Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

RANA’NIN KALEMİNDEN, AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR

Torunum Rana henüz 11’inde ortaokul birinci sınıf talebesi. Öğretmeni bir kompozisyon ödevi veriyor ve “ağaç yaşken eğilir” atasözünden bir düşünce yazısı kaleme alınız diyor.

Mesele henüz çocuk denecek yaş kabul ettiğimiz evlatlarımızın da bir dünya görüşü olduğunu, onu doğru laflar etmeye ya da büyük hedeflere ulaşmaya teşvik etmemiz gereğinin bilinmesidir. Hep eğitimden ve eğitim sistemimizden şikâyet ederiz. Esas olan “şikâyet etmek mi” yoksa sisteme zorunlu da olsa muhatab olan çocuklarımızı “ yönlendirmek mi” olmalı sorusuna cevap aramaktır. İşte Rana’mın kaleminden “ağaç yaşken eğilir” atasözüne verilen cevap bazı şeyleri bulabiliriz.

Ağaç yaşken eğilir atasözü mecaz halinde anlatılır. Gerçek anlamı “bir insan çocuk iken bilgi almalı ki ileride daha çok rahat etsin”.  Çocuk veya genç birisinin anlama kapasitesinin orta yaşta birinden daha yüksek olması ile çocuk biri yetişkin birinden daha çabuk anlar. Bu yüzden çocuklara anlayabileceği kadar bilgiyi uygun bir şekilde aktarmak gerekir.

Bu bölümde eğitim sistemimizde ki yanlışlardan birinin “çocuklara eğitim dönemlerinde gereğinden fazla yüklendiğimizin, onların çocukluklarını yaşamasına engel olduğumuzu” onların dilinden açıkça ifade etmektedir. Yazı şöyle devam ediyor.   

Çocukların aklının daha taze olması ile de daha çok kafa yorar ve çok daha kolay anlar. İnsanoğlu çocuk zekâsının çok yüksek olduğunu farkettiğinden beri çocuklarla ilgili dünyada en azından Türkiye’de alabildiğince çok yenilik yapmıştır. Bunun en açık örneklerinden biri de “çocuk üniversitelerinin açılmasıdır”, diyen Rana, sorusunu da “peki bu çocukları için iyi bir şey midir, bunun araştırılması ve bulunması gerekmektedir” şeklinde ekliyor ve buna net bir cevap istiyor.

Devamen, “çocuk zekâsının yeterli olmadığı zamanlar da var tabi” cümlesi ile haddini bildiği, ayağını da yere sağlam bastığı gösteriyor şeklinde izah edilebilse de, beklentisini “fakat yine de çocuk ile fark yaratılması halinde başarı merdivenlerine daha çabuk ulaşılır” cümlesi ile tanımlıyor. Devam.

Ey eğitimciler, bir çocuk aklının şu cümle ile özgüvenine ve sorgulamasına bakar mısınız? “bu durumun çocukların hayatını, psikolojisini etkileyip etkilemediğini bilemiyorum. Yine de abartmadan çocukların da yapabileceği şeyler vardır. Hayatta mükemmel olmasa da bir çocuk fazlaca fark yaratabilir. Evet, bu durum bir ağaç ile bağlantılı olarak örneklenebilir” diyerek, sonucu “küçük bir fidan fazlaca meyve vermese de doğaya çok yararı vardır” cümlesi ile bağlıyor.

Her eğitimci, anne-baba ve büyükler de bilir ki Rana gibi düşünen ve sorgulayan birçok öğrencisi, evladı ve torunları vardır. Mesela Rana gibi düşünenleri çözmek, düşüncelerine değer vermek ve beklentilerine cevap verecek uygulamaları ve yönlendirmeleri yapmaktır.

Rana “çocuk deyip geçmeyin, bizim de aklımız, duygularımız, basamaklarını tırmanacağımız başarı yollarımız ve nihayetinde beklentilerimiz vardır. Ancak bizlere gereğinden fazla yüklenmeyin. Gelişmiş dünya çocukları gibi bizler de çocukluğumuzu yaşamak, yaşarken de düşünmek ve gelişmek istiyoruz, geleceğimizle ilgili bizim de bir çift sözümüz var” diyor. Öyle ya!

Yaşa be Rana ve Ranalar, Ebrular, Ayşeler, Fatmalar, Zeynepler,

Sizlere olsun mutlu, ilimli, sağlıklı, huzurlu ve Devletli gelecekler.

İşte çocuk, işte evlat, işte talebe.

Çalmalı geleceğimiz ilimde galebe.

Tüm çocuklara hedef insanı, hocalara da hedefe götürenler olması dileklerimle.   

Diğer torunum Rana’nın ikizi Ebru’nun da güzel yazıları var. Bir gün Onu da ele alacağım.               

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum