VEFA VAKTİ MOTTOSU!

İthal kelimelere ve kavramlara olan hayranlığımız tam gaz devam ediyor. Güzel Türkçemizi ne kadar kırdığımızın, incittiğimizin ve küstürdüğümüzün belli ki farkında değiliz!

Cümle şöyle başlıyor;

“Sevgide çekilen cefada binlerce vefa vardır”, sözünden ilham alınarak, “ Vefa Vakti” mottosuyla gerçekleştirilecek 746. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma törenleri… diye devam ediyor.

Hem vefa vakti diyeceğiz, hem de, onu takdim ederken yanına  “motto” kavramını ekleyerek  anlatacağız, açıklayacağız dinleyenlere…

Konuşmalarımızı ve açıklamalarımızı “motto” gibi Türkçe olmayan, Türkçeyle bağdaşmayan kelimeleri kullanmadan yapamıyor muyuz?

Ne derseniz deyin, “Vefa Vakti mottosu”, konuşmacıların ve açıklamalarda bulunanların çok hoşuna gitmiş görünüyor! Öyle olunca da, açıklamalara ve konuşmalara damga vurmaya devam ediyor.

Motto, İtalyanca bir kelime!

İtalyancadan dilimize sessiz sedasız geçen,

Mottolu anlatımlara,

Mottolu açıklamalara ne kadarda çok ihtiyacımız varmış!

Motto’nun eklendiği Vefa Vakti kavramı, bu eklemeyle birlikte kuvvetlenecek, güzelleşecek, zenginleşecek ve renklenecek diye düşünülmüş olacak ki, İtalyanca Motto, Vefa vaktine “cuk” oturmuş görünüyor!

Vah benim güzel Türkçem vah!

Karamanoğlu Mehmet Bey’in,  13 Mayıs 1277’de, Selçuklu payitahtı olan Konya’da yayınlamış olduğu,  “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” ferman, başını dağlara, taşlara çarpsa, bağıra bağıra ağlasa ne olacak?

Kim duyacak?

Kim biz ne yapıyoruz diyecek?

Kim yanlışından dönecek?

  

MOTTO NE DEMEK, MOTTOYA NE GEREK?

Vefa vakti mottosuyla demişken…

Aynı zamanda…

Vefa vakti parolasıyla…

Vefa vakti sloganıyla da diyebilirdiniz!

Çünkü, Motto’ya dünya kadar Türkçe karşılık bulmuşuz!

Mesela, Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre, özdeyiş demek, slogan demek.

Aynı sözlüğe göre slogan, “Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz, motto / Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya söz” anlamlarında.

Motto’nun Türkçe’de karşılığı;  

Düstur demek,

Vecize demek,

Özdeyiş demek,

Bunlardan herhangi birini kullanmak varken, motto ne demek?

Neyin nesi demek?

Dahası;

Mottoya ne gerek?

Demek ki, gerek varmış diyenlerde olabilir.

Olabilir, lakin, Türkçemize yazık ederken, yarın hepinize yazıklar olsun diyeceklere verecek, makul ve mantıklı bir cevap bulmak, bayağı bir zor olacak!

 

TÜRKÇE, MOTTO BENZERİ KELİMELERLE,  EN ZOR GÜNLERİNİ YAŞIYOR!

“Motto” kelimesi İtalyanca’dan gelirken,  kelimenin kökeni ise Latince’de “muttire” sözcüğünden geliyor.

Muttire sözcüğü  ise “mırıldanmak, söylenmek” anlamı taşıyor.

Mesela, Vefa Vaktini mi mırıldanacağız desek, şaşırmayacak mısınız?

Yabancı kelimeler, ne kadar cazip, ne kadar çekici, ne kadar ışıltılı ve pırıltılı gözükse de, Türkçede karşılığı olan anlamları karşılamıyor!

Bütün bunlara karşılık, motto gibi ve benzeri, bir çok yabancı kelime ve kavrama, anlamı nereye çıkarsa çıksın, göze ve kulağa hoş geliyor diye,  kapılarımızı ardına kadar açmakta en ufak bir tereddüt dahi göstermiyoruz.

Böyle olunca da;

Motto, tanımlayıcı ve tamamlayıcı olma özelliğine sahip olduğu düşünülerek, Türkçemize merhaba demesi uygun görülmüş durumda!

Türkçemiz motto gibi kelimelerle,  en zor günlerini yaşıyor.

Türkçe kavramların ve kelimelerin yerine geçen,

Geçirilen, tercih edilen,

Israrla kullanmaktan vazgeçilmeyen,

Değişik dillere ait kelimeler,

Bizi biz olmaktan ve dilimiz olan Türkçemizden uzaklaştırıyor.

Yaşadığımız şehirde, işletmelerin, kafelerin ve ticari firmaların tabelalarında,

Türkçeyle uzaktan-yakından alakası olmayan,

Yabancı dillere bile ait olduğu şüpheli,  

Sonradan türetilmiş kelimelerin, arkasına, ortasına ve arasına gelişigüzel eklenen,

 “X” gibi, “Q” gibi, “W” gibi kelimelerle trajikomik, hiçbir anlamı olmayan,

Sadece bu değişikliği yapanların şu kavrama benzedi, şunu çağrıştırdı diyerek mutlu olduğu bir süreç yaşıyoruz!

 

OLAN HEP GÜZEL TÜRKÇEMİZE OLUYOR!

1940lı yıllarda, Ülkemizin bir ucundan bir ucuna giden trenlerde, Şirket-i Hayriyye’nin Boğaziçi’nde çalışan vapurlarında, herkesin rahatlıkla görebileceği ve okuyabileceği şekilde bir yazı asılıydı.

Ne mi yazıyordu o yazıda?

“Vatandaş Türkçe konuş!”

Türkçe konuşmuyoruz, Türkçe yazışmıyoruz.

Akıllı telefonlarda, bilgisayarlar da yapılan mesajlaşmalarda, kullanılan kısaltmalar, kullanılan argo kelimeler, Türkçemizin canına okumuş durumda.

Motto ve onun gibi yabancı kelimeler,

Algımızı alt-üst etti,

Zihnimizi bulandırdı,

Kafamızı karıştırdı.

Türkçemiz içinde yeni arayışlar yapacağımız yerde, Avrupa dillerinde turlar atıp, yeni kelimeler keşfetmenin, bulmanın heyecanını yaşıyoruz!

Bu konuda, argo bile neredeyse küçük dilini yutacak!

Sevgili okurlar!

Olan hep güzel Türkçemize oluyor! Bir zamanlar Çin denizinden Adriyatik kıyılarına kadar tek bir dil bilseniz yeterdi. O dil Türkçeydi. Türkçemizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarma adına, özümüze, sözümüze, kendimize dönmemiz gerekiyor, hem de en kısa zamanda!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum