1. YAZARLAR

  2. İlker Kırnaz

  3. Ü-RE-TE-CE-ĞİZ...
İlker Kırnaz

İlker Kırnaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Ü-RE-TE-CE-ĞİZ...

A+A-

Her sene sonunda kullanılan o klasik cümleyle başlayalım biz de yazımıza; “Acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz.

Evet koca bir yıl daha geçti gitti. Ülkemiz adına içinde birçok sınavı da barındıran 2018 yılının son günlerini yaşıyoruz artık.

Allah’ım hepimize hayırlı bir 2019 yılı nasip etsin, sağlık, huzur ve mutluluk versin inşallah.

Konyaspor’umuz içinde 2018 yılı oldukça gergin geçti. 2017/2018 sezonu öncesi transferde yapılan fahiş hatalar neticesinde özellikle Ocak-Mayıs arası ruh sağlığımız ciddi manada bozuldu.

Sergen Yalçın ve ekibi ile iyi bir uyum yakalayan futbolcu kardeşlerimiz arkalarına Büyük Konyaspor Taraftarı’nı da alarak belki de şehri ipten aldılar. 

Bu mali yapıyla bir alt lige düşmek, alt ligdeki kaynakları da düşündüğümüzde uçurumun kenarına gelmekti çünkü Konyaspor için.

2018/2019 sezonuna yeni yönetim ile merhaba diyen Konyaspor, Rıza Çalımbay ile anlaşarak sezona merhaba dedi. Kamp dönemi, transferler, uyum sorunları derken lige aslında çok da kötü bir giriş yapmayan Konyaspor’umuz, “çıtanın yükselmesine bağlı olarak” beklenen başarıların gelmemesi gerekçesiyle Rıza Çalımbay ile yollarını ayırdı. Bu ani teknik direktör değişimi sonrasında da takımın başına Aykut Kocaman geldi. Bir anda takımda, şehirde inanılmaz bir pozitif hava ve enerji oluştu. Oynanan 5 karşılaşmada alınan 8 puan ise taraftarın en azından ligin ikinci yarısına umutla bakabilmesine neden oldu.

Konya’mızda oluşan bu hava daha büyük başarıların oluşmasına güzel bir zemin hazırlayacak gibi. Şuan sanki bir bahar akşamüstü, göl kenarında güneşin batışını elinde oltasıyla izleyen ve kuş sesleriyle tüm dertlerinden uzaklaşmış biri gibiyiz hepimiz.

İnşallah bu hava böyle devam eder.

Ancak Konya’daki bu atmosfere çok zıt bir atmosfer ülkemizdeki futbol dünyasında mevcut.

Özellikle bu sezon başı uygulamaya konulan yeni kurallar ve VAR gibi “doğru uygulandığında” futbol dünyasında belki de çığır açacak bir teknoloji mevcut artık.

Ancak ülke olarak şuan ruh sağlığımız öyle bozuk bir durumda ki, bu tür uygulamalar bile insanları futbolun içine çekmiyor, çekemiyor.

Milli Takım başta olmak üzere, Avrupa’da boy gösteren kulüplerimizdeki başıbozukluk ve yönetim zafiyetleri, futbol izleyicisini haliyle sektörden uzaklaştırıyor.

Yayıncı kuruluşun her hafta değişik ambalajlar kullanarak satmaya çalıştığı bu meta, ne yazık ki artık talep görmüyor.

Doğal olarak da böyle reytingi olan bir sektörden halkın uzaklaştığını gören sponsorlar ve reklam verenlerin, bundan sonraki senelerde bu kadar cömert davranmayacağı da çok açık.

Her geçen sene heyecanı artıyormuş gibi gözüken ama kalitesi yerlerde sürünen bir lig izliyoruz.

Mali anlamda bu destek sağlayıcıların da sektörden kaçmaya başladığı bir atmosferde, bundan sonraki dönemde kendi üreten takımlar ayakta kalacaklar.

İşte tam bu gerekçe ile bundan sonraki sezonlarda en şanslı takımlardan birinin Konyaspor olduğunu düşünüyorum.

Aykut Kocaman ile olan evliliğimizin uzun yıllar sürmesi durumunda da bu hayalin realiteye dönmesi çok muhtemel.

Bizler taraftar olarak başarı kıstasımızı sadece ligdeki saygın bir pozisyon ya da Avrupa Kupaları’nda mücadele edecek bir takım olarak koymamamız gerekiyor.

Bence asıl başarı hocanın da önceki senelerde defalarca vurguladığı gibi bu başarıları istikrarlı bir hale getirebilmektedir. Bunun da yolu ya kendin üretmekten ya da ciddi araştırmalar yaparak yetenekli futbolcuları daha membasında bulup, Konyaspor’a kazandırmaktan geçiyor.

En azından şahsi olarak benim önümüzdeki sezondan itibaren başarı kıstasım budur.

Bu anlamda yönetimin yurt dışında pilot takım düşüncesini çok önemsiyorum.

Ajax ise bu düşüncenin ortaya çıktığı en önemli yerlerden biri olduğu için çok doğru nokta bence.

Yeni Bajicler, Skubiçler, Amirler, Miloseviçler gerekiyor bize.

O efsane filmdeki unutulmaz repliği biraz değiştirirsek eğer;

Aykut Kocaman neydi?

Aykut Kocaman emekti, üretmekti, adaletti, iyilikti,

Her şartta ekmek yediği kulübün menfaatlerini düşünmekti,

Futbola çağ atlatmak istemekti,

Saçma sapan dayatmalara boyun eğmemekti, haksızlığa karşı dik durmaktı...

Bu projeler hayata geçip de meyvelerini vermeye başladığında zaten o istediğimiz saygın lig sıralamaları, Avrupa Kupaları da gelecek.

Çıtayı hep yükselttik, şimdi en tepeye koyalım artık.

Dünya futbolunun Ajax’ı, Porto’su, Monaco’su olalım, ne dersiniz?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT