Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

SAHİ, SİZ KİMSİNİZ?

Kendinizin ne kadar farkındasınız? Kim olduğunuzun farkında olmak için önce kendinizi gözlemlemeniz gerekir. Gözlemleyebiliyor musunuz? Veya egonuz buna izin veriyor mu?

Sahi, siz kimsiniz, kâinatta diğer insanların yer işgal ettiğinden farklı olarak ne kadar yer işgal ediyor, kendiniz ve insanlık için neyi nasıl yaptığınızı veya neyi nasıl yapmayı düşünüyorsunuz? Vakit varken geç kalmayın ve kendinizi gözlemlemeyi deneyin. Yaşantınızı, duygularınızı ve davranış şekillerinizi gözlemleyin. Gözlemlerinizden ortaya çıkanlara bakın bakalım, ne kadarını kabulleniyorsunuz ne kadarında sahicisiniz ne kadarında maskelerle dolaşıyorsunuz? Hayatınızı neyin ekseninde dolaştırıyorsunuz? Yalanlara mı sapıyorsunuz, üç kuruşluk menfaat için? İnsanları ve kendinizi ne kadar düşünüyorsunuz? Ne kadar alma düşüncesine, ne kadar da verme düşüncesine sahipsiniz? Ne kadar bilmiyor ne kadar ego sahibi olup her şeyi bildiğinizi zannediyorsunuz? Bildiğiniz veya bilmediğiniz bir konu size sorulduğu zaman ben bilmem diyebiliyor musunuz?

Nelere öfkeleniyorsunuz veya öfkelendiğiniz zaman siz, siz olmaktan çıkıyor musunuz? Size karşı yapılan hangi hareketlere öfkeleniyorsunuz, siz de o hareketleri yapıyor musunuz? Kendinize yapılmasını veya yapılmamasını istediğiniz şeyleri biliyorsunuz ama aynı şeyleri başkalarına yapmaktan çekinip çekinmediğinizi düşünüyor musunuz? Daha neler neler.

Sahi siz kimsiniz? Kendinizden haberiniz var mı? Sizin davranışlarınızın, sevgisizliğinizin, hoşgörüsüzlüğünüzün ana kaynağı ne? Ben söyleyeyim. Sizin en büyük sıkıntınız, her şeyi bildiğinize inandıran egonuz. Herkesin sizi takdir ettiğine ve bir bilen olduğunuza inanmanız,  unutmayın! Sizi böyle düşünceler yönelten bu egonuzla yüzleşmediğiniz sürece siz bir hiçsiniz ve hiç olarak kalacaksınız.

İşte bunları gözlemleyebilirseniz, kim olduğunuzu görmüş olursunuz. Unutmayın, insanların değerini ve kişiliğini, sadece yaptıkları ve söyledikleri değil yapmadıkları ve söylemedikleri de belirler. Yaptıkları ve yapmadıklarıyla kim olduğunu ortaya koyar. Söyledikleriyle yaptıkları çelişiyorsa, bu da onun ne kadar ikiyüzlü ne kadar maskeli ve güvensiz olduğunu ortaya koyar.

Davranışlarınıza ve sözlerinize dikkat edin. Davranışlarınız ve sözleriniz sizi ele veriyor. Kendiniz gibi olun. İnanın kendiniz gibi olmanız, size hiçbir şey kaybettirmez, aksine çok şey kazandırır. Ne ananız gibi olun ne babanız gibi ne de bir başkası gibi olmayı düşünün. Kimlik arayışına girmeyin. Eğer gözlemlerinizde bunlar varsa, onlar olmaktan uzaklaşın ve taklit ürün olmaktan, onların kimliğine bürünmekten kurtulun. Herkes farklı renktir, herkes hayatın farklı yönünü gören ve yorumlayabilecek akla sahip olan, farklı düşüncelere sahip bireylerdir. Kendinizi, öz benliğiniz ve kişiliğinizle kabul ettirin. Kabul ettirin ki, bir kimliğiniz olsun.

Kendinizi gözlemleyip, hatalarınızla, yaptığınız ve yapmadıklarınızla yüzleşip, hayatınızı düzene soktuktan sonra, insanları da sağlıklı olarak gözlemleme fırsatını elde edebilirsiniz. O zaman, gözlemlerinizde kınayıcı, kusur arayıcı ve eleştirisel yaklaşımdan uzaklaşırsınız. Farkındalığınızı sağladığınız zaman, insanlarla olan ilişkilerinizi sağlam temele oturtacak kriterleri elde eder, insanları nasıl tanıyacağınızı ne kadar değer vereceğinizi görürsünüz. Seçimleriniz de ona göre şekillenir, kolay kolay yanılmazsınız.

Sakın insanları şekilleriyle, renkleriyle değerlendirip yeterli veya yetersiz diye ayırım da yapmayın, tanımlamayın. Bu tanımlamalarla insanları tanıyamaz, yanılırsınız. Peki, neyle ve nasıl tanımlayacaksınız? Eğer onları tanımak istiyorsanız ne konuştuklarına bakın. Nelerden bahsediyor, bahsettiği konularda ne kadar tutarlılar? Söz verdikleri zaman sözlerinde duruyorlar mı? En az konuştukları kadar dinlemesini de biliyorlar mı? Dün ak dediklerine bugün kara mı diyorlar?

Tabii ki insanları tanımanın en önemli kriterlerden birisi de kişinin ne okuduğu ve ne seyrettiğidir. Kişinin okuduğu ve seyrettiği neyse, onlar, onun kişiliğini yansıtan düşüncelerini ve hayat görüşünü gösterir. Okumayan insanın bir hayat görüşü yoktur, hiçbir olumlu bilgiye de sahip değildir.

Boş zamanlarını neyle değerlendiriyorlar ve neye önem veriyorlar, o da önemli bir kriterdir. Onları da gözlemlemek lazım, haklarında karar verebilmek için. Gözlemledikleriniz, onların ruh hallerini, hayat felsefelerini ortaya koyar. Eğer tutarlı bir eleştiri yapıyorsa, bir fikri vardır, yok eleştiri yapmıyor her şeyi kabullenir gibi görünüyorsa, kendisini işin oluruna bırakmış veya hiçbir fikri, hayata hiçbir katkısı yok demektir. Ama işin asıl önemli noktasını kaçırmayın. O da sizin edindiğiniz insanlık kimliği ve olgunluğunuzdur.

Sahi, siz kimsiniz, karar verdiniz mi? Siz insanları bu kriterlerle bile olsa tanımaya çalışırken, kendiniz bunların hangisine sahipsiniz? Eğer bu gözlemler siz de yoksa zaten bunları göremezsiniz. En iyisi siz başkalarını boş verin, kendinizi sorgulayın ve ne durumda olduğunuza kendiniz karar verin.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.