1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. PARASI OLAN DAHA ÇOK KORKUYORMUŞ…
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

PARASI OLAN DAHA ÇOK KORKUYORMUŞ…

A+A-

Gazetecilik hayatım boyunca hiç ekonomi alanına girmedim. Ekonomi haberlerini de hep bu işle ilgilenen yani dolar, mark, borsa işleri ile ilgilenen muhabirlerimize havale ederdim. Alıp satma işinde ise hep kaybeden, kazık yiyen, kazıklanan oldum. İlk başlarda bu salaklığa üzülsem de, baktım üzülmenin sonu yok bu alanda o yetenek kapasite denilen durum bizde eksilerde bunun üzerine kandırıldıkça zevk almaya başladım. Hele hele gazetemizin patronu Harun Akgül abimizin yine böyle bir ekonomi tartışması sırasında bana “Özteke sen matematikçisin. Ancak toplamayı, çarpmayı, bölmeyi bilirsin. Ticaret böyle bir şey değil. Sen ticaretten anlamıyorsun” dediği gün, benim için hayat felsefemde yeni bir dönem başlıyordu. Gerçekten de o anda acı da olsa tarihi bir söz işitiyordum.

…………

İşte dün de malum bir tatil günü idi.

Her taraf kapalıydı.

Herkes tatildeydi.

Hep ülkede sıkıntı var diyorsunuz. Her içerdeki hainleri yakalamakla, öldürmekle, yok etmekle bitiremiyoruz. Savaş sürüyor. Dış dünyada  topyekun bize saldırıyorlar. En iyisi üstelik de dostumuz Rusya(!)….

Rusya ise gerisini siz düşünün artık.

Savaş ekonomik savaş deniliyor.

Ve bu milleti bayramlarla, bayramların önüne arkasına ilave edilen bonus tatilleri ile daha çok yatmaya mecbur ediyorsunuz.

Hani bu düşmanlarımızla üreterek çok çok çalışarak baş edecektik. 

Dedik ya biz matematikçiyiz. Demek ki biz de büyüme ve üretme tatil yaparak yani yatarak olacak(!)…

Allah için biz dün de yatmadık.

Mesleğimiz gereği eşi, dostu ziyaret ettik. Çağrıldığımız yerler için davete icabet ettik. Hangi sektörden kiminle çay içip etliekmek yedik isek herkes ekonomiden ve şu anda ekonomik olarak çekilen sıkıntıdan hatta arkasından gelecek daha sıkıntılı dalgaların endişesinden söz ediyordu.

Biz hep susmayı ve dinlemeyi yeğledik. Niye? Ne anlarız ki konuşalım. Biz de bir söz vardı “Parası olan konuşur”…

İşte sabah böyle parası olan ama ekonomik sıkıntıdan söz eden parası olan bir abimiz şöyle bir cümle kurunca şaşırdım “Uğur abi esas sıkıntı dar gelirli ve sabit gelirlide olacak. Kimse sıkıntının farkında değil. Ben yüz küsur işçi çalıştırıyorum. Bir tek işçi çıkarmamak için aylardır kılı kırk yarıyorum. Yeni yatırıma girmiyorum ama mevcut durumu da en iyi şekilde korumak için kendi dünyamda bile açılmadan açık vermeden yoluma devam etmek istiyorum.

Peki dar gelirli, sabit gelirli insanlarımız yanlış anlaşılmasın ama benim kadar yaşamlarına dikkat ediyorlar mı? İnsanlar gelirlerinden daha çok harcama yarışı içerisindeler. İnsanımızın hayata bakışı değişti. Daha gelmeden harcama derdindeler. Bak işçi memur bugün tatil yapıyor. Ben fabrikada işimin başındayım.”………..

………..

Gerçekten büyük paralarla oynayan bu insanlar sanki bizlerden daha temkinli bir hayat tarzını tercih etmişlerdi. Belki onların yiyip içmeleri gezmeleri tozmaları oturdukları lüks daireler, bindikleri o muhteşem araçlar bizi cezbediyor görüntü veriyor ama sonuçta bu insanların belli bir geçmişleri, birikimleri var.

Peki bizim gibi cebi delikler, aybaşında çalıştığımız resmi ya da özel kurumdan maaşımızı alamaz isek bırakın alınan dairelerin arabaların, kredi kartının taksitinin asgarisini bile ödeyemez iken niye görüntü verme yarışına kapılırız ki?

Dün sabah başarılı iş adamının anlattıklarından sonra eğer söz geçirebilirsem evde önce hatun ve çocuklara yeni bir kemer sıkma politikası uygulamaya başlayacağım. (Tutulacağına da hiç mi hiç inanmıyorum yaaa)

…………….

Biz bunları konuşurken, kendimizce bir şeyler yazmaya çalışırken siz değerli okurlarımız ise bu içinde bulunduğumuz duruma daha farklı pencereler açıyorsunuz.

Mesela bir okurumuz “Cevap Bekliyoruz” rumuzu ile şöyle bir ekonomik değerlendirme yapıyordu;

“Konyalılar olarak soruyoruz. Ekonomik krizin baş gösterdiği ülkemizde belediye başkanları, bölge müdürleri, daire başkanları, genel müdürler v.b. idareciler neden lüks makam aracı kullanır? Neden markalar ve modeller herkesin keyfine göre belirlenir? Resmi plakalı varken bir de sivil plakalıya binilir? Neden alım yapılamadığında lüks araç kiralanır? Bu araçların aylık kira bedelleri ne kadar ve hangi şirketten kiralanmıştır? Vatandaşa kemer sıkın derken neden kamu kurumları israftan kaçınmaz ve devletin milletin paraları çarçur edilir? Neden görmezden gelinir? Vatandaşlar olarak sadece araçlarda değil birçok kalemde acilen tasarruf yapılmasını talep ediyoruz.”

………….

Evet bir de işin bu yanı var.

Geçen gün bir dostumuz sordu “Uğur abi yeni sistemde Bakanlıklar birleştirildi ve bakan sayısı azaldı. Doğru mu?”

Doğru.

“Peki bakan yardımcıları ile sayı da ne değişti?  Bakan yardımcılarının makamları yok mu? Sekreterleri özel kalemleri yok mu? Makam araçları yok mu? Bütçeleri örtülü ödenekleri yok mu?”

…………..

Aman vallahi ben bu ekonomi işini hiç sevmezdim şimdi nefret eder hale gelmeye başladım. Beni bırakın yine sokakları, caddeleri, trafiği ,sağlığı, eğitimi yazayım.

Son bir şey daha yazayım mı?  

İHA’da kuruluşundan bu yana görev aldığım için çok değerli Genel Müdürler ile çalıştım. Ama İstanbul’da iken gerçekten mükemmel bir insan ile inanılmaz yoğun ve çetin mesai verdim. Türk Silahlı Kuvvetlerinden çok üst düzeyde emekli bir komutan olan Hasan Erkut Saylan Bey benim için çok farklı idi.  

Sayın Genel Müdürüm geçen gün telefonla beni aradı. Kendileri ile irtibatımı hiç kesmedim zaten. Laf döndü dolaştı benim burada köşemizdeki yazılarıma geldi. Genel Müdürümden Allah razı olsun İstanbul’dan her gün beni takip ediyormuş.

Hasan Bey, “Uğurcum bakıyorum da artık kendini hiç yormadan zorlamadan yazılar yazmaya başladın.” (!)

Hasan Bey ile çalıştığımız için birbirimizin bakışından ne demek istediğimizi anlardık.

“Efendim okur böyle istiyor, konjektör böyle, omuzum yamızım….” deyince Hasan Bey,  “Olmaz Uğurcum olmaz. Yine eskisi gibi yazılar yazmalısın ki vatandaş okuyunca düşünsün” dedi.

……………………

Hasan Bey’in ve siz değerli okurlarımın affına sığınarak ne olur ben yine asfaltı kaldırımı ağaçları yazayım olmaz mı?

 

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Bir insanın yüzünde taşıdığı ifade sırtında taşıdığı elbiseden daha kıymetlidir.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Günün belli saatlerinde yani gece yarısından gün doğumuna kadar olan saatlerde trafik ışıklarının sürekli sarı yanarak kontrollü dediği kavşaklarda sadece kontrollü geçiş için değil U dönüşünün yasak olmasına da uyduğumuz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum