KRİZ YOK, PARA ÇOK DİYENE İNANMIYORUM …

Böylesine güzel ve sıcak bir günde yine hiç de iç açıcı olmayan bazı konulara mecburiyetten gireceğiz.

Dün gün boyu Reis’i dinledik.

Hepsine katılıyoruz. Belki sonunda daha da iyi olacağız. Peki, yırtılan Deli Bekir’in yakası ne olacak? Kimse buna bir cevap vermiyor.

En basitinden kendimizden örnek verelim. Hiç kimseye bakmayalım. Hiç kimseden kötü örnekler vermeyelim. Ülkemizi ve milletimizi sevmeye hatta daha çok sevmeye ve sahip çıkmaya devam edelim. Ama bakın elinizdeki PUSULA Gazetesi’nde bile biz şu kurun yükselişe geçtiği günden bugüne kadar ancak dayanabildik ve bugün itibari ile yeniden şekillendik. Bu kur böyle devam ederse neyi ne kadar koruruz onu da bilmiyorum. Aslında sokakta, caddede, falanca sanayide, falanca iş yerinde hiç kimse hiçbir şeyi bilmiyor. Tek bilinen bir şey var; “Reis sabredin diyor, biz de bir bildiği vardır diyerek sabrediyoruz.”

Geçenlerde bir finans sektöründe çalışan dostumuz şöyle diyordu “Uğur abi henüz kriz kendisini hissettirmedi. Hani şimdi nerede ise bir evde iki araba var ya? Ne zaman o ikinci araba satılmaya başlar işte o zaman kork.” …

Bu pencereden bakıldığı zamanda demek ki daha ortada hiçbir şeycik yok.

Zam gelse de gelmese de. Yerli ve millisi bile zam yapmasa ama gramajında oynasa da oynamasa da… Daha yeni malını almadan elindekine kur artışını yansıtsa da yansıtmasa da, Bakan Beyler, Bakan Hanımlar oturdukları sıcacık koltuklarından demeçler verseler de vermeseler de olan bize oluyor. Vallahi de oluyor billahi de oluyor. Onlara hiçbir şey olmuyor. 

Neyse biz kendimize bakalım. PUSULA Yayın Grubu olarak kurlardan dolayı meydana gelen inanılmaz girdilerimizden dolayı böyle bir uygulamaya gitmek zorunda kaldık. Tekrar özür dileriz. Ülke de biz de inşallah yeniden o eski rahat günlerimize dönersek daha çok renkli olma sözümüzü de veriyoruz.

KULE SİTE’NİN KLİMALARI

Sizi ekonomik sözlerle yorumlarla üzmemek için izninizle tekrar kendi küçük dünyamıza dönelim. Bir okurumuz yazmış. Hem de sert yazmış. Biz yumuşattık. Şu hale getirdik “Aylardır Kule Site’nin mağazalarında klimaları çalışmıyor. Çünkü genel havalandırma bozukmuş…”

Eğer bu durum düzeldi ise yarın da düzeldi diye yazarız. Söz, Site yöneticilerinde.

BEBEKLİ ANNELER CİNAYET İŞLETECEK

Dün ben direksiyondayım. Gazetemizden bir muhabir arkadaşımız da yanımda Hacı Veyiszade Camii bölgesindeyiz. Öğleden sonra. Daha ikindin olmadı. Trafik felç durumda. Şehrin her yeri adeta kilitlenmiş. Bir ya da ikinci vitesle gidiyoruz. İçinde bebeği olan bebek arabalı anne, bebek arabasını kaldırımdan aşağıya üzerimize doğru öyle bir iteledi ki, direksiyona sola kıvramasak bebek arabası gelecek bize vuracak!.

Yuh olsun senin gibi anaya.

Cam açık kadına bağırıyorum. Uyarmak; başta bebeği olmak üzere insanların hayatını tehlikeye atmamasını söylemek istiyorum ama inanın dönüp kafasını dahi çevirmiyor. Bebek arabasını; arabalarında canları, evlatları olduğu halde böyle kullanan zevatları (anne diyemeyeceğim maalesef) Allah’a havale ediyorum. Dalgınlıkmış, sıcakmış,… gibi mazeretler yarın kimseyi kurtaramaz. Siz yanarsınız ama başkalarının da canını yakarsınız.

YOLU DEĞİL İKİYE, DÖRDE BÖLSEK NE YAZAR Kİ?

foto-066.jpg

Burası yeni Numune Hastanesinin olduğu bölge, hem de trafik ışıklarının önü. Yasak olmasına rağmen sağ tarafta araçların ama iki sıra ama yolu kapatacak şekilde park edişlerini görüyor musunuz?

Bu araçlara polis ne yapsın? Yöneticiler ne yapsın?

TAKSİCİLER BÖYLE DEĞİLDİ

Dün yine saat 15 sularında yaşadığımız bir başka kötü bir örnekten söz etmeden geçemeyeceğiz.

İhsaniye Kavşağından Adalhan’a doğru gelmek istiyoruz. Işıklara rağmen trafik akmıyor. Görmeden tahmin ediyoruz. Bu kavşağı tıkayan ve yürümez hale getiren neden az ileride sağa dönüp Mareşal’ın oraya çıkmak isteyenlerin kurallara uymayarak, uyanıklık yaparak çift sıra yolu kapatmaları. (Nitekim bu noktaya geldiğimiz zaman aynı durumu gözlerimizle yine bir kere daha görüyoruz)

Buna alışık olduğumuz için yolun en sol şeridindeyiz. Tek akan yer bu şerittir. Çok az gidiyoruz ki sağ yanımızda duran sarı araba taksi sol sinyalini vermiş bekliyor. İlk fırsatta bizim şeride geçecek. Bizim frene basıp yol verme şansımız yok. Çünkü buraya bir de soldan giren araçlar var.

Tam geçiyoruz taksi arkadaş kendince bağırıyor “Aman frene basma.”

Ayağımızı gazdan çekiyoruz. Taksici arkadaşın yaklaşmasını bekliyoruz ve göz göze gelince de soruyoruz, “Şeridimde gidiyorum. Nereye frene basacağım?” …

Arkadaş çok uyanık ya “Sana söylemedim” diyor.

Soruyoruz “Peki kime söyledin?” …

Bu kez de pişkin pişkin yolun en sağında altı araç önde duran otomobili gösterip “ona söyledim” diyor ve gazlıyor. Bu arada da bağırmaya devam ediyor “Niye kendine alındıysan…”  (!) 

Sağlık Taksi durağına ait 42 TT 75. plakalı araç önde biz arkasında Numune Hastanesinin önüne kadar geliyoruz. Bu araç o kısa mesafede en az altı defa bir sağlama bir sollama yaptı. Yani zik zaklarda süperdi maşallah. Onun bu hızına rağmen Numune’nin önünde ışıklarda durduğumuz zaman aramızda sadece ve sadece bir tek otomobil vardı. (Bu yol boyunca yaşanları anlattıklarımıza inanmayan olursa ya da bu arkadaş aksini iddia ederse MOBESE kameralarında her şey ortadadır.)

Yani bunlara hiç gerek yoktu.

Özellikle toplu taşıma araç sürücülerinin, taksi şoförlerinin, kurallarda örnek olması bizler gibi onlara göre çok daha acemi sürücülere iyi örnek olmaları gerektiğine inanıyorum.

……………….

Hadi size iyi tatiller bol kazançlar.  

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Okudukça bilmedikleriniz bildiklerinizden çok artmıyorsa boşuna okuyorsunuz demektir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Duruşumuzda sıkıntı varsa bunda ısrarcı olmadığımız zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum