Kara Kan ve Kan

Tarih boyunca kanayan bir coğrafyadır; Irak coğrafyası. Milyonlarca insan ölmüş ve hala ölüm kol gezmektedir. Sebebi nedir bilinmez; ancak, böyle giderse akmaya da devam edecek gibi görünüyor. Kalleş, kahbe bir savaşla karşı karşıyayız. Büyük bir fitne ateşi her yeri cayır cayır yakmaktadır. Nedir, nedendir bilinmez; ancak, kan sürekli akmaktadır!

            -Kerbela ihaneti mi?

            -Arz-ı mevud mü?

            -Kara kan mı?

            Nereden baktığınıza bağlı; ben, hepsinin olduğunu düşünüyorum.  Bu olayların arkasında tüm çıplaklığı ile Şii, Vahhabi fitnesi; Yahudiler ve Nasraniler; yani Amerika’sı, İngiliz’i, Alman’ı, Rus’u vs. görülmektedir. Bu Harici, Şii fitnesi Hz. Ali (ra) ve Hz. Hüseyin (ra) Efendilerimizin şehit edilmeleri de dahil bir çok üzücü olayın içindedirler. Ne acı ki bu vahim, acı olayları tarih boyunca kullanarak Müslümanlar arasındaki savaşlara, akan kanlara ve gözyaşına sebep olmuşlar ve bugünde olmaya da devam etmektedirler.

            Halep’te yaşanan zulmün arkasında kim var? Şii İran!

            Hz. Hüseyin (ra) Efendimize ihanet etmişler ve tüm Müslümanların içini acıtan “Kerbela Hadisesi”nin meydana gelmesine sebep olmuş; sebep oldukları yetmiyormuş gibi bu hadiseyi sürekli kaşımışlar, düşmanlıkları artırmışlardır. Bugün Irak ve Suriye’de yaşanan savaşa baktığımız zaman bunu tüm çıplaklığıyla görebilmekteyiz.

            Arzı-ı mevud; yani Yahudilere vaad edilmiş topraklar ve İsrail’in güvenliği. Nerede kan varsa, gözyaşı varsa mutlaka arkasında Yahudiler vardır. Bunlara göre insanların ölmesinin bir önemi yok ve tüm insanlar Yahudilerin kölesidir. Bölgemizdeki cinayet çetelerinin arkasında; teröristlerin eğitilmesinden, sponsorluğa kadar hep bunlar var.

            Kara kan; yani petrol. Bölgedeki petrol rezervinin iki yüz yıl olduğu söyleniyor. Yani, iki yüz yıl kara kan akacak, kırmızı kan da akacak! Kimin kanı, pek tabiî ki Müslümanın kanı! İşin en acı tarafı Müslümanın Müslümana kırdırılması.

            Mevcut düşmanların tek korkusu güçlü bir Türkiye. Bütün planları da Türkiye’nin güçlenmesinin önüne geçmek ve bölge üzerindeki etkisini en aza indirmek. Bu durumu hepimiz iyi idrak etmeliyiz. Vahşi batıdan merhamet beklemek saflığına düşmemeliyiz. Bunların merhameti yok; bunlar güçten anlar; kısaca güçlü olmak gerekir. Çok fazla uzatmadan millet ve devlet olarak yapmamız gerekenler üzerinde kısaca duracağım.

            1-Her şartta milletin tüm fertleri birlik beraberlik duygusunu kaybetmemeli, günlük siyesi çekişmelerin etkisiyle bu duyguyu zaafa uğratılmamalı,

            2-Kesinlikle, Ehli Sünnet temelli din anlayışının zafiyete düşmesinin önüne geçilmeli; Ehli Sünnet dışı akım ve kişilerin olumsuz politikalarına izin verilmemeli,   

            3-Savunma hattı ülkemiz sınırları içinde değil; ülkemiz dışında oluşturulmalı; tüm komşu ülkelerde Ehli Sünnet ve Türkiye’ye bağlı gruplar oluşturularak her türlü maddi ve manevi destek sağlanmalı,

            4-Ülkemizin, başta savunma gücü olmak üzere her alanda güçlenmesi için millet ve devlet olarak her türlü gayret gösterilmeli; içeriden ve dışarıdan gelecek saldırılara karşı bir bütün olarak karşı durulmalı,

            5-Eğitim sistemimiz, milli ve manevi değerlerimizin kazandırılması temelli yeniden dizayn edilmeli,  

            6-Türkiye büyük devlet olma rolünü her türlü dış etkiye rağmen iyi oynamalı; emperyalist değil, emperyal olmalı,

            Ya değilse bölge huzur yüzü göremez ve hepimiz bu huzursuzluğun acı sonuçlarıyla karşı karşıya kalırız. Bugün kaldığımız gibi! 

             

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum