1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. YAZ KURAN KURSLARI VE EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

YAZ KURAN KURSLARI VE EĞİTİM ANLAYIŞIMIZ

A+A-

Yaz tatilinde camilerimizde çocuklara dini eğitim verilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığının güzel bir uygulamasıdır. Ancak her nedense en son öğretilecek olanlar ilk önce öğretilmeye çalışıldığı için beklenen sonucu aldığımız söylenemez. Namaz kılanların giderek azalması sadece bilgisizlikten değildir. Hele bizim Konya halkı için bunu hiç söyleyemeyiz. Öyleyse başka bir yanlışımız var. Cumalara bile düzenli gitmeyen hafızlarla, İmam Hatip Okulu mezunlarıyla hepimiz karşılaşmışızdır. İlmihal bilgilerinde çok ileri olan deistlerin, ateistlerin ve inanç yönünden iyice sapıtmış insanların da giderek çoğaldığını çoğumuz biliyoruz. Öyleyse dini öğretmede önemli eksik ve yanlışlarımız olduğunu kabul etmeliyiz. Hatta bu anlamda eğitim sistemimizi bile sorgulamalıyız.

Bence buradaki en önemli yanlışımız, bu kısa süre içinde en öncelikli olan iman ve ibadet bilgilerini bile tam olarak verme imkânı yokken, çocuklara elif cüzü okutmamızdır. Gelecek yıl tekrar etme gereği duyarak, çocuklar tekrar elif cüzüne başlatılıyor. Kurana geçtiği zaman da çocuğun yaşı ilerliyor ve ondan sonra ele avuca sığmaz oluyor. Böylece asıl öğretilecek, sevdirilecek, ömür boyu ve her an kalbinde, zihninde yaşatılacak olan iman bilgileri yarım kalıyor. Özellikle iman bilgileri (Amentü), çocuğun samimi bir iman sahibi olacağı şekilde öğretilmemiş olduğu için bunları yaşıyoruz.

Bir eğitimci olarak yıllardır bu durum dikkatimi çekiyor ve üzülüyorum. Yıllar önce mahallemizdeki caminin hocasına, yaz kursunda çocuğuma sadece iman bilgilerini öğretmesi için rica ettim, tamam dedi. Birkaç gün sonra çocuğun yine elif cüzü okuduğunu görünce tekrar gidip, konuşmamızı hatırlattım. Sadece iman bilgileri için bu zamanın fazla olduğunu söyledi. Ayrıca tüm çocuklara ne öğretiliyorsa ona da aynı şeyin öğretileceğini, ayrım yapamayacağını söyledi. Müftülüğün emri gereğince kuran öğretimine ağırlık verilmesi gerekiyor, dedi. Oysa iman bilgileri için o kısacık zaman az bile gelirdi. Biliyoruz ki hocalar, sadece Allah’a iman konusunu bile kırk yıl anlatsa bitiremezler.

Çoğumuzun ailesinde ileri düzeyde dini eğitim almış insanlar vardır. Hem dini eğitim almış, hem de dine aykırı düşünce ve davranışlar içinde olanlara dikkat ediniz: Ya iman bilgileri eksiktir, ya yanlıştır, ya da sadece ezberden ibarettir. Müslüman toplumların kafasını karıştırmak, dini bilgilerinde onları şüpheye düşürmek, dinden uzaklaştırmak suretiyle Müslüman toplumları zayıflatmak için özel yetiştirilmiş olan yerli-yabancı ajanlar hep olagelmiştir. Onların karşısında kale gibi durabilecek, onları mat edecek kaç gencimiz çıkar? İşte bunu başaracak olanlar, iman bilgileri bakımından tam donanımlı ve dolayısıyla imanında hiçbir şek ve şüpheye yer kalmayacak şekilde, samimi yetiştirilmiş olanlardır.

İman bilgileri bakımından iyi bir eğitim almış olanlar her ne kadar bir din görevlisi veya İlahiyatçı kadar dini bilgiye sahip olmasalar da imanlarındaki samimiyet onları eksik kalan bilgileri hayat boyu tamamlamaya, geliştirmeye yönlendirir. Böylelikle bu onları dini yaşamaya, onun hem dünya ve hem de ahreti kuşatan nimetlerinden yararlanmaya, dinde anlayamadıklarını anlamaya götürür. İman bilgilerinin başında Allah’a iman vardır. Bu insanı Allah’a yaklaştırır. Allah’a yakınlık, her yerde, her şeyde, her an Allah’ın isim ve sıfatlarını görme, dünya-ahret Allah’la olma mutluluğunu kazandırır.  

Diyanet İşleri Başkanlığı ve sorumlu bakanlık, özellikle vakit namazlarında cami cemaatinin giderek niçin azaldığı konusunda kapsamlı bir araştırma yapmalıdır. Ahir zaman alameti diyerek işi geçiştirmek akılla ve vicdanla bağdaşmaz. İnsanımıza öncelikle iman bilgilerinin öğretilmesi gerekir. Kuran’da anlatılan hikâye ve olaylarla, evrendeki işleyiş ve çevremizdeki canlı örneklerle bu bilgilerin desteklenmesi, insanımızın her şeyden önce samimi, tahkiki iman seviyesine eriştirilmesi gerekir. Bu durum, Hukuk Fakültesinde okuyan öğrencilere öncelikle ileri düzede bir hak, adalet, vicdan duygusu ve sorumluluk bilinci kazandırmadan, buna gerek bile görmeden, öğrencinin kafasına bir yığın teorik hukuk bilgisi yüklemek gibidir. Hem de adalet gibi en önemli, en hassas bir alanda sürüp giden bunca yanlışlık ve haksızlığa rağmen, bir türlü yoluna koyamadığımız bu kötü gidişin böyle bir eksiklikten kaynaklandığını bir türlü anlamak ve kabul etmek istemediğimiz gibidir. Allah’a emanet olunuz.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum