GENÇ İŞSİZLER

Yaklaşık üç gencimizden birinin işsiz olması son derece üzücüdür. Üstelik bunların birçoğu da tahsilli gençlerimizdir. Daha üzücü olan da işsizlik oranlarının gün geçtikçe yükseliyor olmasıdır. Bunun en önemli sebebi 2018 yılında yaşadığımız ekonomik sıkıntıların hala sürüyor olmasıdır. Ekonomideki bu kötü gidişata uygun çözüm önerileri getiren insanlarımız da az değil ama dinleyen yok.

Elimizde istatistiki bilgiler olmamakla birlikte gizli işsizliğin de yüksek oranlarda seyrettiğini tahmin etmek zor değil. Bunun sözü bile edilmiyor. Ayrıca tahsiliyle hiç mütenasip olamayan, hatta mesleğiyle de hiç ilgisi olmayan işlerde, başka iş bulamadığı için çalışmak zorunda kalan, çok sayıda tahsilli gencimiz var. Bu durum, zaten sınırlı olan istihdam alanlarımızın daha da daraldığını ve gerçekçi bir eğitim planlaması yapamadığımızı gösteriyor. Yaklaşık bir buçuk milyar nüfusa sahip olan Çin bile böyle bir işsizlik problemi yaşamıyor. Oysa bunların sebepleri ve çözümleri apaçık bellidir.

Geçenlerde bir markette, çalışanlardan biriyle tanıştım. Konuşma ve davranışlarından tahsilli olduğu belli oluyordu. Merak edip sordum, iki fakülte bitirmişti. Kamuda bir işe girememiş, ancak böyle bir iş bulabilmiş ve asgari ücretle çalışıyordu. Yaptığı işi bir ilkokul mezunu da yapabilirdi. Hayret ettiğimi görünce daha ilginç olanı, o markette çalışanların hepsinin üniversite mezunu olduğunu söyledi. Biraz daha hayret ettim ve geldiğimiz durumu daha iyi anladım.

Daha sonra gördüm ki artık üniversite mezunları bütün iş yerlerinde, asgari ücretle çalışıyorlar. Asgari ücret, adı üstünde en düşük ücrettir. Bundan aşağısı yasak olduğu için bu ücret, okuma-yazma bilmeyene de verilmek zorundadır. Bütün işletmeler onların hak ettiği, yüksek ücretleri vermek ister mutlaka. Ama işletmelerin de birçoğu, özellikle bu günlerde ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Asıl büyük sorun da buradadır. Bir işyeri olan deneyimli esnaf, tüccar ve sanayicilerin bile işyerini kapatıp başka bir işyerinde maaşla çalışmayı yeğlediği bir ekonomik ortamda yeni mezun olmuş gençlerden girişimci olmalarını beklemek fazla hayalperestlik olmaz mı? Gençler ne yapsın?

Özel sektörde değil de kamu kurumlarında istihdamı artırma çabaları, gelişmiş ekonomilerin izlediği  serbest piyasa ekonomisiyle çelişmektedir. Özel sektöre de kamu sektörü kadar değer verilmelidir. Ekonomiyi iktidarlar yönetir ama ülkeyi özel sektörün çalışma ve çabaları kalkındırır. Tahsilli gençlerimize sanal dış ticaret, ihracat, dış pazar araştırması, dijital turizm hizmetleri vs. gibi konularda UYGULAMALI, ek eğitim destekleri sağlanmalıdır. İhracatı durduğu için domatesin üretici fiyatı otuz kuruşa kadar, yumurtanın viyolu beş liraya kadar düşmüş! Donanımlarını biraz daha ilerleterek tahsilli gençlerimizi yeni pazarlar bulmaya ve bu gibi problemleri çözmeye yönlendirebiliriz.

İktidarlar, karşılıksız çeke hapis cezası öngören 5941 sayılı yasa gibi yasalarla özel sektörü horlar, önünü keser, örselerse o ülke kalkınmaz, işte böyle geriye gider. Senedi karşılıksız çıkana böyle bir hapis cezası yok, senetten bir farkı olmayan, vadeli çeki karşılıksız çıkana beş yıl hapis cezası var. Bizim yasalarımız, insanlarımızı hapse atmaya ne kadar hevesli! Her yanlış davranışa bir hapis cezası getiriyoruz. Hatta hızımızı alamayıp, ilk duruşmasına çıkıncaya kadar suçsuz insanları bile aylarca hapiste tutuyoruz. Kargadan başka kuş yok mu? Karşılıksız senet borçlusuyla çek borçlusu arasında bir çifte standart var: Biri hapse giriyor, biri girmiyor. Bu, hem anayasanın eşitlik prensibine aykırı, hem de bu işte bir özel sektör düşmanlığı seziliyor. Karşılıksız çeke hapis cezası, ileri batı ülkelerinde yoktur. Çünkü serbest piyasa ekonomisiyle çelişiyor. 

Verilen devlet destekleri, genel politikada yapılan bu gibi yanlışları telefi etmez. İktidarlar tarafından özel sektöre üvey evlat muamelesi yapılması, ona sırf kârını düşünen, üçkâğıtçı, çıkarcı, hacı yatmaz gibi bir anlayışla bakılması, bu anlayıştaki devletçi, komünist ekonomi meraklılarına üst yönetimlerde çokça yer verilmesi, ekonomideki başarımızı engeller. Böyle kafaları yetkili yerlerde tutmamalıyız. Raylı sistemi kamu kurumu işlettiği için yolcular ayakta, balık istifi giderken kimse ses çıkarmıyor. Onun işletmesini özel sektör yapsaydı, kesinlikle ayakta yolcu taşınmasına izin verilmez, ceza yazılırdı. Ülke olarak biz, kamu kayırmacılığından özel sektör kayırmacılığına terfi etmek zorundayız.

Özel sektörün lokomotifi kazançtır. Ama kazanırken ülke ekonomisine de hizmet eder. Arının kendi yiyeceği balı hazırlarken insanlara da bal vermesi gibi. Hatta girişimciler faydanın çoğunu ülkeye sağlar. Çünkü onların mal varlığı aynı zamanda ülkenin varlığıdır. Kazancı haraç gibi gören anlayış bizi fakir bırakıyor. İktidarların piyasada mal bolluğunu ve rekabet ortamını sağlaması, 5941 sayılı yasa gibi yanlış yasalarla girişimci adaylarının cesaretini yok etmemesi, ekonomik kalkınma ve işsizliğin önlenmesi için çok elzemdir. Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum