Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Kırık Ok (Barışa giden yol)
İnsanoğlunun olduğu yerde, tarihi, mekânı ve muhtevası ne olursa olsun yaşanan olaylara karşı alınacak tavrın çoğunlukla iki tarafı oluyor: yanında olanlar, karşısında olanlar. Bu iki grup dışında (arasatta kalmışlar da denir) olanlar olsa da bunları tarih pek yazmaz.
Beyaz Adam iç savaşın sona ermesi ile atına binmiş doğduğu şehre doğru yol alıyor. Geçeceği bölge Kızılderili kabilesine ait olduğu için sıkıntılı görülüyor. Bölge yerli kabileler (Kızılderili) kontrolünde olduğu için, beyazları bölgeden geçirmiyorlarsa da Beyaz Adam herşeyi göze alarak geçiyor. Bu arada beyazlar tarafından yaralanan bir çocuğa rastlıyor, onu tedavi ediyor ve çocuğu babasına teslim ediyor. Kızılderililerle ve Reisleri ile ilk teması ve birbirine güven bu şekilde başlıyor.
Kasabasına dönüyor ve kasabalılara Kızılderili Reisi ile yaşadığı olayı anlatıyor. Kızılderililerle Beyazlar arasında bölgeden geçişi serbestliği sağlamak üzere barış elçisi olarak görüşme yapabileceğini söylüyor. Bu teklifi kasabalılara inandırıcı gelmediği gibi, teklifi alay konusu oluyor. Bu arada iyi bir yerli dili öğreniyor ve Kızılderili Reisi ile konuyu görüşmek üzere onların bölgesine giriyor.
Aralarında bunca yıl kan davası olan iki grup arasında barış sağlamak pek kolay olmasa da, çeşitli tartışmalardan sonra Kızılderili reisi Beyaz adamın barış teklifin kabul ediyor. Barış kurallarını görüşmek üzere Adam kasabasına dönüyor. Barışın ilk denemesini 5 adamın Kızılderili bölgesinden pota mektubu iletmek üzerine oluyor ve ilk uygulamada 5 postacı da görevlerini tamamlayıp sapa sağlam geri dönüyor. Bu olay bölgede Kızılderililer beyazların çoğunluğun güvenini kazanıyor. Öyle de olsa bazı beyaz muhalefet barışın Kızılderili liderinin öldürülmesinden geçtiğini savunuyor.
Beyaz adamın bu barışçı tavrı bölgenin en büyük askeri komutanının hoşuna gidiyor. Böylece Adam ile genel barışı görüşmek üzere Kızılderili kampına gidiyor. Kızılderililerin bölgesinden postacılarla birlikte diğer yolcu ve eşya geçişleri için de söz alınarak, her iki taraf için de geçerli barış yapılıyor.
Barışa rağmen her iki tarafta da barış muhalifleri durmuyor, fitne çıkarmak için fırsat kolluyorlar. Zira “kurt puslu havayı sever” misali, güya onurlarını koruyorlar perdesi altında çıkarlarının önde tutarak her iki taraftan da muhalifler savaşmayı ve öldürmeyi esas alan projeleri devreye almak için harekete geçiş yolu arıyorlar. Yani her iki grubun da barış karşıtları (bozucuları) var. Kızılderili kabilesinden ayrılan bir grup ile muhalif beyazlar arasında çıkan kavgada her iki taraftan da insanlar ölür.
Beyaz Adam Kızılderili kampını ilk ziyaretinde bir Kızılderili genç kız ile karşılaşır. Aralarında bir konuşma da Kızılderili kadının “anasının kendisi için ağladığını” söylediğinde beyaz adam “demek ki Kızılderili kadın da çocuğu için ağlarmış” düşüncesi ile yerliler hakkında görüşünü değiştiriyor. Adam kıza âşık oluyor, zor da olsa evleniyorlar. Nihayetinde her iki grup, muhaliflerini bertaraf ederek barış kazansa da bir çatışmada beyaz adam Kızılderili eşini kaybediyor ve çok üzülüyor.
Bu bir western filmidir ve gerçek bir olaydan hareketle yapılmıştır. Amerikan yerlileri ile göçmenler arasında 300 yıl süren savaşta her iki taraf ta onbinlerce insan kaybetmiş. Sonuçta her iki taraf bir araya gelerek bir barışı sağlamış ve sonrasında Amerikan efsanesi tesis etmişlerdir.
Amerikan beyaz-yerli savaşları, sonuca gitme açısından ne kadar da bizde 40 yıl süren PKK savaşına benziyor. Ancak Ülkemde bu bir iç savaş olmasa da iç savaşa götürmek isteyen mihraklar Ülkenin öz evlatlarını birbirine düşürmede muvaffak olamadılar. Olaylar azınlık bir grubun dış bağlantılı terörü çerçevesinde kaldı. Üstelik bu grup içinde bu ülkeye ait olmayan uluslararası teröristler vardı. Esas konu bazı muhalefetin barış istememesi ve bunun için birçok senaryo üretme çabasında olmalarıdır.
Önceleri Avrupa’dan yıllar yılı süren bir sürü çapulcu, maceraperest, zengin olmak, açlık sebebiyle göç edenlerin kurduğu, tarihi, kültürü, değerleri olmayan bir ülke bugün maddi açıdan dünya devi oluyor da, bizim gibi değerleri, kökleri, tarihi, kültürü olan bir ülke onlarca yıl bir şekilde bocalıyor, anlaması zor. Barışı istemek neden zor geliyor, bundan kim istifade eder, sokmayalım mı?
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.