VE KORONAVİRÜS

Gündem koronavirüs olunca hemen hemen tüm yazı ve konuşmaların konusu koronavirüs eksenli oluyor. Normal olarak koronavirüs ile ilgili her türlü haberi takip etmeye çalışıyorum.

Bir çok medya organında bir haber yer aldı. Haberi çok dikkat çekici bulduğum için siz okuyucularımla paylaşayım istedim. Çünkü, haberin kaynağı sıradan biri olmayıp Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Sefa Dereköy’dür.

            Aşağıda yer alan değerlendirmelerin tamamı kendisine ait olup yanlışı da doğrusu da ona aittir. Ben kendi açımdan dikkate alınmasının önemli olduğuna inanıyorum. Çünkü, ülkemiz domuz eti ve türevleriyle ilgili bir çok sorunla karşı karşıyadır.

            Bu durumu konu alan çok yazı yazılmış olup ben de aynı konulu birkaç tane yazı yazdım. İnanın ne kadar yazılsa konunun ciddiyetini anlatmaya yetmez, sürekli gündem de tutulsa yeridir.

            Eğer, bu virüsün bir tarafında domuz ve türevleri varsa başlı başına büyük bir sorunla karşı karşıyayız, demektir. Müslüman bir ülke olduğumuz sizi aldatmasın. Bir Müslüman ülkede tüketilmemesi gerekenden çok fazla domuz eti ve türevleri tüketilmektedir. Neyse o konuya şimdi girmeyelim Prof. Dr. Fevzi Sefa Dereköy’e kulak verelim.

Dereköy, “1960’lardan bu yana koronavirüsün domuzlarda pek çok enfeksiyona sebep olduğu bilinmektedir. Geçen yıllarda da küresel anlamda bu virüse bağlı pek çok domuz salgınına rastlandı.

Laboratuvar çalışmaları virüsün insan hücrelerindeki reseptörlere bağlanabildiğini ve türler arası çapraz geçiş kabiliyetini ortaya çıkardı. Reuters Haber Ajansı, 2018 ağustosunda başlayan 19 ay süren Afrika Domuz Ateşi salgınında Çin’deki domuz üreticilerini işaret etmişti. Dünyada domuz ihracatının yüzde 39’u Çin’e ait” dedi.

Dereköy, “Önceki yıllarda domuz koronavirüs salgınlarında yaşanan her şey şu anda insanlarda tespit ediliyor. Canlı hayvan dışında bu hastalıklar domuzdan yapılan gübre, embriyo ve deri gibi her üründen geçebilir.

Domuz salgınlarında görüldü ki; araçlar, elbiseler, ayakkabılar, gıda ve aşı bile bu domuz enfeksiyonlarının geçişi için taşıyıcı olmuştur. ABD’nin ithal ettiği domuz içerikli bazı ürünlerde hatta gıda ve ilaçlarda bu virüslerin hayatını sürdürebildiği biliniyor. Mesela soya fasulyesi, kanatlılar başta hayvanların protein ve vitamin takviyesinde kullanılan lizin hidroklorit ile kolinklorit, vitamin D ve domuz sosisi gibi. Bu durum ABD’de salgının bu kadar çok yayılmasını açıklıyor” diye devam ediyor.

Bizde bugüne kadar enfeksiyonun diğer ülkelerden daha hafif görülmesinin sebebinin sadece solunum yoluyla alınmış olmasına bağlı olduğuna dikkat çeken Profesör Dereköy “Bu bizim Batı’ya göre şansımız. Domuz eti ve domuzdan yapan ürünler tüketen Batı’da virüs mideye ve bağırsaklara da iniyor. Bu da daha öldürücü olmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, Domuz enfeksiyonlarında virüsün kedi, köpek, kuş ve hatta tavuklara da geçebildiğinin ortaya konulduğunu söyleyen Dereköy, evde hayvan besleyenleri de uyararak konuşmasını şöyle tamamladı: “Marketten alınan ve protein içeren kedi köpek mamaları risk oluşturuyor. Bu hazır mamaların içinde hastalık etkeni bulunabiliyor.” Diyor.

Prof. Dr. Fevzi Sefa Dereköy’in değerlendirmeleri böyle olup dikkate alıp almamak herkesin kendi tercihidir.

Domuz eti ve türevlerinin koronavirüsün yayılmasındaki etkisini bilemem; ancak, domuz başlı başlına insan sağlığı için bir tehlike olup hiç koronavirüs ilişkisi olmasa da çok dikkatli olmalıyız. Ayrıca, sağlığa zararının yanında biz Müslümanlar için domuzun sadece eti değil; domuzdan elde edilen kılı da dahil her şeyi haramdır.

Maalesef domuz eti tüketimi ülkemiz şartlarının çok çok üzerinde olup coronavirüs eksenli kamuoyu paylaşımlarının bu tüketimin en aza indirilmesinde etkili olur diye düşünüyorum. Belki corona korkusuyla domuz eti ve türevlerinden uzak durulur; sucuk, salam gibi ürünler alınırken güvenirliği daha fazla dikkate alınır.

Gün geçtikçe bu koronavirüs salgının insanlığa bir çok faydasının olduğunu görünce demek ki Yüce Rabb’imizin Cihad, hoşunuza gitmediği halde üzerinize farz kılındı. Bazen bir şeyi kerih görürsünüz. Halbuki o şey sizin için bir hayırdır. Ve bazan da bir şeyi seversiniz, halbuki o şey sizin için bir şerdir. Ve Allah Teâlâ bilir, sizler ise bilmezsiniz” (Bakara Suresi-216)  buyurduğu gibi bu şer insanlık için hayır olabilir, diye düşmeden edemiyorum.

Elbette ki, en doğrusunu Allah(cc) bilir.

Biz yine de başta tüm insanlığın hidayeti olmak üzere bütün musibetlerin defi için Yüce Rabb’imize dua edelim.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.